"Madem kudret-i ezeliye gayr-ı mütenahidir..." Üçüncü Esas’ın netice ve hülasasını izah ederek "Fail muktedirdir." konusunu özetler misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Madem kudret-i ezeliye gayr-ı mütenahîdir. Hem Zat-ı Akdes’e lâzıme-i zaruriyedir. Hem her şeyin lekesiz, perdesiz melekûtiyet ciheti, ona müteveccihtir. Hem ona mukabildir. Hem tesavi-i tarafeynden ibaret olan imkân itibarıyla muvazenettedir. Hem şeriat-ı fıtriye-i kübra olan nizam-ı fıtrata ve kavanin-i âdetullaha mutîdir. Hem manilerden ve ayrı ayrı hususiyetlerden melekûtiyet ciheti mücerred ve safidir. Elbette en büyük şey, en küçük şey gibi o kudrete ziyade nazlanmaz, mukavemet etmez."

"Öyle ise مَا خَلْقُكُمْ وَلاَ بَعْثُكُمْ اِلاَّ كَنَفْسٍ وَاحِدَةٍ fermanı mübalağasızdır, doğrudur, haktır. Öyle ise, müddeamız olan 'Fâil muktedirdir, o cihette hiçbir mani yoktur.' kat’î bir surette tahakkuk etti."(1)

Cenâb-ı Hak nihayetsiz kudretiyle, kıyameti kopararak dünya hayatına son verecek, bütün insanları mahşer meydanında bir anda toplamakla ahiret sayfasını açacaktır. Bu derste, bazı kimselerin akıldan uzak görerek inkâra meylettikleri bu hakikatleri akla yaklaştırmak için altı temsil verilmiş, altı sır açıklanmıştır. Bu açıklamalar sonunda şu ifadeye yer verilmiştir:

“Öyle ise, müddeamız olan 'Fâil muktedirdir, o cihette hiçbir mani yoktur.' kat’î bir surette tahakkuk etti.”

Yani, bu sorunun cevabı o altı konuda yapılan bütün açıklamalardır. Özetlemek gerekirse şöyle diyebiliriz:

“Kudret-i ezeliye gayr-ı mütenâhîdir.” Sonsuz bir kudret için bütün bu inkılapların yapılması son derece kolaydır.

Kudret-i ezeliye “Zât-ı Akdes’e lâzıme-i zaruriyedir.” Ve bu ezelî kudret zâtî olduğundan onun zıddı olan acz onun içine giremez. Dolayısıyla da o kudret için azla çoğun, büyükle küçüğün, bir insanı yaratmakla bütün insanları yaratmanın hiçbir farkı olmaz.

Bu hakikatleri akla yaklaştırmak için mahlukat âleminden örnekler verilmiş ve mahlukat için bile, bazı konularda az-çok, büyük-küçük farkı olmadığı nazara verilerek bunun Cenâb-ı Hakk’ın ezelî kudreti için hiç düşünülemeyeceği akla havale edilmiştir.

Böylece, şu hüküm cümlesinin ispatı yapılmıştır:

“... Haşirde bütün zevil-ervahın ihyası, bir sineğin baharda ihyasından daha ziyade kudrete ağır olmaz. Öyle مَا خَلْقُكُمْ وَلاَ بَعْثُكُم اِلاَّ كَنَفْسٍ وَاحِدَةٍ fermanı mübalağasızdır, doğrudur, haktır.”

Ayet-i kerîmenin meali:

“Sizin yaratılmanız ve tekrar diriltilmeniz, bir tek insanın yaratılması ve diriltilmesi gibidir.” (Lokman, 31/28)

1) bk. Sözler, Yirmi Dokuzuncu Söz, İkinci Maksat.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...