"Meselâ şefkat, acz yüzünden elemli bir musibet olur. Muhabbet, firak yüzünden belâlı bir hırkat olur. Lezzet, zevâl yüzünden zehirli bir şerbet olur..." cevabı misallerle açar mısınız?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Ehl-i gaflet ve ehl-i dünya tarzında ve nefis hesabına olan muhabbetlerin, dünyada belâları, elemleri, meşakkatleri çoktur; safâları, lezzetleri, rahatları azdır. Meselâ şefkat, acz yüzünden elemli bir musibet olur. Muhabbet, firak yüzünden belâlı bir hırkat olur. Lezzet, zevâl yüzünden zehirli bir şerbet olur. Âhirette ise, Cenâb-ı Hakkın hesabına olmadıkları için, ya faidesizdir veya azaptır (eğer harama girmişse)."

Bir önceki cümlede “….Ehl-i gaflet ve ehl-i dünya tarzında ve nefis hesabına olan muhabbetlerin, dünyada belâları, elemleri, meşakkatleri çoktur; safâları, lezzetleri, rahatları azdır.” buyrulur. Buna göre soruda zikredilen musibetler, elemler gaflet içindeki dünya ehlinin nefis hesabına ettikleri muhabbetler için söz konusudur. Onlar ruhlarına konulan şefkat duygusunu yanlış kullanmakla elemli bir musibete düşerler. Şefkat ettikleri kimselerin başıboş olmadıklarını, Allah’ın kulu olmakla bütün bir kâinatla beslendiklerini ve onlara hiç kimsenin Allah’tan daha fazla merhametli olamayacağını bilmezler yahut unuturlar. Şefkatlerini doğru kullansalardı o acıdıkları kimselere ellerinden gelen bütün yardımı yaptıktan sonra, Allah’a tevekkül eder ve neticeyi sabırla beklerlerdi.

Muhabbetin firak yüzünden belâlı bir hırkat olması da bunun gibidir. Sevdikleri kimselerin de kendileri gibi dünya gemisinde seyahat ettiklerini, sırası gelenlerin ölüm kanunuyla baki bir âleme gitmek üzere bu dünyadan ayrıldıklarını, kendilerinin de burada sabit kalmayıp aynı yolun yolcusu olduklarını düşünseler, bu ayrılık eleminden kurtulurlardı. O ebedî âlemde dostlarıyla beraber kalabilmek için de iman ve salih amel esaslarına riâyet eder, sevdiklerini de bu saadet yoluna teşvik ederlerdi.

Bunların dünyadan aldıkları lezzetler “zevâl yüzünden zehirli bir şerbet olur.” “Âhirette ise, Cenab-ı Hakkın hesabına olmadıkları için, ya faidesizdir veya azaptır (eğer harama girmişse).”

Birisine çok acırız; ama ona yardım edecek kudrete ve maddî imkâna sahip olamadığımız için, bu acımak bize büyük bir ıstırap ve hüzün verir. Eğer onu sahipsiz ve hamisiz olarak görüyorsak; yani Allah’ın tasarrufundan gafil isek, bu acıma hissi bizim için büyük bir eleme dönüşür.

Şayet imanımız kuvvetli ise; "Onların sahibi ve hamisi onları yaratan, organlarla, duygularla donatan ve bütün kâinatı onlara hizmet ettiren Allah’tır" der ve manen rahat ederiz.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...