"Kader ve cüz-i ihtiyariden bahseden adam, ehl-i huzur ve kemal-i iman sahibi ise, kâinatı ve nefsini Cenâb-ı Hakka verir..." Buradaki "ehl-i huzuru" nasıl anlamalıyız?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Huzur: "Hazır olmaktan" gelir. Yani, kendini her zaman Allah'ın huzurunda hissetmek, onun her yerde hazır ve nazır olduğunu düşünmek demektir. Gaflet ise; Allah'ı unutmak ve onu düşünmeden yaşamak demektir.

İlgili yerde iki grup insandan bahsediliyor. Bunlardan biri: Ehl-î huzur. Diğeri ise, ehl-i gaflet ve dalalettir. Huzur ehlinin çok mertebeleri vardır.

Birinci derece olan ehl-i huzur; dalalette ve gaflette olmayanlardır. Huzurun, daha yüksek dereceleri olduğunu devam eden ifadelerden çıkarmaya çalışalım. Yani;

Kemal-i iman sahibi olan.

Kâinatı ve nefsini Cenab-ı Hakk’a veren.

Kâinatı ve nefsini, onun tasarrufunda bilen her insan, derecesine göre ehl-i huzurdur. Zira böyle iman ve itikat eden kişi;

"Madem nefsini ve her şeyi Cenâb-ı Hak'tan bilir. O vakit, cüz-i ihtiyariye istinat ederek mesuliyeti deruhte eder, seyyiata merciiyeti kabul edip Rabbini takdis eder, daire-i ubudiyette kalıp teklif-i ilahiyeyi zimmetine alır. Hem, kendinden sudur eden kemalat ve hasenat ile gururlanmamak için kadere bakar, fahr yerine şükreder. Başına gelen musibetlerde kaderi görür, sabreder."(1)

1) bk. Sözler, Yirmi Altıncı Söz.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...