"Mahiyat-ı mümkinatın mutlak kemali, mutlak vücuttur. Hususi kemali, istidadatını bilfiile çıkaran ona mahsus vücuddur." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Bir şeyin var olma imkânı ile var olması farklı şeylerdir. Mutlak mükemmel olan, bir şeyin var olması ve vücut sahasına çıkmasıdır. Vücut sahasına çıkmamış, varlık kazanamamış şeyler hiç hükmündedir. Mutlak kemale ulaşamamış demektir.

Bir de varlık sahasına çıkmış ve mutlak kemali kazanmış ama kendine ait özel kabiliyet ve yetenekleri bilfiile çıkaramamış varlıklar var ki, bunların bu durumu hususi ve özel bir noksanlık ve özel bir mahrumiyettir.

Mesela, bir ülkeye vatandaş olmak o ülkenin genel nimetlerinden faydalanmanın yolunu açar ve genel anlamda o ülkenin bütün güzelliklerine potansiyel olarak seni sahip kılar. Ama ülkenin daha derin daha içte olan nimetlerinden istifade etmek için, yükselmek ve terakki etmek gerekiyor. Vatandaşlık genel anlamda ülkenin nimetlerine sahip kılıyordu, ama hususi kabiliyetlerini kullanıp terakki etmek ülkenin her türlü ve en özel nimetlerinden de istifade etmeni sağlar.

Aynı şekilde insan da varlık sahasına çıkmakla varlık ülkesinin vatandaşı oluyor. Ama bu varlık ülkesinin bütün ince, özel ve geniş nimetlerinden istifade etmesi insanın hususi kabiliyetine ve bunu inkişaf ettirmesine bakıyor.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Kategorileri:
Okunma sayısı : 745
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

Mehmet Ali Akgün

"Mahiyat-ı mümkinatın mutlak kemali, mutlak vücuttur" cümlesindeki "mutlak" kelimesinden kasıt, yine Risalelerde geçen "Kur’ân, sâlihatı mutlak, müphem bırakıyor" cümlesindeki "mutlak" ile aynı. Her hangi bir ayırdedici özelliği olmayan, genel geçer veya burada dediği gibi, müphem yani belirsiz anlamında. Mesela, "salih amel" bu anlamda mutlak ama "namaz kılmak" belirli bir tür salih amel.

 

Dolayısıyla, varlığı ile yokluğu birbirine eşit olan mümkinatın, şekil ve tür belirtmeksizin, öncelikle kemali, sadece vücuda gelmektir. Mutlak vücuttan kasıt bu. Bir sonraki adımda artık, o vücuda gelen şeyin, kendisine has vücudundan bahsetmek mümkün. O yüzden Üstad, "Hususi kemali, istidadatını bilfiile çıkaran ona mahsus vücuddur" diyor.

 

Özetle, genel olarak bir şeyin yok iken var olması yani vücuda gelmesi onun kemali; mutlak kemal. Belirli bir varlıktan bahsettiğimizde, mesela bir elmanın vücuda gelmesi yani ona has bir vücud ile var olması da, onun hususi kemali diyoruz. Var olma tanımlanıyor burada çünkü.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Yükleniyor...