"Hadsiz adasına karşı bir nokta-i istinad aramakla, vicdan daima Vacibü’l-Vücuda bakar." Sınırsız düşmanlardan maksat nedir?
Değerli Kardeşimiz;
Bediüzzaman Said Nursi’nin düşüncesinde, insanın sınırsız düşmanlardan (hadsiz a’dâ) kasıt, insanın varlığına, huzuruna ve hayatına yönelik tehditlerdir. Bu düşmanlar, hem maddi hem de manevi düzeyde ele alınır ve insanın fâni oluşundan, acziyetinden ve ihtiyaçlarından kaynaklanır. Bu düşmanlardan kurtulma ihtiyacı, insanın vicdanını Allah’a yönlendiren temel bir unsurdur. Bu düşmanlar aşağıdaki gibi tasnif edilebilir:
Kâinattaki Maddi Tehditler
- İnsan, hayatta kalabilmek için sürekli dış tehditlerle karşı karşıyadır:
- Doğal afetler: Depremler, fırtınalar, hastalıklar gibi doğanın kontrol edilemeyen güçleri.
- Biyolojik tehditler: Mikroorganizmalar, salgın hastalıklar ve insan vücuduna zarar veren unsurlar.
- Hayatın geçiciliği: İnsan, ölüme karşı koyamaz ve hayatı sürekli tehdit altındadır.
- İnsan, hayatta kalabilmek için sürekli dış tehditlerle karşı karşıyadır:
Toplum ve İnsanlar Arasındaki Tehditler
- İnsan, sosyal bir varlık olarak başka insanlarla ilişki içerisindedir. Bu ilişkilerde:
- Haset, düşmanlık ve zarar verme eğilimleri olabilir.
- Adaletsizlik ve zulüm, bireyin maddi ve manevi huzurunu tehdit eder.
- İnsan, sosyal bir varlık olarak başka insanlarla ilişki içerisindedir. Bu ilişkilerde:
Nefs ve Şeytandan Gelen Tehditler
- İnsan, iç dünyasında sürekli nefisle ve şeytanın vesveseleriyle mücadele hâlindedir:
- Nefsin istekleri: Dünyaya aşırı bağlanma, günahlara meyletme.
- Şeytanın vesvesesi: İnançsızlık, güvensizlik ve günaha yönlendirme.
- İnsan, iç dünyasında sürekli nefisle ve şeytanın vesveseleriyle mücadele hâlindedir:
Kâinatın her şeyi ile Allah’ın tedbir ve idaresinde olduğuna inanmadığında, insan için her şey potansiyel birer düşmana dönüşüyor.
Mesela, üzerinde yaşadığımız dünyanın yuları, tedbiri ve idaresi Allah’ın elinde değil de tesadüfün elinde olduğunu vehmedersek; beşiğimiz, hanemiz ve yuvamız olan dünya her an bir yıldıza çarpıp hayatımızı yok etmesi mukadder bir düşmana dönüşür. Ama tedbir ve idaresinin Allah’ın elinde olduğuna inanılırsa gayet dost bir hane ve yuva olur.
Gezegenler, yıldızlar da hakeza her an dünyamıza çarpıp paramparça etmesi mukadder birer düşman hükmündedir.
Mikroplar, hastalıklar, bela ve musibetler hayatımızı tehdit eden birer düşmandırlar.
Zaman hayatımızı yiyip bitiren bir düşman, toprak cesedimizi çürütecek bir düşman, su bizi boğması mukadder bir düşman vesaire örnekleri çoğaltabiliriz. İnsan kâinata iman gözü ile bakmazsa her şey birer düşmana dönüşür.
Ama iman nazarı ile bakıldığında her şey vazifeli birer memur, her hadise yüksek bir hikmet ve güzellik barındıran birer dost hükmüne geçer. Hatta ölüm ebedi saadete götüren bir at, hastalık insanı kemale ve sevaba eriştiren bir nimete dönüşür.
Netice olarak;
"Sınırsız düşmanlar" ifadesi, insanın hem fiziksel hem de manevi tehditler karşısındaki çaresizliğini ifade eder. Bu durum, insanın vicdanında Allah’a yönelme ihtiyacını doğurur. İnsan, bu sınırsız düşmanlara karşı sadece Allah’ın sonsuz kudretine güvenerek huzur bulabilir. Bu bakış açısı, insanın zayıflığını ve Allah’a olan mutlak ihtiyacını anlamasına vesile olur.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü