"Kur’an’ın mertebe-i irşadında öyle bir genişlik var ki, bir tek dersinde, Hazret-i Cibril (as), bir tıfl-ı nevreside ile omuz omuza o dersi dinler, hisselerini alırlar." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Hem Kur’ân’ın mertebe-i irşadında öyle bir genişlik var ki, bir tek dersinde, Hazret-i Cibril (a.s.), bir tıfl-ı nevresîde ile omuz omuza o dersi dinler, hisselerini alırlar. Ve İbni Sina gibi en dâhi feylesof, en âmi bir ehl-i kıraatle diz dize aynı dersi okurlar, derslerini alırlar. Hattâ bazan olur ki, o âmi adam, kuvvet ve safvet-i iman cihetiyle, İbni Sina’dan daha ziyade istifade eder." (Mektubat, 19. Mektub, On Sekizinci İşaret)

Üstad Hazretleri, bu paragrafta Kur'an-ı Kerim'in evrensel ve çok katmanlı irşad (doğru yolu gösterme) özelliğini anlatıyor.

Kur'an'ın İrşad Genişliği ve Evrenselliği

Üstad, Kur'an'ın irşad makamının çok geniş olduğunu belirtiyor. Bu, Kur'an'ın mesajının sadece belli bir zümreye, çağa veya seviyeye hitap etmediği anlamına gelir. Onun irşadı, tüm varlık âlemini kapsayacak kadar geniş bir alana yayılmıştır.

Cibril (as) ve tıfl-ı nevreside (Yeni yetişmiş çocuk) cümlenin en can alıcı kısmı burasıdır.

Hz. Cibril (as) Allah'ın en büyük meleklerinden, vahyin elçisi ve ilahi sırların en yakın muhatabı. O, ilahi marifetin (bilginin) en derinliklerine vakıf bir varlıktır.

Tıfl-ı nevreside (Yeni yetişmiş çocuk) ise henüz bilgisi, tecrübesi ve idraki sınırlı, yeni yetişmeye başlamış bir insanı veya varlığı sembolize eder.

Üstad bu iki zıt karakteri bir araya getirerek çok güçlü bir mesaj veriyor. Kur'an'ın aynı dersini, yani aynı ayeti veya aynı hakikati, Hz. Cibril (as) gibi en yüksek seviyedeki bir varlık da dinler ve oradan kendine mahsus bir hisse alır; aynı zamanda, yeni yetişmiş bir çocuk da dinler ve kendi idrak seviyesine göre oradan bir ders çıkarır.

Hisse-i İrşad Farklılığı

Her ikisi de Kur'an'dan istifade eder, ancak bu istifade ve alınan hisseler birbirinden çok farklıdır. Cibril (as), Kur'an'ın ayetlerindeki derin sırları, hikmetleri ve ilahi manaları kavrar. Onun hissesi, en yüksek marifet ve ilim seviyesindedir.

Tıfl-ı nevreside ise, belki de o ayetten sadece en temel ahlaki bir dersi veya basit bir hakikati anlar. Mesela, bir ayette anlatılan iman hakikatini Cibril (as) sonsuz boyutlarıyla idrak ederken, bir çocuk "Allah her şeyi görür, yalan söylememeliyim." gibi temel bir hisse çıkarabilir. Ayrıca istifade sadece ilmi ve akli değildir. İman ve kalb safiliği bazen istifadeyi artırabilir. Mesela bir bedevi şahıs ile bir dahi olan İbn-i Sina da Kur'andan aynı dersi alabilir. Bazen iman ve ihlas vadisinde fazlaca inkişaf etmiş bir bedevi, dahi olan İbn-i Sina'dan ziyade bir ayetten istifade edebilir.

Sonuç

Bu ifade, Kur'an'ın mucizevî özelliğini ve her seviyeden muhataba hitap etme gücünü vurgular. Kur'an'ın mesajı, sadece derin ilim sahibi âlimlere veya evliyalara değil, aynı zamanda en basit insana ve hatta tüm varlıklara yöneliktir. Herkes, kendi idrak ve kapasitesine göre o ilahi derslerden nasiplenir.

Bu, Kur'an'ın sadece belli bir entellektüel seviyeye hitap etmediğini, aksine her akıl ve kalbe ulaşabilecek, her seviyenin ihtiyacını karşılayabilecek sonsuz bir irşad kaynağı olduğunu gösterir. Bu cümle, Kur'an'ın zaman ve mekân ötesi evrenselliğini çok etkileyici bir mecazi ifade ile özetlemektedir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Kategorileri:
Okunma sayısı : 227
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...