Necâşî "Keşke şu saltanata bedel, Muhammed-i Arabî Aleyhissalâtü Vesselâmın hizmetkârı olsaydım! O hizmetkârlık, saltanatın pek fevkindedir." demiş ama öyle olmamış?

Soru Detayı

- Habeş Kralı, ben bu saltanatı hizmetkar olmaya tercih ederim demiş fakat bu yönlü sonuç hasıl olmamış. Kendisi harekete geçmiş nasip mi olmamış yoksa temennisinde yeterince samimi değil mi? Dilde mi kalmış daha çok

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Öncelikle şunu ifade edelim Necâşî, Habeşistan'a (bugünkü Etiyopya) hicret eden Müslümanlara sahip çıkan, onlara güvenli bir ortam sunan ve Kureyş'in iade taleplerini reddeden adil ve samimi bir kraldı. Hz. Muhammed (asm)’e duyduğu saygı ve İslam'a olan yakınlığı ile bilinir.

Hatta rivayetlere göre, Hz. Peygamber Efendimiz (asm) ona bir mektup göndermiş ve onu İslam'a davet etmiştir. Bu davete olumlu yanıt veren Necâşî'nin, "Ben bu saltanatı hizmetkâr olmaya tercih ederim." demiş ve Müslüman olduğunu ilan etmiştir. Bu söz, onun İslam'a olan samimi inancını ve Hz. Peygambere hizmetinde olmayı dünya saltanatına tercih ettiğini gösterir.

Necâşî'nin bu sözü söylemesine ve Müslüman olmasına rağmen Mekke'ye hicret etme ya da Müslümanların yanında yer alma gibi bir eylemde bulunmamasının birkaç önemli sebebi vardır:

Necâşî, ülkesinde Hristiyanlık inancına sahip bir halkın başında bulunuyordu. Kendisinin İslam'ı kabul etmesi, ülkesinde büyük bir siyasi ve sosyal karışıklığa yol açabilirdi. Halkın ve saray çevresinin tepkisinden çekinmiş olabilir. Bir kral olarak öncelikli sorumluluğu, ülkesinin istikrarını korumaktı.

Necâşî, İslam'ı kabul ettiğini gizli tutmuş olabilir. Açıkça Müslüman olduğunu ilan etmesi, hem kendisi için hem de ülkesindeki Müslümanlar için tehlike arz edebilirdi. Gizlilik, o dönemde birçok Müslüman için bir korunma yöntemiydi.

Necâşî, hicret ederek Hz. Peygamberin (asm) yanına gitmek yerine, bulunduğu yerde Müslümanlara destek olmayı daha doğru bulmuş olabilir. O dönemde Habeşistan, Müslümanlar için güvenli bir sığınaktı ve Necâşî'nin bu görevi sürdürmesi, İslam'a daha büyük bir hizmetti.

Necâşî'nin bu tutumu, onun temennisinde samimi olmadığı anlamına gelmez. Tam tersine, bu söz onun kalbindeki imanı ve Hz. Peygambere (asm) olan bağlılığını gösterir. Ancak siyasi ve sosyal şartlar, bu isteğini fiiliyata dökmesine engel olmuştur.

Kısacası, bu bir nasipsizlikten ziyade, o anki şartların bir sonucudur. O, bulunduğu yerde Müslümanlara hizmet etmeyi ve onların güvenliğini sağlamayı tercih ederek, bu görevi yerine getirmiştir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Kategorileri:
Okunma sayısı : 326
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

artiha

Bir tarafta özlem, diğer tarafta asli vazife. Topluluk içinde yetenekleri sergileyecek zemin bulmak önemli fakat bunu borçlu olduğumuz kimseler var. On sene önce başkentin göbeğinde bombalar patladığı zaman intikal ettik buna. Kalabalık arasında meziyet hafa turabında kalarak gizli kahraman edasında hizmet ederken, bir anda herkes kabuğuna çekidi. Biz de boşluğa düşmüş hissettik. O zaman anladık ki, sınırda tek başına nöbet tutup toplum güvenliğini temin etmek de, bir o kadar önemli bir misyon. O dönem açığa çıkan, hizmetin ehemmiyeti oldu. Külfet barındırsa da, mahz-ı rahmet ve nimet imiş. Üstad da ifade eder ki, hizmetin kendisi bana ücret olarak gösterildi. Şekva olmasın, ben bu üçüncü medrese-i Yusufiyede, birkaç gün zarfında, hiç ömrümde görmediğim maddî ve manevî sıkıntılı, hastalıklı musibetimde, hususan Nur’un hizmetinden mahrumiyetimden gelen meyusiyet ve kalbî ve ruhî sıkıntılar beni ezdiği sırada inayet-i ilâhiye... 

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Yükleniyor...