Block title
Block content

“Mertebe-i imanlarını fiilen izhar ederler.” cümlesini nasıl anlamalıyız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Esasında genel olarak insanlar kendi kemalat ve faziletlerini izhar etmezler. Eğer izhar ederler ise; bu bir nevi riya, gösteriş ve tabasbus olur.

Hatta ihlas ve samimiyet bunların izharında değil, ihfasındadır.

Ancak kemalatın ve faziletlerin izhar edilmesi, bazı şartlarla kayıtlanmıştır.

1. Farzlarda riya olmaz. Farz olan ibadet ve vazifelerin izharı ihfasından daha faydalı ve önemlidir. Mesela; insanların nafile nevinden ibadet ve takvalarında, gizli olmaları ve mahfi kalmaları ihlas açısından daha önemlidir. Ancak bu ibadet ve vazifeler farz ve vacip cinsinden ise; bunların izharı ve gösterilmesi riya olmadığı gibi, tebligata sebebiyet verdiğinden emr-i bil mağruf olup, salih amel olur.

2. Vazifeli şahıslar açısından Üstadımız, " Bir imam, imamet vazifesinde tesbihatını izhar eder. Zararı yoktur.” buyuruyor. Ancak vazifesinin dışında gizli yapması daha eftaldir. İşte Üstadımız ve ona mümasil olan vazifeli şahıslar ve bu zamanda Nur Talebeleri manen vazifeli olduklarından; değil farzlarda, nafile nevinden ibadet ve vazifelerinde dahi aşikâr yapmalarında inşallah riya olmaz. Vazife cihetinde, belki tebligat ve marufu emretme cihetinde hizmet telakki edilebilir.

İşte sualde geçen Şualar'daki bahiste; Allah tarafından tavzif edilen insanlar, hallerini aşikâren nazara vermeleri ve onların her hallerini açıkça izhar etmeleri ve ifade etmeleri hem vazifeleri, hem zamanları, hemde hizmetleri açısından bir kusur ve eksiklik değil; bir kemal, makam, vazife ve tebliğ meselesidir. 

İşte mücedditler de vazife itibariyle Allah tarafından teyit edilen muvazzaf insanlar olup; her yüz yılda bir gönderilerek, mühim vazife ifa ediklerinden, hal ve hareketlerinin açıkça ilan edilmesi ve izharı çok önemli olup, bir nevi böyle olmakla mükellefdirler.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...