"İslâm mukadderatıyla alâkadar olan bu dehşetli harb-i umumî" İkinci Dünya Savaşı, neden İslam mukadderatıyla alakadardır?
Değerli Kardeşimiz;
"Küre-i arzı herc ü merce getiren ve İslâm mukadderatıyla alâkadar olan bu dehşetli Harb-i Umumîden elli gündür (şimdi yedi seneden geçti aynı hâl) hiç sormuyorsun ve merak etmiyorsun..."(1)
Bu sualinize iki şekilde cevap verebiliriz:
Birisi, İkinci Dünya Savaşı'nda belki Müslüman bir ülke bulunmadı, lakin onun sıkıntısı bütün dünyayı sardı ve herkese tesir etti. Bu cihetle bu savaş Müslümanların da mukadderatı sayılır.
İkincisi, âlem-i İslam bilhassa Türkiye bu savaşın içine her an çekilmek istendi, ama kader muhafaza etti. Bu cihetle de İslam âlemi diken üstünde oldu. Bu da bir cihetle İslam mukadderatı sayılır.
Şayet savaşa girilse idi, bundan en büyük zararı İslam âlemi görecekti. Zira Türkiye işgaller görmüş ve daha yeni harpten çıkmıştı. Bu yüzden manen ve maddeten çok zayıf, yorgun ve bitkin bir halde idi.
(1) bk. Şualar, On Birinci Şua, Dördüncü Mesele.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü
Yorumlar
Islâm mukadderatı ile alakalı olmasını Kastamonu lahikasindaki şu mektup açıklıyor. İkinci Cihet: Resmî ilanıyla, Allah'a istinad edip dinsizliği kaldıracağım, İslâmiyet'i ve İslâmları himaye edeceğim, diyen bir hükûmet, yüz milyon küsur iken dört yüz milyona yakın nüfusa hükmeden bir diğer devlete ve dört yüz milyon nüfusa yakın ve onun müttefiki olan Çin'e ve Amerika'ya ve onlar ise zahîr ve müttefik oldukları olan Bolşeviklere galibane, öldürücü darbe vuran o hükûmetteki muharip cemaatin şahs-ı manevîsi ile mücadele ettiği dinsizlerin ve taraftarlarının şahs-ı manevîleri tecessüm etse yine minare boyunda bir insana nisbeten küçük bir insanın nisbeti gibi olur. " Kastamonu[Y] - 66
Neden Türkiye savaşa katılsaydı en büyük zararı İslam alemi görecekti dediniz? İslam alemi için Türkiye'nin nasıl bir rolü var?
Türkiye'nin o dönemde savaşa girmesinin İslam âlemi için neden büyük bir yıkım olacağını ve Türkiye'nin üstlendiği kritik rolü şu iki ana maddeyle özetleyebiliriz:
1. Tarihî ve Manevi Temsiliyet (Liderlik Mirası): Türkiye, Osmanlı İmparatorluğu'nun varisi olarak İslam dünyasının tarihsel, kültürel ve siyasi merkezi olarak görülüyordu. Henüz Hilafetin etkisi ve hatırası taze olduğu için, İslam coğrafyasının gözü Türkiye'nin üzerindeydi. Türkiye'nin işgal edilmesi veya savaşta tamamen yıkılması, Müslümanların "son kalesi" ve "istiklal umudu" olarak gördükleri bir odağın yok olması anlamına gelecekti. Bu durum, sömürge altındaki diğer Müslüman milletlerin maneviyatını tamamen çökertebilirdi.
2. Jeopolitik ve Stratejik Kilit Noktası: Türkiye, coğrafi konumuyla İslam dünyasının Avrupa'ya açılan kapısı ve merkezidir. Eğer Türkiye savaşa girip işgal edilseydi, Orta Doğu ve Kafkasya tamamen büyük güçlerin (Almanya veya Rusya gibi) doğrudan savaş alanı haline gelecekti. Türkiye'nin tarafsız kalarak bir "tampon bölge" görevi görmesi, savaşın ateşinin daha güneye ve doğuya, yani diğer İslam topraklarına sıçramasını engellemiştir.
Özetle: Türkiye o dönemde İslam dünyasının hem manevi direnç noktası hem de fiziki kalkanı konumundaydı. Bu kalkanın kırılması, tüm İslam coğrafyasının doğrudan küresel güçlerin pençesine düşmesine ve telafisi zor bir zarar görmesine yol açacaktı.