Block title
Block content

MÜCEDDİD

 
“Allah bu ümmete her yüz senede dini yenileyecek kimse gönderir.” (Ebu Davud, Melahim,1) hadisinden hareketle her asrın en seçkin dinî önderlerine bu isim verilmektedir. Ömer b. Abdülaziz, siyaset âleminde bir müceddid kabul edilir. Keza, İmam-ı Gazalî, İmam Rabbanî, Mevlana Celaleddin Rumî gibi İslâm âlimleri kendi devirlerinin müceddidi olarak kabul edilirler. Risale-i Nur dahi bu zamanın fehmine Kur’anın bir dersidir. Bediüzzaman şöyle der: “Ben Mevlana devrinde gelsem öyle bir Mesnevi yazardım. Mevlana da bu zamanda gelse böyle bir Mesnevi yazardı.”

Mehmet Akif,
“Doğrudan doğruya Kur’an’dan alıp ilhamı,
Asrın idrakine söyletmeliyiz İslâmı.”
derken, bir bakıma bu asrın müceddidinin görevini tarif etmektedir.

Meselenin bir yönü de şudur: Cenab-ı Hak, nasıl ki her devirde Peygamberler göndermiştir. Bunlar, daha önce gelen peygamberlerin mesajını yenilemişler, taze bir şevke vesile olmuşlardır. Peygamberimizden sonra yeni bir peygamber gelmeyeceğine göre, bu görevi müceddidler yapacak, ümmetin şevk ve gayretine vesile olacaklar, dine sokulmak istenen bid’atlarla mücadele edecekler, İslam düşmanlarının zihinleri bulandıran, kalpleri yaralayan her türlü menfi telkinlerine ve propagandalarına karşı da Müslümanları irşad edeceklerdir.

Paylaş
Yükleniyor...