“Namaz dinin direğidir.” hadisi dinimizin namazla ayakta durduğunu ifade etmektedir. Burada diğer ibadetlere nispeten, namazın öne çıkarılışının sebebi ne olabilir?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Bakara Sûresinin başında Kur’anın; “Muttakiler için bir hidayet olduğu” ifade edildikten sonra muttakilerin sıfatları şöyle sıralanır:

“Onlar gayba iman ederler, Namazı dosdoğru kılarlar. Onlara rızık olarak verdiğimiz şeylerden infak ederler (başkalarına yardımda bulunur, böylece mali ibadetlerini de yaparlar.”

Mü’minun Sûresi’nin ilk ayetinde müminlerin kurtuluşa erdikleri haber verilir ve sonraki ayetlerde müminlerin özellikleri sıralanır. Hemen ikinci ayette müminin ilk vasfı olarak; “Onlar namazlarında huşu içindedirler” buyrulur.

Birçok ayette de namaz ile zekât birlikte zikredilir. Bazı ayetlerde de imandan sonra salih amel zikredilir.

Buna göre, bütün salih ameller namaz ve zekâtta özetlenmiş oluyor. Bunlardan birincisi bedenî ibadetleri, diğeri ise malî ibadetleri temsil eder. Bu noktadan hareketle söz konusu hadis-i şerifin bütün ibadetleri içine aldığını ve “İbadetin, dinin direği olduğu” manasına geldiğini söyleyebiliriz.

Hadiste özellikle namazın zikredilmesinin iki manası vardır:

Birisi, namazın diğer ibadetlerden daha önemli ve devamlı olduğu. Nitekim, zengin olan kimseler farz olan hac vazifelerini ömürlerinde bir defa eda ederler. Farz oruç, sadece Ramazan ayında tutulur. Farz olan namaz ise, her gün beş vakit olarak eda edilir. Kuşluk namazı, şükür namazı, abdest namazı, sefer namazı, evvabin namazı, gece namazı, sefer namazı, mübarek gecelerde eda edilen nafile namazlar da müminin hayatını bu ulvî ibadetle daha da nurlandırır.

Üstad Hazretleri şöyle buyurur: “Abd ile Ma’bud arasında en yüksek ve en latif nisbet ancak ibadettir.” İşte bu nispet, namaza devamlılığı gerektiriyor. Namazını kılan kişi, günde en az beş vakit Rabbini hatırlamakla, hayatını O’nun rızasına uygun olarak devam ettirir.

İkinci husus da şu olabilir: Namaz kılmayan kimselerin çoğu haccı ve zekâtı da terk etmektedirler. Namaz kılmayan kimseler, haramlardan sakınma konusunda da yeterince duyarlı olamaz, birçok emir ve yasaktan taviz verirler. Bu bakımdan, zekât ve hac gibi birçok ibadetin direği de namazdır.

“Sana kitaptan vahyolunanı oku ve namazı dosdoğru kıl. Şüphe yok ki, namaz hayasızlıktan ve kötülükten alıkoyar….”(Ankebut, 29/45)

Burada orucun bir istisnası var. Namaz kılmayan birçok Müslüman, orucunu tutuyor. Bu da Allah’ın özel bir lütfudur. Beş vakit namazlarını kılmayan Müslümanlar da senede bir ay da olsa kul olduklarını hatırlıyor, emir dairesinde hareket etme havasını teneffüs ediyorlar.

“Oruç benim içindir, onun mükâfatını da ben vereceğim.” hadis-i kutsisi Müslümanlar için büyük bir müjdedir.

Orucunu tutan Müslümanların büyük kısmı teravih namazını da eda ediyorlar. Böylece dinin direği olan namazdan da feyizlenmiş oluyorlar.

İkinci Lem’a’da; “Her günahta küfre giden bir yol olduğu” ifade edilir. “Namaz hayâsızlıktan ve kötülükten alıkoyar…” hükmüyle bu gerçeği birlikte değerlendirdiğimizde namaz kılmayan kişinin günahlara müptela olacağı, istikamet çizgisinden uzaklaşacağı, günah bataklığında yüzerek sonunda küfre girme tehlikesine maruz kalacağı kaçınılmazdır. Konuya bu açıdan yaklaştığımızda namazın, imanın da direği olduğu anlaşılmış olur.

Kâinatı bir ağaç olarak düşünürsek, onun meyvesi ve neticesi şükürdür. Şükrün en kapsamlı ve külli olanı ise namazdır. İnsanın şu kısa ömür sermayesi ile Allah’ın sayısız ihsanlarına karşılık vermesi ve şükürde bulunması imkânsızdır. Namaz Allah’ın bu sayısız nimetlerine teşekkür etmek için bir fırsattır, bunu kaçırmak ise büyük bir hasarettir.

Hz. Aişe (ra) anlatıyor: Peygamberimiz geceleri mübarek ayakları şişinceye kadar ibadet ederdi.

"Ey Allah'ın Resûlü, geçmişte işlenmiş ve gelecekte işlenmesi muhtemel bulunan günahlarını Allah Teâlâ bağışladığı halde, niçin bu kadar yoruluyorsunuz?" dedim. Peygamberimiz:

"Ya Aişe, Allah'a şükreden bir kul olmayayım mı?" buyurdu."

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

BENZER SORULAR

Yükleniyor...