"Kürdlerin ihtilafı için kulübümüz suni ve mukaddime-i ittihad olduğundan; gayet ittihad ve hulus-ü niyet ve fedakarlık ve meharet ve i’tidal-i dem’e muhtaçtır." cümlesini açıklar mısınız?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Kürtler ve Türkler tarih ve inanç değerleri noktasından ayrılmaz iki unsurdur.

"Kulüpler" bazı teşkilatlara işaret ediyor.

Bir millet aşiret ve hiziplerden sıyrılarak tam bir milliyet olmuş ise, orada kurulan kulüpler doğal olduğu için, o milletin birliğine hizmet eder. Lakin aşiret ve hizipçilikten kurtulmamış bir millette kulüpler suni, yani yapmacık ve zoraki olduğu için, birliğe değil, ikiliğe hizmet eder. Öyle ise kulüp ve parti kurmak isteyenlerin gayet tedbirli, temiz bir niyet, fedakar bir tutum içinde olması gerekir. Yoksa az bir dengesiz hareket etmek ile o aşiret ve hizip damarları harekete geçip, milletin birliğini ve dirliğini bozar ve tamiri zor tahribatlara yol açar. Etnik kimlik adına kurulmuş parti ya da kulüpler çok tehlikelidir.

Bütün milleti bir şahıs temsil edemez. Ancak milletin bağrından çıkmış geniş ve ihatalı bir hükümet manası o milleti temsil edebilir, diyerek parlamenter sistemin gerekliliğine ve güzelliğine işaret ediyor.

“Altıncı Hakikat: Bazı kulüpler netice-i ittihad-ı millet olduğundan tabiî kulüptür ve muhkemdir. Bizim arslan Kürdlerin ihtilâfı için kulûbumuzu sun’î ve mukaddime-i ittihad olduğundan gayet ihtiyat ve hulûs-i niyet ve fedakârlık -hatta ruhunu, nerede kaldı enaniyetler- ve maharet itidal-i deme muhtaçtır. Zira az bir ifrat ile çok asap ve hissiyat heyecana geliyor, hususan büyüklerden. Ve böyle esaslarda az bir yanlış, kesr-i adedî gibi, füruatta bir yekûn-u azîm-i seyyiatı teşkil edecektir. Hem de o kadar geniş daire-i ahrara efkâr-ı umumiyeden başka serpuş olamadığından, riyaset-i şahsiyenin kat’iyen aleyhindeyim; reisimiz ancak hükûmettir.”(1)

Bazı kulüpler yani dernek ve kuruluşlar milli birliğin sonucunda meydana geldiği için, bu tarz kulüpler milletin birliği ve dirliği için faydalı ve sağlamdır.

Kürtler içinde ise durum aksinedir, onların birlik ve dirilik sağlayabilmesi ayrışmayı çağrıştıran unsurlardan uzak durması ve kalp ve ruh birlikteliği içinde hareket etmesi ile mümkündür. Birisine panzehir olan diğerine zehir olabiliyor. Kulüpçülük bazı milletler içinde faydalı olurken, bazıları için zararlı olabilir.

Çok fazla ayrışma ve farklılaşma (kulüpçülük anlamında) büyük ve geniş dairelerde kopmaya sebebiyet verebilir. Bu yüzden geniş ve büyük dairelerde şahsi değil, ortak akıl ile hareket etmek gerekiyor. Şahsi hareketler birliği bozar genişliği parçalar.

Alem-i İslam büyük ve geniş bir dairedir, dolayısı ile İslam milletini yönlendirecek olan akıl da kamu aklı olması gerekir; şahsi ve indi davranışlardan uzak durmak İslam birliğinin güvencesi ve teminatı hükmündedir.

“Hem de o kadar geniş daire-i ahrara efkâr-ı umumiyeden başka serpuş olamadığından, riyaset-i şahsiyenin kat’iyen aleyhindeyim; reisimiz ancak hükûmettir.” Özellikle bu ifade, bu inceliğe işaret ediyor.

Herkesi içine alan geniş ve kapsamlı bir çatı olmadan birlik sağlanamaz.

(1) bk. Asar-ı Bediyye, Nutuk-7, İttihad Yay., İstanbul 2002, s. 549.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

BENZER SORULAR

Yükleniyor...