"İmana girmeyen hadisat-ı kevniyeye ve vukuat-ı istikbaliyeye dair hadisler" ne demektir? Bu tür hadislere inanmasak olur mu?
Değerli Kardeşimiz;
"İmana girmeyen hâdisât-ı kevniyeye ve vukuat-ı istikbâliyeye dair hadisler" ifadesi, hadislerin çeşitleri ve bunlara karşı tavrımız hakkında temel bir meseleyi açıklıyor. Şimdi bu kavramları tek tek açalım ve bu tür hadislere inanmanın gerekliliğini detaylandıralım.
"Ve diğer bir kısmı icmal ile bildirilir, tafsilât ve tasviratı onun içtihadına havâle edilir: İmana girmeyen hâdisât-ı kevniyeye ve vukuat-ı istikbâliyeye dair hadîsler gibi. Bu kısımda, Peygamberimiz (Aleyhissalâtü Vesselâm) belâğatiyle, temsiller suretinde, sırr-ı teklif hikmetine muvafık tafsil ve tasvir eder..." (Şualar, Beşinci Şuâ, Birinci Makam)
"İmana girmeyen" → Yani doğrudan iman esaslarıyla alakalı olmayan. (Allah’a iman, meleklere iman gibi akideyi ilgilendiren bir konu değil.)
"Hâdisât-ı kevniye" → Kâinatta meydana gelen olaylar, tabiat hadiseleri (deprem, savaşlar, fırtınalar, teknolojik gelişmeler gibi dünya hadiseleri).
"Vukuat-ı istikbâliye" → Gelecekte meydana gelecek olaylar, kıyamet alametleri, toplumda olacak değişimler gibi haberler.
"Hadisler" → Peygamber Efendimiz’in (asm) bu konularla ilgili söylediği rivayetler.
Özetle: Burada bahsedilen hadisler, iman esaslarıyla doğrudan bağlantılı olmayan, kâinattaki olaylara ve gelecekte olacak hadiselere dair hadis-i şeriflerdir.
Zira Kur'anda iman ile ilgili konularda ayetler açık, sarih ve muhkem bir şekilde ifade edilir. İman ile ilgili olmayan diğer konuları ayetler icmal ettikten yani özetle ifade ettikten sonra detay ve izahını Peygamber Efendimize (asm) havale eder.
Peygamber Efendimizin izahı ve vermiş olduğu detay yine vahyin korumasında ve denetiminde olduğu için, ona iman etmek gerekiyor. Yani Peygamber Efendimizin (asm) hadislerine de -sahih olmak şartıyla- iman etmekle mükellefiz.
“O, kişisel arzularına göre de konuşmamaktadır. O (size okuduğu), kendisine indirilmiş vahiyden başka bir şey değildir.” (Necm, 53/3-4)
"Ayete iman ederim ama Peygamberimizin hâdisât-ı kevniyeye ve vukuat-ı istikbâliyeye dair hadislerini doğru kabul etmem." demek çok tehlikelidir. Peygamber Efendimiz (asm) ne söyledi, neyi izah etti ve nasıl açıkladı ise o hak ve doğrudur. Peygamber Efendimizin -haşa- batıl, boş ve yanlış konuşması gibi bir durum söz konusu değildir.
Genel anlamda hadisler, üç kısma ayrılır:
1. İman Esaslarına Dair Hadisler: Bunlar ayetlerde sarihan anlatılmıştır, farzdır ve inanmak mecburidir. Allah’ın varlığı, meleklere iman, ahiret hayatı ile ilgili hadisler bunlardandır.
2. Şeriat ve Amel ile İlgili Hadisler: Bunlar fıkhî konularla ilgilidir ki, bunlara inanmak ve uygulamak gerekir. Mesela, Namazın, zekâtın hükümleri, haram ve helallerle ilgili hadisler gibi
3. Kevnî ve Geleceğe Dair Hadisler: Bu hadisler, kâinattaki olaylar veya gelecekte vuku bulacak hâdiseler hakkındadır. Bunlara inanmak imanın şartı değildir, ancak reddetmek de doğru değildir. Çünkü bu tür hadislerin bazılarında zayıf veya müteşabih rivayetler olabilir. Bunlara da temkinli yaklaşmak gerekir.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü