"Madem insan bekaya âşıktır; elbette bütün kemalatı, lezzetleri, bekaya tabidir. Ve madem beka Baki-i Zülcelal'e mahsustur. Ve madem Baki'nin esması bakiyedir..." Ne demektir?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Madem insan bekaya âşıktır; elbette bütün kemalatı, lezzetleri, bekaya tâbidir. Ve madem beka Bâkî-i Zülcelâl'e mahsustur. Ve madem Bâkînin esmâsı bâkiyedir. Ve madem Bâkî'nin aynaları Bâkî'nin rengini, hükmünü alır ve bir nevi bekaya mazhar olur. Elbette insana en lazım iş, en mühim vazife, o Bâkî'ye karşı alaka peydâ etmektir ve esmasına yapışmaktır. Çünkü Bâkî yoluna sarf olunan her şey bir nevi bekaya mazhar olur."

"İşte ikinci يَا بَاقِى أَنْتَ الْبَاقِى cümlesi bu hakikati ifade ediyor. İnsanın hadsiz manevi yaralarını tedavi etmekle beraber, fıtratındaki gayet şiddetli arzu-yu bekayı onunla tatmin ediyor." (Lem'alar, Üçüncü Lem'a)

İnsan fıtraten ebedî yaşamaya, müptela derecesinde âşıktır. İnsanın fıtratında bulunan bütün cihazlar, duygular, latifeler ve kemaller beka ile mana kazanıyor. Beka olmasa bütün bu değerler ve kemaller manasız ve köksüz kalıyor.

Allah’ın zatı baki olduğu gibi, zatı ile kaim olan isim ve sıfatları da bakidir. İsim ve sıfatlarına ayna olan mevcudat da “bir nevi bekaya mazhar olur.” Mesela, Rezzak ismi bakidir. Bu dünyada rızıklar fâni olmakla birlikte cennette bu isim ebediyen tecelli edecektir. Ruh da bakidir. Ancak, insan Baki olan Allah’ın rızası dairesinde hareket ederse ruhu cennette ebediyen baki kalacak, aksi halde cehennemde ebediyen azap çekecektir.

Bir ayna parçası, yüzünü Güneş'e çevirdiği sürece, o Güneş onun içinde kendini daimi olarak gösterecek, kendi hususiyetlerini de o aynaya bir derece taşıyacaktır. Bu yüzden tecellî olunan şeyin, tecellî edenin rengi ile renklenmesi bir kaidedir. İnsan da Baki'ye karşı iman ve salih amel ile alaka peyda ederse o da ebedî saadet yurdunda baki kalma lütfuna erer.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Kategorileri:
Okunma sayısı : 11.827
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

mucahidd

Biraz daha açar mısınız?

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Sorularla Risale

Risale-i Nurda geçen bu vecize, insanın en temel arzularından biri olan ebediyet (sonsuzluk) isteğini ve bu isteğin mantıklı, tatmin edici tek karşılığının nasıl bulunabileceğini adım adım açıklıyor.

Buradaki düşünce zincirini daha rahat anlamak için parça parça ele alalım:

"Madem insan bekaya âşıktır, elbette bütün kemalâtı, lezzetleri, bekaya tabidir."

İnsanın fıtratında (yaratılışında) hiç yok olmama, sürekli var olma arzusu vardır. Ölümden, bitişlerden ve ayrılıklardan bu yüzden derin bir hüzün duyarız. Buradaki can alıcı nokta şudur: Bir şey ne kadar mükemmel (kemalât) veya ne kadar lezzetli olursa olsun, eğer sonu varsa, o sonu düşünmek bile o lezzeti zehirler. Örneğin, çok mutlu olduğunuz bir anın hemen bitip yok olacağını bilmek içinizde bir sızı bırakır. Demek ki aldığımız lezzetlerin ve ulaştığımız güzelliklerin gerçek bir anlam ifade etmesi, onların devamlı olmasına (bekaya) bağlıdır.

"Ve madem beka, Bâki-i Zülcelal'e mahsustur..."

Dünyadaki hiçbir şey kalıcı değildir; her şey doğar, yaşar ve ölür. Zaman her şeyi eskitir. Sonsuzluk (beka), ancak ve ancak varlığının başlangıcı ve sonu olmayan, Celal ve Azamet sahibi olan Allah’a (Bâki-i Zülcelal) aittir. Maddi dünya bize bu sonsuzluğu veremez.

"...ve madem Bâki'nin esması bâkiyedir..."

Sonsuz olan Allah'ın isimleri ve sıfatları da (Cemîl, Rahmân, Hakîm gibi) sonsuzdur ve zamana tabi değildir. O'nun isimlerinin tecellileri (yansımaları) her an kainatta görünmeye devam eder. Biri gider, arkasından yenisi gelir; yani kaynak sürekli akar, hiç kurumaz.

"...ve madem Bâki'nin âyineleri Bâki'nin rengini, hükmünü alır ve bir nevi bekaya mazhar olur."

İşte kırılma noktası burasıdır. Bizler, bu dünyadaki canlılar ve özellikle insan, birer ayneyiz. Üzerimizde Allah'ın isimleri tecelli ediyor. Eğer bir ayna, sadece kendi camına ve arkasındaki sırra güvenirse kırılıp yok olmaya mahkumdur. Ama o ayna, karşısındaki Güneş'e dönük durursa ve kendini değil, o Güneş'i yansıtmayı amaçlarsa, Güneş var olduğu sürece o aynanın içindeki ışık da var olmaya devam eder.

Yani insan; kendi nefsine, dünyaya ve fani şeylere bağlanmayı bırakıp, kendisini sonsuz olan Allah'a (Bâki olana) nispet ederse, O'nun rızasını kazanmaya çalışırsa ve O'na bir ayna olursa:

Geçici olan amelleri kalıcılaşır.

Yaşadığı fani hayat, ebedi bir hayatın çekirdeği haline gelir.

Ölüm bir yok oluş değil, Bâki olanın yanına gitmek için bir mekan değişimi olur.

Özetle: İnsan sonsuzluğu istiyor ama dünya fani. Sonsuzluk sadece Allah'a ait olduğuna göre, insanın aradığı o ebedi mutluluğu ve lezzeti bulmasının tek yolu, yüzünü O'na dönmesi ve O'nun bâki isimlerine bir ayna olmasıdır. Ancak O'na bağlanarak bir nevi ölümsüzlüğe ve kalıcılığa ulaşabilir.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.

BENZER SORULAR

Yükleniyor...