"Mümkün olduğu kadar, وَاِذَا مَرُّوا بِاللَّغْوِ مَرُّوا كِرَامًا düsturunu rehber edininiz." Buna göre namusa, kutsala söz söyleyenlere mukabele nasıl olmalı?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Kim olursa olsun, madem imanı var, o noktada kardeşimizdir. Bize düşmanlık da etse, mesleğimizce mukabele edemeyiz. Çünkü daha müthiş düşman ve yılanlar var. Hem elimizde nur var, topuz yok. Nur kimseyi incitmez, ışığıyla okşar. Ve bilhassa ehl-i ilim olsa, ilimden gelen enaniyeti de varsa, enaniyetlerini tahrik etmeyiniz. Mümkün olduğu kadar, وَاِذَا مَرُّوا بِاللَّغْوِ مَرُّوا كِرَامًا [“Boş sözlerle, çirkin davranışlarla karşılaştıkları zaman, izzet ve şereflerini muhâfaza ederek oradan geçip giderler.” (Furkan, 25:72).] düsturunu rehber edininiz." (Kastamonu Lâhikası, 160. Mektup)

Bu ayet, Müslüman'ın her türlü olumsuzluk, çirkinlik ve seviyesizlik karşısında takınması gereken asil tavrı en net şekilde ortaya koymaktadır. Ayette geçen bu düstur, inanan bir insanın sadece boş ve anlamsız sözler karşısında değil, aynı zamanda tahrik edici, incitici durumlar karşısında da izzet ve şerefini koruyarak dik durmasını emreder. İnsanın namusuna, mukaddesatına ve inançlarına söz söylendiğinde bu düstur ekseninde verilmesi gereken mukabele şu temel ilkeler üzerine kurulmalıdır:

  • Seviyeyi Muhafaza Etmek

Ayet-i kerimede geçen kirâmên kelimesi, asil ve şerefli bir duruşu ifade eder. Kutsal değerlere veya namusa dil uzatan birine, onun kullandığı çirkin üslupla, hakaretle veya küfürle karşılık vermek, o kişinin düştüğü seviyesizliğe ortak olmak demektir. Mukabelemiz, bizi haklıyken haksız duruma düşürecek bir çirkefliğe bürünmemelidir. Müslüman, karşısındakinin kötülüğünde ve cehaletinde boğulmaz; kendi asaletini korur.

  • Hukuki ve Meşru Sınırlar İçinde Kalmak

İzzet ve şerefi korumak, yapılan haksızlığa karşı tamamen tepkisiz kalmak veya pısırıkça geri çekilmek anlamına gelmez. Aksine, mukaddesata yapılan saldırılara karşı duruş göstermek bir haysiyet borcudur. Ancak bu duruş, hissi ve fevri patlamalarla değil; akıl, metanet ve hukuk çerçevesinde olmalıdır. Hakkı savunurken haksız yöntemlere başvurmamak, o çirkin sözü söyleyenlerin ekmeğine yağ sürmemek bu düsturun bir gereğidir.

  • Sözün Etkisini Vakarla Boşa Çıkarmak

Kutsal değerlere saldıranların büyük bir kısmı, inananları kışkırtmak, öfkelendirmek ve infial oluşturmak amacı taşır. Ayet bize, onların bu provokasyonunu boşa çıkaracak bir vakar yani ağırbaşlılık telkin eder. Öfkeyi kontrol etmek ve o çirkinliğe prim vermeden, asil bir yüz çevirmeyle oradan uzaklaşmak veya konuyu kapatmak, bazen en büyük cevaptır. Nitekim Kur'an-ı Kerim başka bir ayette de şöyle buyurur:

"Rahmân’ın has kulları yeryüzünde vakarla yürüyen, cahiller onlara laf attığı zaman, 'Selâm' deyip geçen kullardır." (Furkan, 25:63)

  • İlim ve Hikmetle İkaz Etmek

Eğer bir mukabelede bulunulacaksa, bu sadece hakkı tebliğ etmek ve yanlışlığı nezaketle, ilimle ortaya koymak adına olmalıdır. Şayet karşınızdaki kişi laf anlamayacak, sadece çirkefliğini artıracak bir konumdaysa, ayetin tam manasıyla rehberliği devreye girer: Lafı uzatmadan, o ortamı terk etmek ve kendi şerefli duruşunu lekeletmemek.

Özetle; namusumuza ve kutsalımıza dil uzatanlara karşı mukabelemiz; öfkenin bizi esir almasına izin vermeden, asaletimizi, dinimizin vakarını ve şahsiyetimizi koruyarak, kötülüğe kötülükle değil, hakkın ve hukukun asil diliyle cevap vermek; bu mümkün değilse orayı terk ederek o çirkinliği kendi karanlığında bırakmaktır.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Kategorileri:
Okunma sayısı : 11
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...