"Ne melekuta geçen evliyaların eserinde ne umurun batınlarına geçen işrakıyyunun kitaplarında ne âlem-i gayba nüfuz eden ruhanilerin maarifinde hiç bulunmuyor." Ne demektir?

Soru Detayı

- Buradaki, "Âlem-ı gaybe nüfuz eden ruhaniler" kimlerdir ve maariflerine misal verir misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Burada asıl nazara verilmek istenen husus; beşerin fikri ile Kur'an ilminin mukayesesidir. Kur'an Allah’ın sonsuz ilminden süzülüp gelen bir kitap olduğu için, kâinatta tecelli olarak görünen tevhid ve hakikatlerin bütün nevilerini ve inceliklerini eksiksiz ve uyumlu bir şekilde akla gösteriyor. Beşerin mahsulü olan fikrî cereyenlar ise kâinatı ve kâinatta görünen hakikatleri tamamı ile ihata edemiyorlar. Ancak kâinatta tecelli eden hakikatlerin bazı ipuçlarını ya da kırıntılarını keşfedebiliyorlar. Kur'an gibi, hakikatlerin bütününü görüp izah edemiyorlar.

Evliyalar, kalbin inkişafı ile eşyanın melekût cihetine geçmişler ama melekût âlemini, yani eşyanın hakikatini teşkil eden isim ve sıfatlar ihata edip dengeli bir üslup ile gösterememişler.

Mesela, Vahdet-i Vücut mesleğini kuran İbn-i Arabî gibi harika zatlar Allah’ın vahid ve Vacibü'l-vücud isimlerinde derinleşirken, diğer isimlerde eksik kalmış ve hatta başka isimlerin tecelli dairelerini inkâr etmiştir. Hâlbuki Kur'an Allah’ın isimlerden öyle bahseder ki, hiçbir isim ve sıfatı incitmez, tamamı ile ihata ederek bahseder. Birinden bahsederken, diğer isimleri de zımnî olarak hatırlatır ki, diğer isimler unutulmasın.

İşrakıyyun mesleği ise, kalbin kuvveti ile hakikatleri anlamaya çalışan mistik bir felsefi cereyandır. Bunlar birtakım riyazet disiplinleri ile kalben kuvvet kesp ederek doğru ve hakikatleri anlamada yegâne vasıta olacağını savunan bir ekoldür. Bunların da eserlerine bakıldığında eşyanın ve umurun içlerine girdiğini, bazı hakikatlerin uç kısımlarını yakaladıkları görülür. Ancak Kur'an ile mukayese edildiğinde ne kadar yetersiz ve sönük oldukları anlaşılır. Yani Kur’an ile mukayeseye gelemezler.

Kalp aydınlanması ile bilgiye ulaşmayı vahiyden üstün gören Meşşai ekolüdür. Aristo'nun öncülüğünü yaptığı bu ekol, sistematik bir şekilde iç aydınlanma yolu ile hakkı ve doğruyu bulmanın mümkün olduğunu, hatta vahiyden de üstün bir yol olduğunu savunmuşlardır.

"Ne âlem-i gayba nüfuz eden ruhanîlerin maarifinde..." cümlesinde ise, yine fikrî bir cereyanın Kur'an ile mukayesesi vardır. Şu maddi âlemi yırtıp âlem-i gayba nüfuz eden ve ruhta terakki etmiş ruhaniyat mesleği ile hakikate gitmeye çalışan gruplar da Kur'an’ın keskin ifadesi karşısında acizdirler.

Netice olarak, her bir alanda teşekkül etmiş fikrî cereyanların hiçbiri Kur'an ile mukayeseye gelmez. Kur'an’ın üstün ve muvazeneli beyanına yetişemezler. Bunlar ister Kur'an’ın düşmanları olsun ister dostları olsun, fark etmez.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Okunma sayısı : 5.307
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

tilmizz
Allah razı olsun bu aydınlatıcı bilgilerden dolayı..
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Yükleniyor...