"Tarih-i beşer ve kütüb-ü mukaddese, tevatürlere ve küllî ve kat’î hadisat ve malumat..." Dinî kaynaklar dışında nerede var; nasıl tevatür, kat'î, hatta müşehadat oluyor?
- Peygamberlerin aleyhimüs selam, muhalefet edenlerin başlarına gelenlerin anlatıldığı olaylara kat'î, tevatür diyor. Hangi durumlar tevatür. Salih peygamber, İbrahim peygamber, Lut peygamber, Nuh peygamber aleyhimüsselam vb.
Değerli Kardeşimiz;
"Evet, tarih-i beşer ve kütüb-ü mukaddese, tevatürlere ve küllî ve kat’î hâdisat ve malûmat ve müşahedat-ı beşeriyeye istinaden bilittifak, sarih ve kat’î bir sûrette haber veriyorlar ki, sırat-ı müstakîm ehli olan peygamberlere (aleyhimüsselâm) binler vâkıatta istimdatlarına harika bir tarzda gaybî imdat gelmesi ve onların istedikleri aynen verilmesi..." (Şualar, 15. Şuâ, El-Hüccetü'z-Zehra'nın Birinci Makamı, Sekizinci Kelime)
"Tevatür" hadis ilminde "yalan üzere birleşmeleri aklen imkânsız olan kalabalık bir topluluğun, bir haberi aynı lafızlarla veya manayla nakletmesi" durumudur. Tevatür yoluyla gelen haber, kesin bilgi ifade eder ve şüpheye yer bırakmaz. Tevatür derecesindeki bir haberin doğruluğu, aklî ve mantıkî olarak zorunlu kabul edilir.
"Kat'î" kesin, şüphe götürmez, muhakkak anlamına gelir. Bir bilginin kat'î olması, o bilginin doğruluğunun tartışmasız ve kesin delillerle sabit olması demektir. Tevatür yoluyla gelen haberler, kat'î bilgi ifade eder.
Kur'an-ı Kerim, tevatürün en üst düzey örneği olarak kabul edilir. Çünkü her nesilde binlerce, hatta milyonlarca insan tarafından ezberlenmiş, okunmuş, yazılmış ve günümüze kadar hiçbir değişikliğe uğramadan ulaşmıştır. Dolayısıyla, Kur'an'da bahsedilen peygamber kıssaları, İslami açıdan en sağlam ve kesin bilgi kaynaklarından biridir ve bu açıdan "kat'î" ve "tevatür" hükmündedir.
Peygamber kıssaları, özellikle Büyük Tufan, Sodom ve Gomore gibi olaylar, sadece İslami kaynaklarda değil, aynı zamanda diğer semavi dinlerin (Yahudilik ve Hristiyanlık) kutsal metinlerinde de benzer şekillerde yer almaktadır. Bu olaylar çok eski milletlerce bilinmiş, anlatılmış ve hafızalarda canlı kalmış. Bu da onların bir cihetle tevatürle sabit olduğunu gösterir.
Bu kıssaların farklı kültür ve medeniyetlerde, coğrafyalarda ve zaman dilimlerinde farklı anlatılarla da olsa benzer temalar etrafında var olması, onların tarihi bir geçmişi olduğuna dair bir işaret olarak kabul edilebilir. Ancak, bu dış kaynakların "tevatür" veya "kat'î"lik derecesi, İslami kaynakların (Kur'an gibi) sahip olduğu kesinlikten farklılık gösterebilir. Dini kaynaklar dışındaki arkeolojik bulgular, tarihi kayıtlar ve mitolojik anlatılar, bu kıssaların kökenine dair ipuçları sunsa da dini anlamdaki "tevatür" derecesine ulaşmazlar, ama dini anlatımlara destek verirler.
Bediüzzaman, nübüvvetin hakikatini ispat ederken sadece Kur’an’a değil: Yahudi, Hristiyan, Sümer, Babil, Çin, Hind, Mısır efsaneleri gibi tarihî hafızalara da işaret ediyor. Mesela;
Nuh Tufanı, Tevrat’ta, Babil’deki "Gılgamış Destanı"nda ve Kur’an’da geçer.
Hz. İbrahim’in ateşe atılması, Kur’an’da net geçer, Tevrat’ta dolaylı geçer, bazı arkeolojik efsanelerde de benzer sahneler vardır.
Lut Kavmi Tevrat ve Kur’an’da açık şekilde anlatılır. Hatta günümüzdeki Ölü Deniz’in civarındaki yanık katmanlar, bu helâkin “müşahade” kısmını da teyit eder.
Salih Peygamber ve Semud Kavmi, Tevrat'ta yoktur ama Arap tarih geleneğinde ve Kur’an'da vardır. Semud kalıntıları hâlâ Arabistan'da mevcuttur.
Bazı arkeolojik bulgular, peygamber kıssalarının geçtiği coğrafyaların ve dönemlerin genel kültürel ve sosyal yapısı hakkında önemli bilgiler sunar. Mesela;
- Hz. İbrahim'in yaşadığı dönemle ilişkilendirilen Ur, Harran gibi Mezopotamya şehirlerinde yapılan kazılar, o dönemin yaşam tarzı, inançları ve ticareti hakkında bilgiler sunar.
- Hz. Musa ve Firavun kıssaları, antik Mısır tarihi ve arkeolojisiyle yakından ilişkilidir. II. Ramses gibi firavunların dönemine ait yazıtlar ve yapıların bulunması, bu dönemin tarihsel gerçekliğini destekler.
- Arkeologlar tarafından 1990'lı yılların başında Yemen'de bulunan ve Ubar adı verilen şehrin Kur'an'da ismi İrem olarak geçen şehir olduğuna inanılır.
- Peygamber kıssaları, sadece dini metinlerde değil, aynı zamanda farklı coğrafyaların ve kültürlerin mitolojilerinde ve folklorlarında da benzer temalarla karşımıza çıkabilir. Büyük seller, ilahi cezalar, kahraman figürler gibi motifler, evrensel insani deneyimlerin ve doğa olaylarının farklı toplumlarda nasıl yorumlandığına dair işaretler sunar. Bu durum, bu kıssaların kökenlerinin çok eski ve kültürel olarak yaygın olduğunu gösterir.
Özetle buradaki "tevatür" ve "kati"lik beşerin ortak ve genel tarihi açısından değil semavi dinlerin ortak kabulü açısındandır. Lakin beşerin ortak tarihinde de bu kıssalara işaret eden bu olayları teyit eden ciddi emare ve işaretler de mevcuttur denilebilir.
Özetle;
Bediüzzaman, peygamberlerin mucizeleri ve karşı koyanların helâkine dair olayların:
Kur’an ve diğer semavî kitaplarda geçmesini,
Farklı milletlerin tarihî hafızalarında bulunmasını,
Günümüzdeki arkeolojik kalıntılarla desteklenmesini,
Binlerce kişinin benzer şekilde aktarmasını (tevatür), bir araya getirerek, bunların hakikat olduğuna kesin delil getiriyor.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü
Yorumlar
رضي الله عنكم