Hâdisat-ı cevviye ve semâviyenin yegâne maksadı semayı şerli şeylerden korumak mıdır? Kalbin de vesveselere karşı inayet-i İlâhîye ile korunması söz konusu olabilir mi?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Elbette ki, semadaki faaliyetlerin tek gayesi, şeytanlarla melekler arasındaki mücadelenin izharı değildir. Zaten şeytanların yaklaşmak istedikleri semâ tabakası birinci kat semâdır. Ondan ötesine asla yanaşamazlar. O halde, o âlemlerdeki faaliyetlerin hikmetleri kendi içinde değerlendirilecek ve başka yönden izah edilecektir. “Sair hâdisat öyle değil.” cümlesi, bu mânayı ders veriyor. Yani, sair hâdisat hakkında başka değerlendirmeler yapılabiliyor, başka hikmetler ortaya konulabiliyor, ama yıldızlardan atılan şahaplar hakkında fizikî mânada bir izah getirilemiyor. Bunun hikmeti ancak âyetin haber verdiği gibi, “recm-i şeytan” ile açıklanabilir.

Semayı şeytanlardan böylece koruyan Cenâb-ı Hak, insan kalbini de şeytanî fikirlerden, batıl inançlardan, hurafelerden, şirkten, küfürden korumak üzere âyetler inzal etmiştir. İnzal olunan her bir âyet, bir batılın, bir yanlışın üzerine atılmış bir şahap gibidir. Şu farkla ki, bu şahaplardan faydalanıp faydalanmamak insanların iradelerine bırakılmıştır.

Yine, insanların bu iradelerini doğru kullanmaları için de başta peygamberler olmak üzere, onların vârisi olan âlimler insanlara nasihatlar yapmış, doğruyu gösterip, yanlıştan sakındırmışlardır. Peygamberlerin her mucizesi ve sözü gibi, âlimlerin de her nasihatini birer şahap olarak değerlendirebiliriz. Bunların hepsi Allah’ın inâyetidirler. Şu var ki, güneş nimetinden faydalanmak için gözümüzü açmamız gerektiği gibi, bu inâyeti kabul etmek için de kalbimizi açmamız şarttır.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Kategorileri:
Okunma sayısı : 4.300
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

Kullanıcı

"Madem şu mübareze-i ulviyenin ilânı, hikmeten lâzımdır. Elbette ona bir işaret vardır. Halbuki, hadisat-ı cevviye ve semâviye içinde, şu ilâna münasip hiçbir hadise görünmüyor. Bundan daha ensebi yoktur. Zira, yüksek kalelerin muhkem burçlarından atılan mancınıklar ve işaret fişeklerine benzeyen şu hadise-i necmiye, bu recm-i şeytana ne kadar ensep düştüğü bedâheten anlaşılır."

HALBUKİ ile başlayan cümle ile BUNDAN DAHA ensebi yoktur, cümlesi arasındaki bağ nedir, hem BUNDAN DAHA ensebi yoktur cümlesinin ZİRA ile başlayan cümle arasındaki bağ nedir?

İlk cümlede mübarezenin olması gerektiğini söylüyor, sonra semada böyle bir hâdise görünmüyor, diyor. Sonra bundan daha ensebi yoktur, yani bundan daha uygunu yoktur diyor. Bu ne demek?

Sonra da yıldız kaymasının(hâdise-i necmiye) ne kadar uygun olduğunu söylüyor. 

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Sorularla Risale
Sema tabakasında melekler ile şeytanlar arasında bir çarpışma var ama bu maddi alemde tam görünmüyor insanlar bunu göremiyor bu çarpışmanın varlığına en güzel en açık bir şekilde yıldız kayması işaret ediyor. Yıldız kayması sanki iki varlık arasında bir taşlamayı anımsatıyor dolayısı ile yıldız kayması sema dairesinde ki çarpışmanın bir alameti bir işaretidir denilebilir deniyor bu çarpışmayı gösteren başka maddi bir iz ya da işaret görülmüyor deniyor. Bu çarpışmaya işaret eden en uygun maddi iz yıldız kaymasıdır deniliyor. 
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Kullanıcı

"Bundan daha ensebi yoktur " derken bir sonraki cümle mi kastediliyor. Zira önceki cümle bu ifadeyle uygun değil? 

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Sorularla Risale
Evet. 
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Yükleniyor...