Münkir bir feylesof; ne kadar âlim dahi olsa, bunların nihayet derecede cehl-i azim içinde olmalarını nasıl anlamalıyız? Cehaletle beraber mutlak echeliyeti irtikap etmeleri ne demektir. Cehalet ve echeliyet arasında nasıl bir fark vardır?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Herkesin gözü önünde cereyan eden, “... hadsiz in'amlar, ihsanlar, lütuflar, keremler, inayetler, rahmetler; perde-i gayb arkasında bir Zat-ı Rahman-ı Rahîm'in bulunduğunu sönmemiş akıllara, ölmemiş kalplere gösterir.”(1)

Şu sorulara münkir bir feylosof yanlış cevap verdiği için, cehl-i azim içinde olmaktadır.

  • Haşmetli icraat ile mevsimleri kim değiştiriyor?
  • Uçaklardan daha hızlı hareket eden gezegenleri çarpışmadan kim döndürüyor?
  • Dünyayı insana beşik gibi, Güneşi herkese ve her şeye lâmba yapmak gibi hikmet, ilim ve kudret gerektiren işleri kim yapıyor?
  • Ölmüş, kurumuş yeryüzünü kıştan sonra diriltmek, süslendirmek gibi akılları hayrette bırakan geniş değişim ve dönüşümleri kim yapıyor?
  • Her şeyin her şeyle ilim ve hikmet çerçevesinde münasabetini kim takip ediyor?

Bu ve bunun gibi harikulade işler, Rabbü'l-âlemin olan Allah tarafından yapıldığı 2x2=4 eder gibi kesin iken, münkir feylesoflar tesadüf ve tabiata havale ederek bu sorulara yanlış cevap veriyorlar. Münkir bir feylesof; maddi ilim cihetiyle ne kadar âlim dahi olsa, inkâr etmeleri ile gündüz ortasında Güneşi inkâr etmek derecesinde batıl bir yolu seçtikleri için, nihayet derecede cehl-i azim içindedirler. Onların durumu şu misale benzemektedir:

Kitabın kâğıt cinsi, sayfa kalınlığı, her bir harfin kullanılma sayısı, mürekkebin cinsi ve miktarı, cildinin hangi malzemeden olduğu gibi maddesel özelliklerini iyi bilen, ama kitabın manasını okuyamayan dolayısı ile katibini kabul etmeyen bir cehalet içinde olmaktadırlar. Bunların durumu Mektubat'ta geçen şu cümlede özetlenmektedir:

“Her şeyi maddede arayanların akılları gözlerindedir, göz ise maneviyatta kördür.”(2)

Allah’ın her şeyi bilen ilmini, her şeye yeten kuvvetini, her şeye koyduğu sayısız hikmetini ve kendisi gibi tüm insanlara verdiği değeri bilmeyen; her şeyi tesadüfe ve tabiata havale eden münkir bir feylesof, sahasında ne kadar âlim de olsa echel oldukları bu sırdandır.

Echeliyet, cehaletten daha katmerli cahilliği ifade eder. Cehl-i mürekkep, yani katlanmış ve birbiri içerisine girmiş anlamındadır. Bir insan bir şeyi bilmediğinde buna "o şeyin cahili" denir, lakin o şey hakkında bir şey bilmediğinin farkında olduğu için, bir cihetle alim olur. Fakat hem cahil olup, hem de cahil olduğunun farkında değilse, o zaman buna cahil değil echel (çok cahil) denilir.

İşte uzmanı olduğu kendi fenni alanında gördüğü bu kadar mükemmellikleri sahipsiz zannedip, kainatın kendi kendine yaratıldığını ilan edecek kadar cahillik yapan birisi, bu cahilliğini kabul etmese, böyle bir durumda echel olur.

Dipnotlar:

(1) bk. Şualar, Dokuzuncu Şua.
(2) bk. Mektubat, Kakikat Çekirdekleri: 55.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

BENZER SORULAR

Yükleniyor...