"Makam-ı nübüvvete lâyık bir mânâ ile Peygambere müjde-i mağfiret ve âhirinde sahabelere mağfiret ile müjde etmekle, o imaya bir letâfet daha katar." cümlesini izah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Sûrenin başı -hakikî günahlardan mağfiret değil; çünkü ismet var, günah yok- belki makam-ı nübüvvete lâyık bir mânâ ile Peygambere müjde-i mağfiret ve âhirinde sahabelere mağfiret ile müjde etmekle, o imaya bir letâfet daha katar."(1)

Günah ve gaflet kavramları nispidirler. Nispet edildiği şeye ve şahsa göre şekillenirler. “Ebrarın hasenatı Mukarribinin Seyyiatı gibidir.” yani, makamı avam olan salih insanların yaptığı iyilik ve ibadetler, büyük zatların yanında gaflet ve günah gibidirler. Bizce mübah ve normal olan hal ve durumlar, büyük zatlar için gaflet ve huzuru taciz eden haller olarak değerlendirilmiştir.

Bu tespit ışığında meseleye bakacak olursak, Peygamber Efendimiz (asm) manen sürekli bir terakki ve tekemmül içinde olduğu için, her terakkisinde bir önceki makamı gaflet addediyor. Tabi bu gaflet nispidir, bizim anladığımız bir gaflet değildir. Yani makam-ı nübüvvete uygun bir gaflet ve günah telakkisidir. Hal böyle olunca tövbe ve istiğfar manası Peygamber Efendimizin (asm) manevi aleminde de bulunuyor. Ama onun gafletine çok büyük peygamberler bile yetişemiyor. Bu gaflet Allah ile Resulü (asm) arasında özel bir makam, özel bir terimdir. Yani Gaffar ve Settar isimleri mağfiret noktasından avamda avam olarak tecelli ederken, havasta havas bir format ile tecelli ediyor.

Her halin bir üst hali oldukça o hal alta kalmaya ve istiğfar edilmeye mahkumdur. İmanın hakkalyakin mertebesinde de gaflet makamları vardır. Hatta Allah’ı ihata ile idrak etme noktasında bütün mahlukat peygamberlerde dahil hepsi mutlak bir gaflet içindedir. Zira sonsuz bir cemali ancak sonsuz bir nazar ihata ile idrak eder ki, bu nazar ancak İlahi bir nazar olabilir. Peygamberler İlah olamayacağına göre, bu mutlak ihatalı nazardan gafildirler.

"Makam-ı nübüvvete lâyık bir mânâ ile Peygambere müjde-i mağfiret"i bu şekilde yorumlayabiliriz.

(1) bk. Lem'alar, Yedinci Lem'a.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Yorumlar

drerkan
Efendimiz miractan sonrada terakkiye devam etmişmidir?Orası Cenab-ı Allahı bilmede zirve değilmidir?
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
mustafa kayapalı
Peygamberlerin Allah'ı idrak gibi bir vazifeleri yoktur ki o ihatasızlıktan dolayı onlarla alakalı bir gafletten bahsedilsin.Zaten enam suresindeki" Gözler Onu idrak edemez." ayeti bize de onlara da bu kapıyı kapatmıştır. Bu açıdan Peygamberlere gaflet izafesi çok uygun düşmemiştir.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (Muaz)
Peygamberlerin elbette Allah'ı bilme, tanıma, sevme, haşyet duyma anlamında idrak vazifeleri bulunuyor. "Gözler Onu idrak edemez." ayeti Allah'ın sonsuz bir şekilde ihata edilemeyeceği ile ilgilidir. Yani nazarı sınırlı olan insanın sınırsız olan Allah'ı sınırsız bir şekilde ihata etmesi mümkün değildir denilmek isteniyor. İkisi arasında çok fark var. Peygamberler de dahil bütün insanlar Allah'ı tanımak (İdrak) ile mükelleftir ama ihata ile mükellef değildir. Allah'ı tanımanın da hadsiz mertebeleri vardır. Bu mertebelerin bir altı bir üste göre gaflet sayılır yani burada ki gaflet göreceli gaflettir. İyi analiz yapmadan tenkit edilmemeli.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
RNKRNK

İdrak - Anlama. Akıl erdirme eksikte olsa kavrama

İhata -  Tam kavrayış. Tam anlayış

Allah razı olsun. İstifade ettik istifadenizden

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.

BENZER SORULAR

Yükleniyor...