"Hayatım, acz ve zaafıyla ve fakr ve ihtiyacıyla Halık-ı hayatın kudret ve kuvvetine ve gına ve rahmetine ayinedarlık eder." İzah eder misiniz?
Değerli Kardeşimiz;
"Hayatımın Hâlık'ıma bakan fıtrî vazifelerine ve mânevî faidelerine baktım. Gördüm ki hayatım, hayatın Hâlık'ına üç cihetle âyinedarlık ediyor:
Birinci Vecih: Hayatım, acz ve zaafıyla ve fakr ve ihtiyacıyla Hâlık-ı hayatın kudret ve kuvvetine ve gınâ ve rahmetine âyinedarlık eder..." (Şualar, 4. Şua, Beşinci Mertebe-i Nuriye-i Hasbiye)
Sonsuz bir kudret, ancak sonsuz bir acizlik ile hissedilip bilinebilir. Bunun içindir ki Allah, insana hadsiz bir acz ve nihayetsiz bir zaaf vermiş. İnsan her acizliğinde sonsuz bir kudreti hisseder ve ona iltica eder, ona sığınır, ona dua ve niyazda bulunur. Şayet insan her ihtiyacını ve her aciz kaldığı durumu kendi havl ve kuvveti ile halletmiş olsaydı; Allah’ı bilmesi, ona iltica, dua ve niyaz ile yakınlaşması zor olurdu.
İnsan, yaşamı boyunca aciz ve zayıf olduğunu, her an her şeye muhtaç olduğunu fark eder. Bu durum, yani kendi yetersizliği ve ihtiyaçları, onu her şeye gücü yeten, sonsuz zenginliğe ve merhamete sahip olan Yaratıcı'sına yöneltir.
Mesela yeni doğmuş bir bebek, hayatta kalmak için annesine ve babasına tamamen muhtaçtır. Kendi başına yiyemez, içemez, hatta ihtiyaçlarını dile getiremez. Bu, onun en saf acz ve zaaf hâlidir.
Bu muhtaçlık, ebeveynlerinin ona karşı duyduğu sevgi ve merhameti harekete geçirir. Bebek, ebeveynlerinin cömertliğini, gücünü ve merhametini yansıtan bir ayna gibidir.
Aynı şekilde insan da bu kâinatta bir bebek gibidir. Kendi ihtiyaçları ve yetersizlikleri, onu tüm kâinatı yaratan ve yaşatan Yüce Yaratıcı'nın sonsuz cömertliğine (gına) ve rahmetine yöneltir.
Özetle, insan kendi sınırlılıklarını ve eksikliklerini gördükçe, Yaratıcı'nın sınırsız kudretini ve rahmetini daha iyi anlar. Bu yüzden insanın aciz ve muhtaç hâli, Allah'ın kudret ve rahmetini yansıtan bir ayna gibidir.
İlave bilgi için tıklayınız:
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü