"Sinn-i büluğa vasıl olduğundan mı veyahut siyasete karıştığından mı, her nedense eski sünuhat yavaş yavaş kaybolmaya başladı." Ne demektir?
Değerli Kardeşimiz;
"Molla Said, Bitlis’te iken on beş on altı yaşlarında idi. Henüz sinn-i bulûğa vâsıl olmuştu. O zamana kadar bütün malûmatı sünuhat kabilinden olduğu için, uzun uzadıya mütalâaya lüzum görmezdi. Fakat o zaman sinn-i bülûğa vâsıl olduğundan mı veyahut siyasete karıştığından mı, her nedense eski sünuhat yavaş yavaş kaybolmaya başladı. Bunun üzerine her türlü fenne ait eserleri tetkike koyuldu." (Tarihçe-i Hayat, İlk Hayatı)
"Sinn-i büluğ" erginlik yaşı demektir. Erkek veya kız çocuğu ergenlik çağı ile çocukluktan çıkıp gençlik çağına ayak basmış olur. Bu hadise Üstad Hazretlerinin Bitlis'teki gençlik yıllarını, yaklaşık 15-16 yaşlarını ve ergenlik dönemine (sinn-i büluğ) girişini anlatır.
Üstad Hazretlerinin o zamana kadar elde ettiği bilgilerin "sünuhat kabilinden" olması, yani ilahi ilham, sezgi veya içsel bir akışla geldiği anlamına gelir. Bu, onun bilgiye ulaşmada geleneksel uzun uzadıya okuma ve mütalaa yöntemlerine ihtiyaç duymadığını gösteriyor. Sanki bilgiler ona kendiliğinden açılıyormuş gibidir. Bu durum, onun sıra dışı zekâsını ve kavrama yeteneğini de işaret eder.
"O zaman sinn-i büluğa vâsıl olduğundan mı veyahut siyasete karıştığından mı, her nedense eski sünuhat yavaş yavaş kaybolmaya başladı" diyerek önemli bir değişime dikkat çeker. Ergenlik döneminin getirdiği zihinsel ve ruhsal dönüşümlerin ya da dönemin siyasi olaylarına ilgi duymasının, onun bu sünuhat yani sezgisel bilgi akışını etkilediği anlaşılıyor.
O an için sünuhatın kapanması alet ilimlerin hıfz edilmesine ve diğer İslami kaynakların ezber yolu ile belleğe alınmasına teşvik içinde olabilir, çünkü bu ileride Risale-i Nur gibi muazzam bir tefsirin telifinde bu ezber ve alet ilimler birer basamak birer mukaddime olacaklar.
Sünuhatın azalmasıyla birlikte Üstad Hazretleri, "her türlü fenne ait eserleri tetkike koyuldu." Bu, onun bilgiye ulaşma metodunda radikal bir değişiklik yaptığını gösterir. Artık sadece sezgisel bilgiye güvenmek yerine, farklı bilim dallarına ait eserleri (fizik, kimya, matematik, astronomi gibi fen bilimleri ve diğer ilimler) sistematik bir şekilde incelemeye ve araştırmaya başlar.
Bu dönem, onun engin ve derin bilgisinin temelini oluşturan geniş çaplı okuma ve anlama sürecinin başlangıcıdır. Bu değişim, aynı zamanda onun sonraki hayatında bilimin farklı dallarını Kur'an hakikatleriyle birleştirme çabasının da bir göstergesi olarak okunabilir.
Risale-i Nur hem akıl hem ilham ve sezgi hem tecrübe ve duyum hem de nakil ve nasın birleşiminden hasıl olan eşsiz bir manevi tefsirdir. Bu tefsirin teşekkülünde Üstad Hazretlerinin hayatında geçirmiş olduğu dönem ve evreler birer kilometre taşları gibidir. Sadece akla, sezgi ve ilhama, tecrübe ve duyuma veya nakil ve rivayete dayanmamaktadır.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü