"Kur’ân’ın birbirine bakan iki sahifesinde, birbirine bakan cümleleri kırmızı kalemle yazılan bir Kur’ân’ı ben gördüm." Üstad başka bir tevafuklu Kur'an-ı Kerim'den mi bahsediyor? Üstad'ın gördüğü Kur'an hakkında bilgi verir misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Üstadımız Mektubat’ta Yirmi Dokuzuncu Mektup, Üçüncü Kısım, Beşinci Mesele'de (gayr-i münteşir) şöyle diyor:

“Kur’an-ı Mu’cizü’l-Beyan’da tevafukatın envaı var. Tevafukat-ı nakş-ı lafzîden başka tevafukat-ı maneviyesi var. Hem çok manidar ve çok vardır.

Tevafukat-ı lafziyesi ise üç tarzdadır:

Biri: Tek bir sahifede,
İkincisi: Karşıki sahifede,
Üçüncüsü: Yapraklar arasında bir tevafuktur.

Birinci Tarzı: Kur’an’ın i’caz-ı manevisinin unvanları olan risalelerde cilvesi inikas etmiş, görünüyor.

İkinci Kısım: Bir zat-ı mübareğin yazdığı bir Kur’an’ı gördüm ki karşı karşıya sahifelerin tevafukatı kırmızı hat ile gösterilmiş.

Demek o nevi de bir derece beyan edilmiş.

Üçüncü Tarzı ise: Kur’an, kelâm-ı ezelî olduğundan ve kelime-i vâhid hükmünde bulunduğundan ve âyâtı birbirine bakmasından ve birbirini tefsir ve tekmil etmesinden anlaşılıyor ki: Bir sahifede kelimeler birbirine baktığı ve bir intizam-ı tevafukkârane gösterdiği gibi, Kur’an’ın mecmuunda aynı hâl vardır.”

On Dokuzuncu Mektup’un On Sekizinci İşaret’inde geçen ve sorulan cümle, burada “İkinci Kısım” denilen yerdir ve cümlede yazıldığı gibi bu kısım bir derece beyan edilmiş.

Üstadımız bunun için Yirmi Dokuzuncu Mektup, Üçüncü Kısım, Üçüncü Mesele'de ise şöyle diyor:

“Kaç sene evvel Mu’cizat-ı Ahmediye içindeki i’caz-ı Kur’an’ı beyanda, aklı gözüne inmiş tabakasına karşı göz ile görünecek bir nakş-ı i’cazı kalp aradı. O zaman berk-i hâtıf gibi bir sahife-i Kur’aniyede mükerrer Lafzullah muntazam bir kavis suretinde göründü. O cihette Lafzullah’taki müteaddid emarat-ı i’caziyeyi yazmak lAzım iken bana unutturuldu, yüzüm başka cihetlere çevrildi. Yalnız karşı karşıya ve bir sahife arkasındaki sahifelerde böyle Lafzullah’ın tekraratı manidar bir nisbet-i adediye ile göründü. Hem bazı kelimat-ı Kur’aniye yapraklar arasında birbirine bakması ve muvazi gelmesi gibi birkaç cüz’iyata işaret edildi. Halbuki o cüz’iyat, o meseleye hiçbir cihetle kâfi gelmiyordu."

(…)

"Şimdi kat’iyen gördük ki o işaret ise Kur’an-ı Azîmüşşan, o kadar parlak göstermiştir ki hiçbir cihette ihtiyaç kalmamış ki başka yerde tezahür için cilvesi görünsün."

"Evet, Kur’an-ı Azîmüşşan’da Lafzullah çok nurani ve kesretle çok manidar ve vüs’atle çok nükteleri var. Ve hikmetle tekrar edilmiş ki akıl anlasa 'Sübhanallah', kalp derk etse 'Bârekellah' ve göz görse 'Maşallah' diyecektir."

HÜLASA:

Üstadımızdan evvel Kur’an-ı Azimüşşan’da bazı tevafuklar görülmüş. Fakat bunlar, muhtelif kelimelere ait ve çok az bir kısımdır.

Üstad Bediüzzaman ise Kur’an-ı Azimüşşan’ın tamamında ve ALLAH lafızlarının hepsindeki tevafukları bulmuştur. Bu tevafuklar da Kur’an sayfasında gördüğümüz kırmızı yazılmasına mahsus değildir.

Lafzullah adetlerinin sayfalar itibariyle, cüzler itibariyle ve sureler itibariyle de çok tevafukları vardır.

Yakında Envar Neşriyat tarafından neşredilen YİRMİ DOKUZUNCU MEKTUB’UN İKİNCİ MAKAMI isimli 260 sayfalık bir risalede, bu tevafuklar teferruatlı olarak ve aded listeleriyle birlikte vardır.(*)

Yine bu risalede görülecektir ki: Bediüzzaman Hazretleri, Kur’an-ı Azimüşşan’da tahmin ve tasavvurların çok fevkinde bir tedkikat ile çok nükte ve tevafukları keşfetmiştir.

Lafzullah ile ilgili olanlar, bunların sadece bir kısmıdır.

(*)

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...