"Eğer o kalb çekirdeği böyle bir terbiye görmezse, kuru bir çekirdek kalarak nura inkılâp edinceye kadar ateş ile yanması lâzımdır." cümlesini izah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Kalb çekirdeği günahlarla, isyanlarla kararır. Eğer insan samimi bir tövbe ile bu yanlış ve karanlık yoldan dönerse ve salih amellerini artırmaya devam ederse, kalbi yeniden nurlanır. Aksi halde bu nurlanma işi ahirete kalır; cehennem azabını tattıkça isyan lekeleri ve zulmetleri ortadan kalkar ve sonunda nura inkılâb etmekle cennete girmeye liyakat kazanmış olur. Bu ise, ancak imanla göçen, fakat mizanda günahları sevaplarından ağır gelen bir mü’min için söz konusudur. İşlediği günahlar onun iman nurunu söndürmediği ve kabre imanlı göçtüğü için sonunda yine cennete varır. Ancak, bozulmuş çekirdek gibi asliyetini kaybeden ve kabre imansız göçen kalbler için böyle bir akıbet söz konusu değildir.

"Günahları bitinceye kadar cehennemde azap görür" ifadesi iman ile göçen günahkâr mü’minleri içindir. Yoksa kâfirin çürümüş ve kararmış kalbi ateş içinde yansa da nura inkılab etmez.

Kıyametin kopup dünya imtihanın kapanmasıyla Hz. Âdem’den beri yaratılan bütün insanlar ve hayvanlar, bahar mevsiminde bütün arzın dirilmesi gibi, yeniden diriltilecek ve “mahkeme-i kübrâ” kurulacaktır. İnsanların işledikleri zerre miskal hayır ve şer sergilenecek ve bütün sırlar ortaya dökülecektir. Hâkim, Âdil, Rahîm, Kahhar, Cebbar gibi çok esmâ kemaliyle tecelli edecektir. Mahşer, mizan ve Sırat safhalarından sonra berat senedini alanlar; “Size selâm olsun! Tertemiz oldunuz. Haydi, ebedî kalmak üzere girin buraya (cennete).” (Zümer Suresi, 73) hitabına mazhar olacak ve son durak olan ebedî cennete gireceklerdir.

Şirk ve küfür ehli olanlar; “Ey mücrimler (suçlular)! Ayrılın bu gün!” nidası ile sarsılacak ve cehenneme girecekler ve orada ebedî olarak azap çekeceklerdir.

Cennete girmenin vesikası iman olduğu için, iman ile göçen ve günahları sevaplarından ağır gelen mü’minler cehennemde cezalarını çektikten sonra tekrar cennete gireceklerdir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Kategorileri:
Okunma sayısı : 6.660
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

Kullanıcı

Bu paragrafta geçen Ateş kelimesi neyi ifade ediyor.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Sorularla Risale

Bediüzzaman Said Nursi'nin Mesnevi-i Nuriye eserinde insanın yaratılış amacını, kalbin inkşafını (açılıp gelişmesini) ve bu potansiyel değerlendirilmediğinde ortaya çıkan dikey kaybı çok güçlü bir ağaç (şecere) metaforuyla anlatır.

Burada geçen "ateş" kelimesinin ifade ettiği anlamları birkaç derinlikte ele alabiliriz:

1. Cehennem Azabı ve Uhrevi Karşılık

En zahiri ve ilk akla gelen anlamıyla "ateş", kalbini iman, ubudiyet (kulluk) ve ihlas ile sulamayan, onu manen kurutan insanın ahirette maruz kalacağı Cehennem azabıdır. İslam inancına göre, temizlenmeyen ve asıl fıtratını bulamayan günahkar veya imansız bir nefis, o nurani kıvama (nura inkılab edinceye kadar) ulaşmak için temizleyici ve cezalandırıcı bir unsur olarak ateşle yüzleşir.

2. Dünyevi ve Manevi Vicdan Azabı (Hasret ve Pişmanlık)

Risale-i Nur külliyatının genel süzgecinden baktığımızda, ateş sadece ahiretteki maddi bir alev değildir; aynı zamanda bu dünyada ve berzahta (kabir aleminde) başlayan manevi bir azaptır.

İnsan, sonsuz şeyleri isteyecek ve sonsuz acılara karşı korunmak isteyecek bir potansiyelde (çekirdek vasfında) yaratılmıştır.

Eğer kalp, kullukla sulanıp bir iman ağacına dönüşmezse; dünyadaki ayrılıklar, acılar, fânilik, geleceğe dair korkular ve tatmin edilemeyen arzular insanın içine birer ateş gibi düşer. Bu, fıtratın kendi potansiyelini gerçekleştirememesinden doğan bir "iç yanması", hasret ve pişmanlık ateşidir.

3. Tasfiye ve Temizlenme Süreci (İnkılab Sırrı)

Metindeki en can alıcı yerlerden biri "nura inkılab edinceye kadar" ifadesidir. Buradaki ateş, ham bir madeni eritip saf altın haline getiren potaya (fırına) benzer. Kalp çekirdeği dünyada İslamiyet suyu ile sulanıp yeşermezse, kendi içindeki o kömür seviyesindeki potansiyeli elmas/nur seviyesine çıkarmak için acı, azap ve yakıcı bir tasfiye (temizlenme) sürecinden geçmek zorunda kalır. Yani ateş, bir yönüyle hamlığı, kirliliği ve isyanı yakıp kül eden, geriye sadece fıtratın özündeki o nuru bırakan zorlu bir arınma sürecini sembolize eder.

Özetle; Paragraftaki ateş; insanın kendi fıtratına ihanet etmesi, kalbini manen öldürmesi neticesinde hem bu dünyada ayrılık ve amaçsızlıkla kıvranması, hem de ahirette o inkılabı (nura dönüşümü) zorunlu ve acı bir temizlenme süreci olan Cehennem azabıyla yaşaması demektir.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Yükleniyor...