"Nasıl ki zaruriyattan nazariyat istintac olunur. Öyle de âsâr-ı Sâniin zaruriyatı, mahfiyat-ı san’atına burhandır. İkisi beraber bu meseleyi ispat eder." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Zaruriyattan nazariyyatın istintac olunması; bir mantık kaidesidir. Bu kaide ile Üstadımız kainattaki nizam ve intizama delil ve bürhan çıkartmaktadır.

Mesela çarpım taplosu bir zaruriyattır. Bunun bilinmesi esastır. Bu bilindikten sonra, bununla alakalı bir çok matematiksel meseleler çıkartılır, yapılır ve halledilir.

Mesela harfleri bilmek ve öğrenmek bir zaruriyattır. Harfler bilindikten sonra milyonlarca cümleler ona istinaden yazılabilir.

Aynen bunun gibi; kainatta tevhit, rahmet, adalet, hikmet vs. gibi hususiyetler zaruriyattır. Yani bunlar herkes tarafından bilinen, kabullenilen ve tasdik edilen hakikatlerdir. Bunlar bilindikten ve kabullenildikten sonra, furuata taalluk eden cüz-i ve izah edemediğimiz ve ihata edemediğimiz meseleler; alemde ve itikatta bir boşluk, bir eksiklik ve bir kusur oluşturmaz. Dolayısıyla yukarıdaki mezkür hakikatlerle bağdaşır ve paralellik arz eder.

Ayrıca, bu külli zaruriyat ve hakikatlerle insanlar, kendi alemlerinde her şeyle ilgili ve alakalı hikmet, maslahat, rahmet, adalet meseleleri ve kaideleri çıkarabilirler. Onlarla; yani nazariyatla maddi ve manevi olarak inkişaf ederler, gelişirler ve bu asrın teknolojisini ve faydalı medeniyetini böylece meydana getirirler.

"Tenbih: Nasıl ki zaruriyattan nazariyat istintac olunur. Öyle de âsâr-ı Sâniin zaruriyatı, mahfiyat-ı san’atına burhandır. İkisi beraber bu meseleyi ispat eder."(1)

Bu küçük paragrafın en kısa anlamı; Allah’ın göz önünde olan yaptıkları, gelecekte yapacaklarının bir teminatı ve bir garantisi oluyor. Göz önünde olan bitenleri kabul edip bir benzeri niteliğinde olan gelecekte yapacakları hakkında şek ve şüphe içine girmek, ancak ahmaklık ile izah edilebilir.

Kainat ve içindeki o benzersiz sanat ve eserler, Allah’ın halihazırdaki icraatlarıdır, ahiret hayatı ise mahfi, yani gizli ve görünmeyen icraatlarıdır. Kainata bakan bir adamın, "Acaba Allah söz verdiği gibi ahireti yaratabilir mi?" gibi yersiz ve anlamsız bir endişe ve şüphe içine düşmesi ahmaklıktan başka bir şey değildir.

Kainat bizi ahirete iman etmeye zorlayan bir zaruret oluyor. Çünkü kainatı yoktan var eden bir kudret, elbette kainattan ve yoktan var etmekten daha kolay daha rahat daha makul olan ahireti de yaratabilir. Kainatın varlığı ahiretin varlığını gerekli kılan bir ön delil bir ön ispat oluyor.

Üstadımızın bahsin devamındaki şu cümlesi meseleyi çok veciz bir şekilde özetlemektedir:

“Evet, bir dağı kaldıran, bir hokkayı kaldırabilmekten tereddüt etmek, sırf safsata etmektir.”(2)

Gözü önünde Ağrı dağını kaldırmış bir güce, "Acaba şu küçük taşı kaldırabilir mi?" demek ahmaklıktır.

Dipnotlar:

(1) bk. Muhakemat, Üçüncü Makale (Unsuru'l-Akide), Birinci Maksat.
(2) bk. age.

İlgili ders videosu için tıklayınız:
- Prof. Dr. Şadi Eren, Muhakemat Dersleri (42. Bölüm).

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...