Block title
Block content

"Kur'an İsm-i Azam'dan ve her ismin azamlık mertebesinden gelmiş." cümlesini nasıl anlamalıyız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Bu tarifte Kur'an’ın geliş noktasından ne kadar kuvvetli ve kaynak noktasından ne denli yüksek ve ulvi bir kitap olduğu vurgulanıyor. Bu ibarelerde Kur'an kaynak ve memba noktasından  tarif ediliyor.

"Kur’ân Arş-ı Âzamdan, İsm-i Âzamdan, her ismin mertebe-i âzamından geldiği için, On İkinci Sözde beyan ve ispat edildiği gibi, Kur’ân;

• bütün âlemlerin Rabbi itibarıyla Allah’ın kelâmıdır;

• hem bütün mevcudatın İlâhı ünvanıyla Allah’ın fermanıdır;

• hem bütün semâvât ve arzın Hâlıkı namına bir hitaptır;

• hem rububiyet-i mutlaka cihetinde bir mükâlemedir;

• hem saltanat-ı âmme-i Sübhâniye hesabına bir hutbe-i ezeliyedir;.."
(1) 

Kur'an öyle bir kitap ki, bütün isimlerin azami mertebesinden ve İsm-i Azam'dan kaynayıp nüzul eden bir kitaptır. Bu yönü ile Kur'an bütün alemlerin ve bütün hakikatlerin Rabbi unvanı ile insanlığa hitap ediyor. Diğer semavi kitap ve sahifeler ise belli isimlerin tecellisi olduğu ve belli kavimlere hitap ettiği için Kur'an gibi külli ve cihanşümul olamıyorlar; makam ve kaynak olarak Kur'an’a yetişemiyorlar demektir.

 Allah’ın kelamında husisiyet ve umumiyet noktasında çok makam ve mertebeler vardır; Allah’ın cansız varlıklardan tut ta insanlara kadar her taife ile bir çeşit konuşması vardır. Ama bu konuşmaların derece ve mertebeleri muhteliftir; kimisi hususi, kimisi umumi, kimisi bir ismin gölgesinde, kimisi bir çok ismin gölgesinde Allah’ın kelamına mazhar oluyor. İşte bu muhtelif konuşmalar içinde en azami ve küllisi ve bütün isimlerin azami tecellisini yansıtan Kur'an'dır. İşte bu tarifte bu nokta nazara alınıyor.

Hazreti İsa (as) da Allah’ın diğer isimleri ile beraber Kadir ismi galiptir, Hazreti Musa (as) da Kelam ismi diğer peygamberlerde başka isimler... Ama Peygamber Efendimiz (asv)'da Allah’ın bütün isimleri en üst düzeyde ve galip bir şekilde tecelli etmiştir. Aynı şekilde Kur’an da diğer kitaplara nispetle Allah’ın bütün isimlerin en üst düzeyinden ve galiben tecelli etmiştir. Bir isimin manası Kur’an’ı esir alıp sair isimleri kendine tabi kılmamıştır. Her isim mükemmel bir denge ve ahenk ile manalarını azami makamdan icra etmişler. Bu sebeple Kur’an her kabiliyet ve meşrepte olan insanları ihata edebilir ve kuşatabilir bir mahiyettedir.

Nasıl bir alim talebelerine hitap ederken onların seviyelerine göre hitap eder, talebelerinden bazısına basit bir düzeyde konuşurken bazılarına daha üst düzeyden konuşur. Bir talebesi var ki ona en üst düzeyden hitap eder. Zira o talebe ilmin bütün derinliklerini ve ağırlıklarını kabul edecek bir kapasitededir. Aynı şekilde Kur’an da peygamberlerin en büyüğü olan Hazreti Peygamber Efendimiz (asv)'e bir hitaptır; onun ümmeti de insanlık içinde en kamil ve seçkin bir ümmet olduğu için Allah Kur’an’ı bütün isimlerin en üst düzeyinden yansıtıyor ve öyle hitapta bulunuyor.

Mesela eski ümmetlere haşrin en azami mertebesi değil, belli anlaşılır seviyeleri telkin edilmiş. Ama Kur’an'da haşrin en azami mertebesi olan "bir sineğin ihyası ile bütün canlıların ihyası onun kudretinde aynıdır", denilerek hitap en üst düzeyden yapılmış. Kudret sıfatı en azami bir hitap ile bize takdim edilmiş.

Nasıl ilkokul talebesine logaritma vermek uygun olmaz ise, kainattaki tekamül kanunu gereğince eski ümmetlere isimlerin azami makamlarını telkin etmek uygun olmaz. Bu sebeple eski ilahi kitaplarda Allah’ın isimleri asgari makamları ile izah edilmiştir. Kur’an'da ise çıta ve seviye yükselerek Allah’ın isim ve sıfatları en üst perdeden izah edilmiştir.

(1) bk. Sözler, Yirmi Beşinci Söz.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
Yükleniyor...