"Mecaz, ilmin elinden cehlin eline düşse, hakikate inkılap eder, hurafata kapı açar." cümlesini izah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Mecaz, ilmin elinden cehlin eline düşse, hakikate inkılâp eder, hurâfâta kapı açar."(Mektubat, Hakikat Çekirdekleri: 56.)

Mecaz; bir kelimenin hakiki manası dışında hususî manasıyla kullanılmasıdır.

Üstad Hazretleri bu ifadeleriyle mecazın, âlimlerin elinden cahillerin eline geçmesi durumunda ne gibi hurafelere kapı açtığına işaret ediyor.

Kur’an-ı Kerim’de ve hadis-i şeriflerde birçok teşbih, temsil ve mecaz vardır.

Teşbih, derin bir hakikati benzetme ve misalle akla yaklaştırmaktır. Ama benzetilen o şey hakikat olarak anlaşılırsa, o zaman ona bir perde olur, anlaşılmaz hale sokar.

Mesela, Birine; "Aslan gibi adam!..” denildiği zaman, o kişinin aslan gibi cesaretli olduğuna dikkat çekilmiş olur. Ama biz bunu hakikat olarak anlasak, o zaman adamı aslan gibi pençesi olan, kuyruğu olan bir garip duruma sokarız ve asıl anlatılmak istenen kuvvet ve cesaret manası gizlenir ve hurafe olur.

Burada da semavatta vuku bulan bir fennî hadiseyi, eski kozmoğrafya âlimleri bir teşbihle ifade etmişler, ama bu teşbih zamanla cahiller tarafından hakikat gibi anlaşılmış, akıl dışı görülmüş ve bir hurafe haline gelmiş.

“Gözüme toz kaçtı.” Buradaki göz kelimesi hakiki manasıyla kullanılmıştır.

“Malda, parada gözüm yok.” Buradaki göz ise mecaz manasında kullanılmış, kişinin kanaatkâr olduğunu, haris olmadığını nazara vermiştir.

“Falan kişinin eli delik.” dediğimizde, onun elinin gerçekten delik olduğunu değil, çok israf ettiğini ifade etmiş oluruz.

“Şu kimsenin külü fazla.” denildiği zaman ise o kişinin zengin, cömert ve misafirinin eksik olmadığını anlatmış oluruz.

“Falan adamın kellesi koltuğunda.” dendiği zaman, o kişinin ölümü göze alarak büyük işlere girdiği, gözünü budaktan esirgemediği ifade edilmiş olur.

"Konuşulanlara kulak verirsen, kârlı çıkarsın." Burada “kulak vermek” tabiri mecazi bir ifadedir; "konuşulanları dikkatli dinlemek" demektir.

Mecaz sanatından anlamayan cahil birisi, kulak vermeyi, kulağı kesip vermek şeklinde anlayabilir.

Peygamber Efendimiz (asm) de birçok hadiste bu tarz teşbihler kullanmıştır. Ama cahil insanlar hadisdeki mecaz sanatını göremedikleri için, onu hakikat zannetmişler ve birçok hurafenin İslam âlemine girmesine sebep olmuşlar. Bilhassa ahir zaman, deccal gibi konularda rivayet edilen hadis-i şeriflerin büyük bir kısmı müteşabih ve mecazidir.

Mesela, deccalın “tek gözü” olacak, “eli delik” olacak, alnında “bu kâfirdir” ibaresi yazılı olacak, “boyu altmış arşın” olacak gibi birçok hadislerde mecazi ifadeler kullanılmıştır. Ama cahil insanlar bu mecazi ifadeleri zahirine hamledip ortaya hayalî, hakikat dışı ve ucube bir insan tasviri çıkarmışlar. Böyle bir insanı ise ne ilim ne akıl ne de mantık kabul eder. Yani hurafelerin asıl kaynağı ve sebebi mecazi ifadeleri hakikat gibi anlamaktır.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Kategorileri:
Okunma sayısı : 6.526
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...