Muhabbetullah için mutlaka marifet yolundan geçmek mi lazım?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Muhabbet, ilim ve marifetin bir neticesidir. İlim ve marifet ziyadeleştikçe muhabbet de ona nispette ziyadeleşir. Tevhid ve marifet olmaz ise kalp ve diğer cihazlar pusulasız ve rehbersiz kalır, neye yöneleceğini ve neyi seveceğini bilemezler.

Nasıl ağaç meyvesi için dikilir ve bakılır ise, aynı şekilde kâinat ağacının meyvesi ve neticesi de marifet ve muhabbettir. Kâinatın yaratılması da ona bakar. Bu yüzden Allah, insana bütün kâinatı okuyacak bir istidat ve her şeyi kuşatacak bir muhabbet vermiştir. İnsanın kalbinde her şeyi kuşatacak kabiliyette bir muhabbet istidadı vardır. Bu muhabbeti bu genişliğe ve bu kıvama ancak tevhid ve marifet getirir. Zira tevhid ve marifet kalp ile İlâhî marifet arasında bir köprü gibidir.

Tevhid ve marifet kalbin rehberi hükmündedir. Bu rehbere göre hareket edilmezse kalp adi ve basit şeyler içinde boğulur ve söner. İman, tevhid ve marifet akla rehber olduğu zaman, her şeyde Allah’ı buldurur, kalbi kâinatın dağınıklığından ve mecazi aşklarından kurtarıp O’na yöneltir.

Risale-i Nurlar, hakiki ve tahkiki marifeti verdiği gibi, onun neticesi olan muhabbeti de tahkiki ve hakikî bir şekilde verir.

"Evet, bütün hakikî saadet ve hâlis sürur ve şirin nimet ve sâfi lezzet, elbette marifetullah ve muhabbetullahtadır." (20.Mektup)

Marifetullah denilince Allah’ı bütün esmâ ve sıfatlarıyla ve şuunatıyla tanımak hatıra gelir. Ahsen-i takvimde yaratılan insan bütün esmâya mazhar olma şerefine ermekle marifet sahasında en ileri makamlara çıkmaya namzet olmuştur. Bu ise hakiki bir saadettir; dünyanın gelip geçici saadetleriyle mukayese edilmeyecek kadar yüksektir. Bu saadet “halistir, şirindir ve safi”dir. Dünyanın hiçbir derdi ve tasası o saadet güneşini perdeleyemez, gölgeleyemez ve bozamaz.

"Cenâb-ı Hakkı tanıyan ve seven, nihayetsiz saadete, nimete, envâra, esrara, ya bilkuvve veya bilfiil mazhardır." (20.Mektup)

Nur Külliyatının birçok dersinde kemaliyle işlenen bu hakikatin kısa bir açıklamasını şöyle yapabiliriz:

Bir mümin şöyle düşünür: Ben İlâhî isim ve sıfatların tecellileriyle bu varlık nimetine kavuşmuşum. Hayatım Muhyi isminden, suretim Musavvir isminden, görmem Basîr isminden haber veriyor. Her organımın, her hücrem, her duygum ve her hissim hikmetle yaratılmış olmalarıyla Allah’ın Hakîm ve Âlim isimlerinin tecellilerini sergiliyorlar. Bütün bunlar bana bir İlâhî ihsan ve ikram olmalarıyla Kerîm ve Muhsin isimlerini aklıma ve kalbime ders veriyorlar. Ben tek başına yaşayan, bağımsız ve müstakil bir varlık değilim. Yer çekimiyle ayaklarım yere bağlanmış, ciğerlerim hava ile temasta, gözüm güneşle aydınlanıyor. Ben Üstadımın ifadesiyle “Şu kâinat ağacının en son ve en mükemmel meyvesi”yim.

Üstad Hazretleri Nur Külliyatında “insanın fıtratında cemâle karşı muhabbet, kemale karşı perestiş ve ihsana karşı sevmek” bulunduğunu beyan ediyor. Bir hayvan, kendi varlığına ve onu kuşatan şu varlık âlemine çok cüz’i bir ölçüde vakıftır. Yolunu güneşle görür ama güneşi tanımaz. İnsan ise her birinin hakikati bir veya daha fazla esmaya dayanan şu varlık âlemini hem sevmekte hem onda sergilenen kemallere hayran olmakta, hem de kendisine teveccüh eden sonsuz ihsanlara karşı şükür ve hamd edebilmektedir. Bunların her biri kalb ve ruh için ayrı birer saadet ve yine ayrı birer terakki ve tekâmül vesilesidir.

Bilkuvve, kuvve halinde bulanma, mesela bir çekirdekte ağaç olma kabiliyetinin bulunması demektir. Bu kabiliyetin inkişafının fidan olmaktan mükemmel bir meyve ağacı olmaya kadar çok mertebeleri vardır. İnsanların manevî terakkileri de böyledir. Kiminde bu mükemmel istidat inkişaf ettirilmeyerek bilkuvve kalmıştır. Bir başkasında fidan bir diğerinde ağaç olmuştur. Ağacın da yine verdiği meyvelerin miktarı ve kalitesi itibariyle çok mertebeleri vardır. İnsanların düşünce âleminde ve amel dünyasında da hem kemiyet hem de keyfiyet itibariyle çok makamlar ve mertebeler mevcuttur.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Kategorileri:
Okunma sayısı : 7.755
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...