"Mûcibe-i Külliye" ve "Sâlibe-i Külliye" ne demektir?
Değerli Kardeşimiz;
"Halk-ı eşya hakkında mûcibe-i külliye sadık olmadığı takdirde, sâlibe-i külliye sadık olur. Yani, ya bütün eşyanın hâlıkı Allah’tır veya Allah hiçbir şeyin hâlıkı değildir. Çünkü, eşyanın arasında muntazam tesanütle halk ve yaratmak, tecezzîyi kabul etmez bir külldür, bazıyet yoktur. Ya mûcibe-i külliye olacaktır veya sâlibe-i külliye olacaktır. Başka ihtimal yok."
Mucibe-i Külliye: Bir mantık kuralı olan bu cümle; Tümel olumlu önerme demektir. Cümlemizdeki karşılığı ve mana itibariyle yansıması şöyle ortaya konmuştur: Her şeyin yaratıcısı Allah’tır.
Salibe-i Külliye: Aynı şekilde bu da yine bir mantık kuralı olup, tümel olumsuz önerme anlamındadır. Yukarıdaki cümlemizde misali ise; Allah hiçbir şeyin yaratıcısı değildir.
YA HEP YA HİÇ
"Kâinat bir şeceredir. Anasır onun dallarıdır. Nebatat yapraklarıdır. Hayvanat onun çiçekleridir. İnsanlar onun semereleridir." (Mesnevî-i Nuriye)
Bir evin bütün eşyalarını hayalimizden şöyle bir geçirelim: Avize, halı, koltuk, buzdolabı, ayna, masa vesaire. Bunların her biri ayrı bir fabrikanın ürünüdür ve farklı mağazalardan satın alınarak o evde bir araya getirilmişlerdir. Ama kâinat ve içindeki varlıklar hiç de öyle değil.
Bu âlemin tümü bir tek fabrika. Bütün bitkiler, hayvanlar ve insanlar aynı fabrikanın mamulleri. Bunları birbirinden ayrı düşünmek ve ayrı yaratıcılara isnat etmek aklen mümkün değil. Ya “tümünü Allah yaratmış,” denilecektir, yahut “Allah onların hiçbirini yaratmamıştır,” diye inkâra sapılacaktır. Çünkü herşey herşeyle doğrudan veya dolaylı irtibatlı olduğu için, herşeyin yaratıcısı ve tasarımcısı bir olması lazım gelir. Bunun dışında bir şey düşünmek, yanlış olur.
Yukarıdaki vecizede kâinat bir ağaca, insan ise onun meyvelerine benzetilmiş.
Bir meyvenin kabuğunu, iç kısmını, çekirdeğini farklı ilâhların yaratmış olamayacağı açıktır. O meyveyi her şeyiyle yaratan Allah’tır. Bu kabul edilmediği takdirde, Allah’ın “o meyvenin hiçbir şeyini yaratmadığına” hükmedilecektir. Burada bölünmeye yer yoktur. Elma bir bütündür, bir tek şeydir, yaratıcısı da birdir.
Aynı şeyler ağacın bütünü için de söylenebilir. Onun da bir kısım dallarını başka ilâhlara, kökünü başka, gövdesini başka, çiçek ve meyvelerini daha başka ilâhlara isnat etmek aklen muhaldir.
Bu gerçeği insan ve kâinat için de aynen tekrarlayabiliriz. Bir insan, gözlüğünü, gömleğini, ayakkabılarını farklı dükkânlardan satın almış olabilir. Bunlar bölünme kabul ederler ve farklı tezgâhlara, değişik fabrikalara isnad edilebilirler. Ama insan bedeni öyle değil; gözünü, cildini, gövdesini, iç organlarını, ellerini ve ayaklarını bir bütün olarak düşünmeğe mecburuz. Bunların tümü, bir meyve gibi, kâinat ağacının başında boy gösteriyor.
İnsanın organları gibi kâinatın sistemleri de farklı ilâhlarca yaratılmış olamazlar.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü