Block title
Block content

MAHİYET

 
“Hakikat, hüviyet, suret ve mahiyet” kelimeleri bazen birbiri yerine kullanılıyorlar. Bu terimlerin tarifleri şöyledir:

Suret; “dıştan görünen şekil, biçim, bir şeyi diğerlerinden ayıran şey” gibi mânâlara gelir. Suret de ikiye ayrılır: Maddî ve manevî. Cism-i latif olan meleklerin de sureti vardır. Onlar da bu suretlerle birbirinden ayrılır, fark edilirler.

Diğer üç kelime ise, Seyyid Şerif Cürcani’nin Tarifat adlı kitabında şöyle özetlenir:
“O nedir? Sorusunun cevabı olan özellik, makûl olması bakımından mahiyet, hariçte sübutu bakımından hakikat, başkalarından farklılığı bakımından ise hüviyet diye adlandırılır.”

Lügat-ı Naci’de, mahiyetin hakikatten daha umumî olduğu, nitekim hakikatin sadece mevcut şeyler için kullanılmasına karşılık, mahiyetin madum yani yok olan şeyler için de istimal edilebildiği yazılır. Bu son ifadeye bir misâl vermek gerekirse: Şirkin hakikati yoktur. Ama, “Şirk nedir?” sorusunun, “Allah’a ortak koşmaktır” şeklinde bir cevabı vardır. İşte şirkin mahiyeti bu cevapta kendini gösterir.

“İnsan nedir?” sorusuna “hayvan-ı natıktır” yani “İdrak sahibi bir canlıdır.” Şeklinde cevap vermekle insanın mahiyetini anlatmış oluruz. Bu bir mânâ olarak akıllarda yer eder. Bildiğimiz, gördüğümüz insan ise bu mahiyetin hakikatidir. Bir insanı diğer insanlardan ayıran özellikler ise onun hüviyetini teşkil ederler.


“O nedir?” sorusu, insan için sorulabileceği gibi onun her bir organı için de sorulabilir. Eli göstererek, “Bu nedir?”, dediğimizde alacağımız cevap onun mahiyetiyle ilgilidir. O mahiyetin hariçte tahakkuk etmesi cihetiyle de elin bir hakikati vardır. Yine o eli başkalarından ayıran bir hüviyeti ve sureti olduğu da açıktır. Böyle düşünüldüğünde bir tek varlığın bile nice suret, mahiyet, hüviyet ve hakikatlerle adeta kaynaştığı anlaşılır.

Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 2752 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
Yükleniyor...