Kur'ân'ın "Kütüphane hükmünde bir kitab-ı semâvî" olmasını izah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Hem bütün evliya ve sıddîkînin ve urefa ve muhakkikînin muhtelif meşreplerine ve ayrı ayrı mesleklerine, her birindeki meşrebin mezâkına layık ve o meşrebi tenvir edecek ve her bir mesleğin mesâkına muvafık ve onu tasvir edecek birer risale ibraz eden mukaddes bir kütüphane hükmünde bir kitab-ı semavidir." (İşârâtü’l-İ’caz)

Üstadımız dört sınıf insandan bahsetti:

1. Evliya,

2. Sıddîkîn (en sadık olanlar),

3. Urefa (arifler),

4. Muhakkikîn (Ehl-i tahkik âlimler).

Bu dört sınıfın:

- Meşrebleri muhtelif ve meslekleri ayrı ayrıdır.

- Her bir meşrebin mezâkı (zevki) farklı farklıdır.

- Her bir meşrebi tenvir edecek hakikatler çeşit çeşittir.

- Her bir meşrebin mesâkı (maksadı ve yolu) başka başkadır.

- Her bir meşrebin tasviri (yolunun beyanı) farklı farklıdır.

Şimdi bir kitap düşünün: Bu dört sınıf insanın -evliya, sıddîkîn, urefa ve muhakkikînin- muhtelif meşreplerine ve ayrı ayrı olan mesleklerine kâfi geliyor. Bu dört sınıf insan bu kitaptan besleniyor ve bu kitapla hayat buluyor. Bu öyle bir kitap ki onların zevkine layık ve meşreblerini tenvir edecek hakikatleri beyan ediyor. Her bir mesleğin maksadına uygun yolu gösteriyor ve o mesleği tasvir ediyor. Yani sanki bu kitabın içinde her meslek ve meşrep sahibine hususi yazılmış bir risale bulunuyor. Kişi takip etmek istediği yolun risalesini alıyor; o risale de onun zevkini tatmin ediyor, yolunu tenvir ediyor, maksadına muvafık kılıyor ve meşrebini tasvir ediyor.

Bu dört grup elbette kâmil insanlar sınıfındandır ve bu gruplar farklı meşrep ve mesleklere sahiptirler. Mesela, Muhyiddin-i Arabînin yolu kalb ağırlıklıdır, buna mukabil ilm-i kelam âlimleri gibi yalnız akılla gidenler de vardır; hepsi ihtiyaçlarını Kur’ân'dan temin etmişlerdir. Dolayısıyla Kur’ân farklı meşrep ve meslekte olanları doyuran bir hakikat sofrasıdır, diyebiliriz.

Veliler, velâyet mertebesinde yükselmek suretiyle Allah dostu olanlardır; sıddıklar özü, sözü dosdoğru olanlardır; arifler Allah'ı tanımak ve bilmek noktasında mertebe kat’eden, marifetullahta derinleşenlerdir; muhakkikler de inceden inceye manevî meseleleri araştıran ve bu mânâda çalışma yapanlardır.

- Bu kitap hakkında ne dersiniz?

Dersiniz ki: Bu kitap değil, bir kütüphanedir.

İşte Kur’an mukaddes bir kütüphane hükmünde bir kitab-ı semavîdir. Bütün evliya ve sıddîkînin, urefa ve muhakkikînin muhtelif meşreplerine ve ayrı ayrı mesleklerine uygun birer risale ibraz etmiştir. Bu risaleyle o meşrebin zevkini tatmin etmiş, yolunu tenvir etmiş, maksadına vasıl etmiş ve mesleğini tarif ve tasvir etmiştir.

Mesela Risale-i Nur o yüzler meşreblerden sadece bir meşrebtir ki müellifi olan Üstad Bediüzzaman Hazretleri bütün Külliyatını Kur’an’dan süzmüş ve kendi ifadesiyle Kur’an’ı üstad tutmuştur.

- Böyle yüzlerce meşrebe menba ve me’haz olan bir kitabın -hatta kütüphanenin- bir beşerin sözü olması hiç mümkün müdür?

Hâşâ ve kellâ!

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Yazar:
Okunma sayısı : 893
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...