"İnsanın çekirdeği olan kalb, ubudiyet ve ihlâs altında İslâmiyetle iska edilmekle imanla intibaha gelirse, nurânî, misâlî âlem-i emirden gelen emirle öyle bir şecere-i nurânî olarak yeşillenir ki, onun cismânî âlemine ruh olur." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Bu paragrafta, kalbin inkişaf yolu şöyle nazara veriliyor:

Kalb kulluk toprağı altına ihlasla girecek, yâni kulluk vazifelerini Rabbinin rızasını gözeterek yerine getirecek, İslâm'ın emirlerini tutacaktır ki, intibaha gelsin, açılsın, büyüsün.

Ubûdiyet kulluk demektir. İnsan sonsuz olan aczini, fakrını ve kusurunu ne kadar çok idrak ederse, ondaki kulluk şuuru da o nisbette inkişaf eder. Aksi halde gafleti artar, gurur ve kibri gelişir.

Aczinin, fakrının, kusurunun şuurunda olmaya ubûdiyet, bunun icabını yapmaya da ibâdet deniyor. Ubûdiyet devamlıdır, ibâdet ise belli vakitlerde yapılır. İnsan daima kuldur, ama daima ibâdet etmez. Meselâ, ikindi namazını kılan bir kişinin akşam namazının vakti girinceye kadar ibâdet mükellefiyeti yoktur. Ama ubûdiyeti devam etmektedir; harama bakamaz, yalan söyleyemez, gıybet edemez, insanları aldatamaz, kul hakkını çiğneyemez...

İnsan, bütün bu ubûdiyet vazifelerini ihlas ile yâni, sadece Allah rızası için yerine getirdiğinde kalb çekirdeği inkişaf eder.

Böylece intibaha gelen bir kalb, “insanın cismanî âlemine ruh olur.” Yâni, nasıl bedendeki âzalar ruhun emriyle hareket ediyorlarsa, böyle bir kulun cismanî âlemi de o nurlanmış kalb ile canlanır, hayatlanır. Bütün âzaları hayırlı işlerde kullanılmakla manen hayatlanırlar, Üstad'ın ifadesiyle; “cennete layık bir kıymet” alırlar.

Böyle bir kalbin sahibi bedenini rıza dairesinde kullandığı gibi, o bedene hizmet eden bütün bir kâinatı da hayırlı işlerine ortak etmiş olur. Artık kâinat onun ikinci ve daha büyük bir bedeni gibi olur.

Allah, insanı bütün âlemleri kuşatacak mahiyette yaratmış, harika cihazlarla ve eşsiz latifelerle teçhiz etmiştir. İnsan akıl sayesinde âlem-i mânayı idrak eder. Dili sayesinde bütün nimetleri tadar; gözü ile bütün renkleri seyreder. Daha buna benzer binlerce hissiyat ve cihazat, insan fıtratında mevcuttur. Bu mahiyette başka bir varlık yoktur. İnsan kâinat ağacının en son ve en mükemmel meyvesi, neticesi ve bütün âlemlerin haritasıdır.

Bedenimizin çeşitli gıdalara ihtiyacı olduğu gibi, imanın mahalli, muhabbetin merkezi ve esmânın tecelligâhı olan kalbimiz de iman, marifet, muhabbet, zikir, namaz ve şefkat gibi âli hislerle hayatiyetini devam ettirir, bunlarla huzura kavuşur. Kalb sağlam olursa, diğer âzalar da sağlam olur. Resul-i Ekrem Efendimiz (asm.) şöyle buyururlar: “Vücutta bir et parçası vardır ki, o sağlam olursa bütün vücut sağlam olur; o bozuk olduğu zaman bütün vücut bozulur. Dikkat edin, işte o kalptir.”

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...