"Saadet-i ebediye istiyor. Beka istiyor. Lika istiyor. Cennet istiyor." Kur'an'da var, önceki peygamberler de ahiretten bahsetmişler. Buradaki istemeyi nasıl anlayabiliriz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Peygamberimiz (a.s.m) “Saadet-i ebediye istiyor, beka istiyor, lika istiyor, cennet istiyor.” Evet, sonsuz yaşamak ve ebedi bir hayata mazhar olmak, bütün insanlığın ortak bir isteği, talebi ve ihtiyacıdır. Her insan bu beka ihtiyacını gerek hâl dili ile gerek kal dili ile ister ve her an bu duayı yapmaktadır.

Bütün insanlığın bu beka isteğini Peygamber Efendimiz (a.s.m) bir temsilci ve bir sözcü olarak hâl ve kal diliyle Allah’a yöneltiyor ve Allah’tan hâlen ve kalen

Bu yöneltme elbette diğer insanlarda ve peygamberlerde de bulunuyor, ama insanlığın vekili ve temsilcisi olma salahiyeti son peygamber olan Hazreti Muhammed (asm) Efendimizde olduğu için insanlığın bu ortak talep ve isteğini en bariz, kapsamlı ve en sarih bir şekilde Peygamberimiz istiyor ve talep ediyor.

Allah her duaya, her talep ve isteğe cevap veren makamında olduğu için, elbette insanlığın hâlen ve kalen istemiş olduğu bu beka ve lika talebini kabul edip insanlığı adem ve yokluğa atmayıp bekaya mazhar etmiştir.

Burada esas mesele insanlığın hâlen ve kalen beka istemesi ve bu isteğin Allah tarafından kabul edilip beka âleminin açılmasıdır. Bu istemede aslan payı elbette Peygamber Efendimiz (asm) ve onun dua ve ubudiyetidir. Onun dua ve ubudiyeti olmasaydı, beka ve cennette olmazdı denilebilir.

Cenab-ı Hak Peygamber Efendimiz’e (asm) şöyle buyurmuştur:

“Levlake lavlake lema halaktü’l-eflak”

Sen olmasaydın, sen olmasaydın Ben âlemleri yaratmazdım." (Acluni, II, 164; Hakim el Müstedrek, II, 615)

Zaten "Peygamberimiz bu duayı yalnız başına yapıyor, başka kimse yapmamış veya yapamıyor." denmemiştir. Aksine "Acaba bütün efâzıl-ı benî Âdemi arkasına alıp, arz üstünde durup, Arş-ı Âzama müteveccihen el kaldırıp dua eden şu şeref-i nev-i insan ve ferîd-i kevn ü zaman ve bihakkın fahr-i kâinat ne istiyor?" denmiştir. Yani bütün peygamberler ve insanların faziletlilerini arkasına alıp öylece dua etmiştir. Burada temsilci ve sözcü makamında Peygamberimiz (a.s.m) zikredilmektedir. Yoksa dua umumun isteği olarak zikredilmektedir.

İlave bilgi için tıklayınız:

- "Hatta eğer rahmet, inayet, hikmet, adalet, gibi o matlubun esbab-ı mucibesi olmasaydı..." cümlesinde zikredilen kelimelerin, matlub ile ilişkisini anlatabilir misiniz, esbab-ı mucibeler nelerdir?

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Kategorileri:
Okunma sayısı : 601
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...