"Mükâfat, merhametin iktizasıdır. Terbiye de mücâzâtı ister." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Bir sultan, itaat edenlere mükâfat ve isyan edenlere de mücazat etmezse, saltanatı inhidama yüz çevirir. Ve keza, bir sultanın sağında lütuf ve merhamet ve solunda kahr ve terbiye lazımdır. Mükâfat, merhametin iktizasıdır. Terbiye de mücâzâtı ister. Terbiye de mücâzâtı ister. Mükâfat ve mücâzat menzilleri ahirettir." (Mesnevi-i Nuriye, Lâsiyyemalar)

Bu cümle, Cenab-ı Hakk’ın rububiyet (terbiye) sıfatı, rahmet sıfatı ve adalet sıfatı arasındaki mükemmel dengeyi anlatan çok veciz bir Risale-i Nur ifadesidir.

"Mükâfat, merhametin iktizasıdır":

  • Merhamet (rahmet) sıfatı, sadece affetmek değil; hayrı vermek, nimetlendirmek ve lütufta bulunmak demektir.

  • Allah’ın "Rahmân" ve "Rahîm" isimlerinin gereği olarak, itaate, sabra ve kulluğa karşılık olarak mükâfat vermesi, onun rahmetinin bir sonucudur.

  • Bu da sadece cennet değil; huzur ve kalp selameti, rızık ve muvaffakiyet gibi dünyevi mükâfatları da içerir.

"Terbiye de mücazatı ister":

  • Terbiye, rububiyet sıfatının bir tecellisidir.

  • Rububiyet, mahlukatı yetiştirmek, eğitmek, olgunlaştırmak demektir.

  • Bu süreçte: Müsbet teşvikler (mükâfatlar) kadar, Menfî ikazlar (cezalar) da gereklidir.

Eğer ceza olmasa:

  • Terbiye süreci yarım kalır.

  • İnsan nefsi başıboş kalır.

  • Mazlumun hakkı verilmez.

Bu yüzden mücazat, yani cezalandırma, sadece gazaptan değil; aynı zamanda terbiyeden ve adaletten doğar.

Evet, sonsuz merhamet ve şefkat sahibi bir Allah’ın kendisine itaat eden, iman ile tanıyıp ibadet ile kendini sevdiren kullarını sonsuz bir cennet ile mükafatlandırması merhametinin bir gereğidir. Aksi düşünülemez, zira böyle merhameti sonsuz Allah’ın kendine itaat eden kullarını yokluğa atıp hiçlik ile cezalandırması düşünülemez. Bu merhametin ve şefkatli olmanın mahiyetine aykırıdır. Bu sebeple cennet gibi bir mükafat Allah’ın sonsuz şefkat ve merhametinin bir sonucu ve zaruri neticesidir.

Aynı durum ceza için de geçerlidir. Allah’ın sonsuz izzet, kibriya ve kahhariyetinin kendine edepsizlik ederek isyan edenleri cezalandırması kaçınılmaz bir sondur. Terbiye cezayı gerekli kılıyor ceza da cehennemi iktiza ediyor. Allah’ı tanımayarak ve inkâr ederek onun sonsuz izzet ve şerefine dokunduran bir kafirin cehennemde ebedi azap görmesi, onun celal ve izzetinin bir gereğidir. Yoksa ilah olamaz.

Netice;

Bu cümle, Allah’ın kullarına karşı hem sevgisini hem ciddiyetini gösterir.

  • İtaat eden sevilir, ödüllendirilir.

  • İsyan eden uyarılır, düzeltilir.

Çünkü Allah “Rahmeten li’l-âlemîn” olduğu kadar; aynı zamanda “Adl-i mutlaktır.” Kulluğun özü de bu dengede gizlidir: Hem korku (havf) hem de ümit (recâ) ile yaşamak.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Kategorileri:
Okunma sayısı : 471
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...