"Isparta’da cumartesi gecesinde başıma gelen gayet sıkıntılı bir hadise" nedir?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Garip ve lâtif bir tevafukattır ki, Isparta’da Cumartesi gecesinde başıma gelen gayet sıkıntılı bir hâdiseyi sekiz sene kemâl-i sadakatle, hiç gücendirmeden bana hizmet eden Sıddık Süleyman aynı zamanda, benim gibi aynı sıkıntı çektiğinden ve sebebini de bilmediğinden, Isparta’ya Pazar’dan evvel geldi. Sıkıntısının mânevî sebebini de anladı. Süleyman’ın ne kadar selim bir kalbi bulunduğu malûmdur. Hem aynı gecede, has talebelerin içinde letâfet-i kalbiyle mümtaz Küçük Lütfi, bu fıkrada mezkûr rüyayı ve sıkıntıyı görüp aynı sıkıntıma iştirak ve az bir tabirle aynı vaziyetimi müşahede ediyor. Elhasıl: Süleyman’ın selim kalbi, Lütfi’nin lâtif ruhu imdadıma koşmak istemişler. Demek ki, Risale-i Nur’un şakirtlerinin ruhları birbiriyle alâkadardır. Cesetleri müteaddittir; ruhları müttehid hükmündedir... اَلْحَمْدُ ِللهِ هٰذَا مِنْ فَضْلِ رَبِّى (Allah’a hamdolsun, bu Rabbimin bir ikramıdır.) Süleyman Rüştü namındaki kardeşimiz, bu hâdise gecesinden evvel, sabahleyin bana ve Bekir Beye dedi ki: 'Ben bu gece bir rüya gördüm. Bu rüyada siz Üstad'ımı vâlinin makamında vâli olarak gördüm. Etrafınızda hükûmet adamları bulunuyordu. Elinizde bulunan küçük bir kâğıda not yapmışsınız, nutuk söyleyecekmişsiniz. Sonra bir daha gördüm ki, Üstad'ım, siz, Bekir Bey ve Hüsrev bir paytona binmişsiniz, hükûmetten eve geliyordunuz.' dedi. O sabahın akşamı, hükûmet dairesinde aynı hal vuku bulmuş, paytonda aynı adamlar bulunup selâmetle eve dönülmüştür. İsticvab makamında söylenen sözler tam yerinde olduğu için, nutuk suretinde ona görünmüş. Hem Hafız Ali, aynı gecede, bana olan hücumu ve su-i kasdı kendine karşı görmüş. Sabahleyin başındaki kasketinin siperliğini dikmiş, tâ hücumdan kurtulsun. Elhasıl: Risale-i Nur’un şakirtlerinin şahs-ı manevîsi kerâmetkârâne bir hassasiyet göteriyor ki, Hafız Ali ulvî sadakatiyle; birinci Süleyman selim kalbiyle, ikinci Süleyman Rüştü müstakim aklıyla, Küçük Lütfi lâtif nuruyla Üstadlarının imdadına mânen koşmuşlar, sıkıntısına iştirak ile tahfifine çalışmışlar." Said (bk. Barla Lahikası, 145. Mektup, HAŞİYE-1)

Üstad Hazretlerinin Yaşadığı Sıkıntı

Metin, Isparta'da Cumartesi gecesi başa gelen "gayet sıkıntılı bir hâdise"den bahsediyor. Metnin ilerleyen kısımları bu hâdisenin mahiyetine dair şu ipuçlarını veriyor:

Hükümet Dairesinde İfade Verme (İsticvab):

Süleyman Rüştü'nün rüyası, Üstad'ı "vâlinin makamında vâli olarak" görmesi ve etrafında hükümet adamlarının bulunması.

Rüyayı takip eden olayda (o sabahın akşamı), hükümet dairesinde aynı halin vuku bulması ve isticvab (ifade alma) makamında söylenen sözlerin "nutuk suretinde" rüyada görünmesi. Faytonla eve dönüş sahnesi.

Hücum ve Su-i Kast (Teşebbüs):

Hafız Ali'nin aynı gecede, Üstad'a yapılan "hücumu ve su-i kasdı" kendine karşı görmesi.

Bu ifadeler ışığında, Isparta'da cumartesi gecesi yaşanan "sıkıntılı hadise" büyük ihtimalle şunlardır:

Üstad'ın, o dönemki hükümet yetkilileri tarafından (yeni bir teftiş, sorgulama veya baskı amacıyla) hükümet dairesine götürülüp ifadeye alınması veya bir tür resmi muameleye tabi tutulması. Bu durum, bir sonraki gün (pazar) gerçekleşmiştir.

Hafız Ali'nin rüyasında gördüğü gibi, bu resmi baskının arka planında Üstad Hazretlerine yönelik "hücum" veya bir "su-i kast" (kötü niyetli bir teşebbüs, belki bir zehirleme veya baskı) tehlikesinin bulunmasıdır.

Sıkıntının Manevi Yönü (Şakirtlerin İştiraki)

Sıddık Süleyman'ın aynı zamanda, sebebini bilmeden aynı sıkıntıyı çekerek Isparta'ya gelmesi.

Küçük Lütfi'nin de aynı gece rüyasında aynı sıkıntıyı görüp iştirak etmesi.

Hafız Ali ve Süleyman Rüştü gibi talebelerin de manevi olarak bu hadiseyi önceden sezip imdada koşmasıdır.

Özetle; Üstad Hazretlerinin yaşadığı sıkıntı, hükümet dairesinde yaşanan resmi bir baskı (isticvab) ve bu durumla birlikte ortaya çıkan maddi veya manevi bir tehlike (hücum / su-i kast) teşebbüsü etrafında yoğunlaşmaktadır. Metin, bu sıkıntıyı, talebelerinin manevi hassasiyeti ve Üstadlarına olan sadakatiyle birleşen latif bir "tevafuk" olarak ele almaktadır.

Genel olarak Üstad Hazretleri, özellikle sürgün ve hapis hayatı boyunca (ki Isparta / Barla bu dönemlerin önemli merkezlerindendir) sık sık gözetim, baskı, tecrit, zehirlenme teşebbüsleri gibi maddi ve manevi sıkıntılar yaşamıştır. Bahsi geçen "sıkıntılı hadise" de bu zorluklardan biri olabilir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Kategorileri:
Okunma sayısı : 188
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...