Yirmi Sekizinci Mektup, Altıncı Risale olan Altıncı Meselenin başındaki ayet-i kerimenin konu ile münasebeti nedir?
Değerli Kardeşimiz;
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيم
وَاتَّقُوا فِتْنَةً لَا تُصِيبَنَّ الَّذِينَ ظَلَمُوا مِنْكُمْ خَاصَّةً“Öyle bir fitneden sakının ki, içinizden sadece zulüm yapanlara dokunmakla kalmaz…” (Enfal, 8/25)
"Aziz kardeşlerim, 'Haremeyn-i Şerifeynin Vehhâbilerin eline geçmesi ve onların, eâzım-ı İslâmın türbeleri hakkındaki tahripkârane hürmetsizliği ne hikmete mebnîdir?' diye sual ediyorsunuz." (Mektubat, Yirmi Sekizinci Mektup, Altıncı Risale olan Altıncı Mesele.)
Fitne; “cemiyet içinde ahlakın bozulması, zulüm, anarşi, keşmekeşlik, hukukun çiğnenmesi, hakka dayanmayan kuvvetin hâkim olması ve böylece kulluk imtihanının kaybedilme tehlikesi" manalarına geliyor ki, mevcut Vehhabî zihniyeti ve siyasi iktidarı bu tarifin içini fazlası ile dolduruyor.
Bidatler ve ehl-i dalalet fırkaların Müslümanlar içinde intişar etmesi, Ehl-i sünnet itikadını kaldırıp yerine bid’atkâr fikirleri tatbik etmesi en büyük fitnedir. Hususan bu fitne yani Vehhabilik anlayışı İslam âleminin kalbi mesabesinde olan Mekke ve Medine’ye hükmediyorsa, ayetin ifadesi tam yerini bulmuş oluyor.
Müslümanların bir kısım yanlışları, Şiilerin itikadî ve amelî hataları ve hurafeleri bu fitnenin Mekke ve Medine’yi istila etmesine fetva verdirdi ve bundan Mekke ve Medine de nasibini almış oldu. Ayetin ifadesi ile fitne sadece zalimlere değil, masumlara da dokunmuş oldu. Ayrıca onların hatalarını hoş görme söz konusu olduğunda, Allah'ın dinini bozanlara gelen musibetten samimi ve masum kişilerin de hisse alacağı bu ayetin külliyetinden anlaşılabilir.
Peygamber Efendimiz (asm) fitne konusunda ümmetini şöyle ikaz etmektedir:
“Toplumda pislik çoğalırsa, içlerinde iyiler bulunsa bile helakten kurtulamazlar.” (bk. Buhârî, Fiten, 4, 28.)
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü
Yorumlar
burada bir bağ kuramadım. İzah etseniz güzel olur. Teşekkürler.
"Bir fitneden, bir belâdan çekininiz ki, geldiği vakit yalnız sizden zâlimlere mahsus kalmayıp masumları da yakar." (Enfal, 25)
Bu ayetin, Vehhâbîlik meselesinin başında zikredilmesinin altında yatan derin bağlantı, meselenin sadece Vehhâbîliğin kendisiyle değil, aynı zamanda o akımın sebep olduğu fitne, ayrılık ve genel İslam âlemine verdiği zarar ile ilgilidir.
Vehhâbîlik Meselesi ve Ayetin Bağlantısı
Ayetteki temel uyarı, toplumsal bir belâ ve fitneden sakınılmasıdır.
Vehhâbîlik Hareketi, Üstad Hazretleri'nin ifade ettiği dönemde (ve daha sonra da) İslam dünyasında büyük bir ihtilaf ve ayrılığa sebep olmuştur. Kendilerinden olmayanı şirkle itham etme, mezheplere karşı çıkma ve bazı İslami uygulamaları bid'at sayma gibi tavırları, İslam ümmetinin birliğini ciddi şekilde sarsmıştır.
Bu ihtilaf ve ayrılık, İslam toplumunun bütününü tehdit eden, Kur'an'ın nazarıyla bakıldığında manevi bir fitne ve belâ hükmündedir.
Zâlim ve Masumları Kapsaması (Umumi Belâ) Ayetteki en can alıcı nokta, belânın yalnız zâlimlere has kalmayıp masumları da yakması uyarısıdır.
Vehhâbîlik akımının yanlış yorumları ve aşırı hareketleriyle bu fitnenin doğmasına ve yayılmasına sebep olanlardır.
Bu fitnenin neticesinde İslam birliğinin bozulması, karşılıklı nefret ve düşmanlıkların artması, imana ait mühim meselelerin gölgelenmesi gibi durumlardan etkilenen bütün diğer Müslümanlardır. Fitne ateşi yayılınca, bu akıma katılmayan, hatta onlara karşı olan masum insanlar bile çıkan çatışmaların ve ümmet içindeki ayrılığın olumsuz sonuçlarından etkilenirler.
Üstad, bu ayeti zikrederek, Vehhâbîlik gibi bir akımın yaptığı yanlış te'viller ve şiddet yanlısı hareketlerin sadece o yanlışları yapanlara zarar vermediğini, aksine İslam âleminin tamamının dışarıdan gelen düşmanlara karşı zaafa düşmesine, manevi tahribata uğramasına neden olduğunu ihtar etmektedir.
Özetle Üstad Hazretleri, ayeti bir "ön ihtar" olarak kullanmıştır. Diyor ki: "Ey Müslümanlar! Bu Vehhâbîlik meselesi gibi, fırkalara ayrılmaya sebep olan tefrîkacı hareketler, yalnızca bu yanlışları yapanları değil, bütün ümmeti helak eden bir belâdır. Dolayısıyla bu meseleyi incelerken, bu büyük fitnenin tehlikesini ve sonuçlarının umumi olduğunu aklınızdan çıkarmayın ve bu tür tefrîkalardan şiddetle sakının."
Bu, Risale-i Nur metinlerinde sıkça görülen, meseleyi ele almadan önce okuyucuyu tevhid, uhuvvet ve fitneden sakınma gibi temel Kur'ani prensiplerle donatma yöntemidir.
Allah cc ebeden razı olsun.