"Nev-i beşerin dünyaya gönderilmesi, daimî bir tavattun için değildir... İstidat ve kabiliyetlerini tenmiye ve inkişaf ettirmek üzere ticaret için gelmişlerdir." İzah eder misiniz?
Değerli Kardeşimiz;
İnsanın bu dünyaya gönderilmesindeki gaye, fıtratına çekirdek şeklinde konulmuş olan kabiliyet ve istidatlarını geliştirip büyütmektir. Yoksa insanlık bu dünyayı ebedî bir şekilde vatan edinmek için gönderilmemiştir. Bu dünya hayatı bir imtihan ve tecrübe yeridir, burada ekeriz ahirette biçeriz; öyle ise dünya hayatına kendimizi fazlaca kaptırıp asıl vazifemiz olan ibadet ve kabiliyetlerimizi inkişaf ettirme işini ihmal etmemeliyiz.
Şayet ibadet ve uhrevî ticareti unutup, sadece dünya hayatına hasr-ı nazar edersek, bir cihetle sermayesini yanlış yatırımlarda kaybeden müflis tüccarlara benzeriz. İşte münafıkların iman ve hidayeti küfür ve dünyalıklara değişmesi bu kabilinden bir zarar ve iflastır. Onlar belki dünyanın geçici ahvalinde kazanıyor gibi durabilirler, lakin en nihayetinde onları çok acıklı ve azaplı bir akıbet bekliyor.
Kalbini ve kafasını dünyanın adi ve geçici işlerinde heba eden münafıklar, hem bu dünya hayatında hem de ahiret hayatında rezil ve rüsva olmuşlardır. Onların âhir ve akibeti acıklı bir ateştir. Hâlbuki akıl ve kalb gibi latifeler Allah’ın rızasını kazanmak ve ebedî saadete nail olmak için insana tahsis edilmiştir. İnsanların ekserisi, harika cihazları ve eşsiz latifeleri sadece dünya için sarfediyorlar.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü