"Mecaz, ilmin elinden cehlin eline düşse, hakikate inkılâp eder, hurâfâta kapı açar." cümlesini izah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Mecaz, ilmin elinden cehlin eline düşse, hakikate inkılâp eder, hurâfâta kapı açar."(1)

Mecaz; bir kelimenin hakiki mânâsı dışında hususî mânâsıyla kullanılmasıdır.

Üstad Hazretleri bu ifadeleriyle mecazın, âlimlerin elinden cahillerin eline geçmesi durumunda ne gibi hurafelere kapı açtığına işaret ediyor.

Kur’an-ı Kerim’de ve hadis-i şeriflerde birçok teşbih, temsil ve mecaz vardır.

Teşbih, derin bir hakikati benzetme ve misalle akla yaklaştırmaktır. Ama benzetilen o şey hakikat olarak anlaşılırsa, o zaman ona bir perde olur, anlaşılmaz hale sokar.

Mesela, Birine; "Aslan gibi adam” denildiği zaman, o kişinin aslan gibi cesaretli olduğuna dikkat çekilmiş olur. Ama biz bunu hakikat olarak anlasak, o zaman adamı aslan gibi pençesi olan, kuyruğu olan bir garip duruma sokarız ve asıl anlatılmak istenen kuvvet ve cesaret mânâsı gizlenir ve hurafe olur.

Burada da semavatta vuku bulan bir fennî hâdiseyi, eski kozmoğrafya âlimleri bir teşbihle ifade etmişler, ama bu teşbih zamanla cahiller tarafından hakikat gibi anlaşılmış, akıl dışı görülmüş ve bir hurafe haline gelmiş.

“Gözüme toz kaçtı.” Buradaki göz kelimesi hakiki mânâsıyla kullanılmıştır.

“Malda, parada gözüm yok.” Buradaki göz ise mecaz mânâsında kullanılmış, kişinin kanaatkâr olduğunu, harîs olmadığını nazara vermiştir.

“Falan kişinin eli delik” dediğimizde, onun elinin gerçekten delik olduğunu değil, çok israf ettiğini ifade etmiş oluruz.

“Şu kimsenin külü fazla” denildiği zaman ise, o kişinin zengin, cömert ve misafirinin eksik olmadığını anlatmış oluruz.

“Falan adamın kellesi koltuğunda” dendiği zaman, o kişinin ölümü göze alarak büyük işlere girdiği, gözünü budaktan esirgemediği ifade edilmiş olur.

"Konuşulanlara kulak verirsen, kârlı çıkarsın." Burada “kulak vermek” tabiri mecazî bir ifadedir; "konuşulanları dikkatli dinlemek" demektir.

Mecaz san’atından anlamayan cahil birisi, kulak vermeyi, kulağı kesip vermek şeklinde anlayabilir.

Peygamber Efendimiz (asm) de birçok hadiste bu tarz teşbihler kullanmıştır. Ama cahil insanlar hadisdeki mecaz sanatını göremedikleri için, onu hakikat zannetmişler ve birçok hurafenin İslam âlemine girmesine sebep olmuşlar. Bilhassa ahir zaman, deccal gibi konularda rivayet edilen hadis-i şeriflerin büyük bir kısmı müteşabih ve mecazîdir.

Mesela, deccalın “tek gözü” olacak, “eli delik” olacak, alnında “bu kâfirdir” ibaresi yazılı olacak, “boyu altmış arşın” olacak gibi birçok hadislerde mecazî ifadeler kullanılmıştır. Ama cahil insanlar bu mecazî ifadeleri zahirine hamledip ortaya hayalî, hakikat dışı ve ucûbe bir insan tasviri çıkarmışlar. Böyle bir insanı ise ne ilim ne akıl ne de mantık kabul eder. Yani hurafelerin asıl kaynağı ve sebebi mecazî ifadeleri hakikat gibi anlamaktır.

(1) bk. Mektubat, Hakikat Çekirdekleri.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

SORULARLARİSALE 2024 ANKETİ
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...