Kur'an'ın manasındaki belagate misal olarak Rahman suresindeki alakalı ayetleri izah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Mesela: On Beşinci Söz'de isbat edilen şu misale bak:

يَامَعْشَرَ الْجِنِّ وَاْلاِنْسِ اِنِ اسْتَطَعْتُمْ اَنْ تَنْفُذُوا مِنْ اَقْطَارِ السَّمٰواَتِ وَاْلاَرْضِ فَانْفُذُوا لاَ تَنْفُذُونَ اِلاَّ بِسُلْطَانٍ - فَبِاَىِّ اٰلاَۤءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّباَنِ - يُرْسَلُ عَلَيْكُمَا شُوَاظٌ مِنْ نَارٍ وَنُحَاسٌ فَلاَ تَنْتَصِرَانِ - فَبِاَىِّ اٰلاَۤءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّباَنِ - وَلَقَدْ زَيَّنَّا السَّمَاۤءَ الدُّنْيَا بِمَصَابِيحَ وَجَعَلْناَهَا رُجُومًا لِلشَّياَطِينِ

ayetlerini dinle bak ki, ne diyor? Diyor ki:

“Ey acz ve hakareti içinde mağrur ve mütemerrid ve zaaf ve fakrı içinde serkeş ve muannid olan ins ve cin! Emirlerime itaat etmezseniz haydi elinizden gelirse hudud-u mülkümden çıkınız! Nasıl cesaret edersiniz ki, öyle bir Sultanın emirlerine karşı gelirsiniz; yıldızlar, aylar, güneşler, emirber neferleri gibi emirlerine itaat ederler."

"Hem tuğyanınızla öyle bir Hâkim-i Zülcelal'e karşı mübareze ediyorsunuz ki, öyle azametli muti' askerleri var; faraza şeytanlarınız dayanabilseler, onları dağ gibi güllelerle recmedebilirler."

"Hem küfranınızla öyle bir Mâlik-i Zülcelal'in memleketinde isyan ediyorsunuz ki, cünudundan öyleleri var; değil sizin gibi küçük âciz mahlûklar, belki farz-ı muhal olarak dağ ve arz büyüklüğünde birer adüvv-ü kâfir olsaydınız, arz ve dağ büyüklüğünde yıldızları, ateşli demirleri size atabilirler, sizi dağıtırlar."

"Hem öyle bir kanunu kırıyorsunuz ki, onunla öyleler bağlıdır; eğer lüzum olsa Arzınızı yüzünüze çarpar, gülleler gibi küreler misillû yıldızları üstünüze Allah'ın izniyle yağdırabilirler.” Daha sair âyâtın manalarındaki kuvvet ve belagati ve ulviyet-i ifadesini bunlara kıyas et.” (Sözler, Yirmi Beşinci Söz, Birinci Şule)

Bu ikinci misal, son derece âciz ve hakirliği ile beraber hakka karşı gurur ve kibir içinde olan, son derece zayıf ve muhtaç olmakla beraber Allah’a âdeta kafa tutan ve inat gösteren insan ve cinne müteveccih ilahi hitaplardan birini ele almaktadır. Şöyle ki:

Ey cin ve insan topluluğu! Göklerin ve yerin sınırlarından geçmeye gücünüz yeterse haydi geçin. Ama bir güç olmadan geçemezsiniz.

O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

Üstünüze ateşten yalın bir alevle kıpkızıl bir duman/bakır gönderilir de karşı koyamazsınız.

O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?” (Rahman, 55/33-36)

“Yemin olsunki biz, yakın semayı lambalarla süsledik ve onları şeytanlara atılan taşlar yaptık.” (Mülk, 67/5)

Ayetin üslubu, insanın o dehşetli gurur ve isyanını, o şiddetli serkeşlik ve inadını kıracak kuvvettedir. Bu üslupta, “Emirlerime karşı gelecek olursanız benim mülkümden çıkın gidin. Fakat madem çıkamıyorsunuz ve çıkamayacaksınız, öyleyse haddinizi bilin, vazifenizi hakkıyla eda edin.” mesajı gayet zahir bir şekilde verilmektedir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

nurcu56
Allah razı olsun, güzel izah olmuş.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Yükleniyor...