"Hem bu vaziyette iken, insaniyet itibarıyla nev-i insani ile ve dünya ile alakadar olduğu halde, dünyayı ve insanı..." şeklinde devam eden kısmı açar mısınız?
Cevap
Değerli Kardeşimiz;
İnsan, binler düşmanlarına karşı o cüzi iradesiyle ve az kuvvetiyle karşı koyamadığı halde, yakınlarının ve bütün insanlık âleminin dertlerini de yüklendiğinde ızdırabı kat kat artar. Onları “Hakîm, Alîm, Kadîr, Rahîm, Kerîm bir zatın tasarrufunda tasavvur etmediği” için başlarına gelen hadiseleri tesadüfe ve tabiata havale etmekle kendini avutmak ister. Fakat akıl ve vicdanı bu gibi vehmî telkinlerle tatmin olmadığından, “kendi elemiyle beraber insanların elemini de” çeker. Daha dünyada iken cehennem azabı gibi bir azaba maruz kalır.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü
Yazar:
Kategorileri:
Okunma sayısı : 993
Yorumlar
"Kendi elemiyle beraber, insanların elemini de çeker. Dünyanın zelzelesi, tâunu, tufanı, kaht u galâsı, fenâ ve zevâli, ona gayet müz’iç ve karanlıklı birer musibet suretinde onu tâzip eder."
Bir zaman bir derste "ekonomi kötü" diyen bir kardeşimize bir abimiz "Senin vazifen mi?" demiş. Bu cevap başta tatmin etmedi, ama ekonominin kötü olduğunu söylemekle beraber hak aramak olmuyorsa ve bu insana yük oluyorsa, evet bu üstümüze vazife değil.
Burada aslında üç farklı durum var:
1. İsyan etmek tarzında şikâyet
Ekonomi kötü deyip sürekli söylenmek, isyan etmek, moral bozmak → faydasızdır, hatta zararlıdır.
Çünkü “neden böyle oldu, ben ne yapacağım?” diye sürekli şikâyet etmek kişiyi karamsarlığa ve sabırsızlığa götürür.
Risale-i Nur’un ikazı da bu noktadadır: kendi dairenin dışına çıkıp boş şikâyet etme.
2. Gazetede veya ilmi bir zeminde dile getirmek
Gazete veya meclis, toplumun meselelerini konuşma ve çözüm üretme yeridir.
Enflasyon, maaş adaletsizliği gibi meselelerin orada yazılması ihtar ve çözüm arayışı için faydalıdır.Yoksa insanların bunu kuru kuruya söylemesi değil varsa çözümü konuşulmalı.
Bu, “isyan” değil; “adaletsizliği ifşa etmek, hak aramak”tır.
Risale açısından ölçü:
Şahsi hayatında → sabır, tevekkül, şükür.
Sosyal hayatta → adaletli tenkit, hak arayışı, zulme rıza göstermemek.
İnsanların işine karışmak meselesi
Ama enflasyon, maaş, vergi, işçi hakkı gibi meseleler, Allah’ın doğrudan işi değil, insan eliyle yapılan uygulamalardır.
Yani hükümetlerin, yöneticilerin kararlarıdır.
Onları eleştirmek, hatalarını dile getirmek Allah’ın işine karışmak değildir; bilakis,
adaleti savunmak,
hak aramak,
yanlışın düzeltilmesi için kamuoyu oluşturmak anlamına gelir.
Bediüzzaman da “istibdada karşı hürriyet”i savunmuş, Meşrutiyet’i desteklemiş, hatta “hürriyet-i şer’iye”yi en büyük nimetlerden saymıştır. Yani yönetimlerin yanlışlarını konuşmak, topluma duyurmak İslâmî bir görevdir.