"İki zahir kerametini teyid ve takviye ederek Kaside-i Celcelutiyesinde, Siracü’n-Nur’dan sarahat derecesinde haber verdiği gibi..." İzah eder misiniz?
Değerli Kardeşimiz;
"Evet, On Sekizinci ve Yirmi Sekizinci Lem’alarda izah ve ispat edilen iki zâhir kerametini teyid ve takviye ederek Kaside-i Celcelûtiyesinde, Sirâcü’n-Nur’dan sarahat derecesinde haber verdiği gibi, yine o kasidede Sirâcü’n-Nur’un en namdar risalelerine parmak basıyor, âdeta alkışlıyor ve sekiz adet remizle meşhur bir kısım risalelerini gösteriyor." (Şualar, Sekizinci Şua: Üçüncü Bir KERAMET-İ ALEVİYE)
Yukarıdaki paragraf, Sekizinci Şuâ'nın ana temasını özetleyen ve Risale-i Nur'un manevi kaynağını güçlendiren çok önemli bir kısımdır.
Bu paragraf, özetle, Risale-i Nur Külliyatı'nın ilahi ve manevi bir tasdik ve işaret aldığını güçlü bir şekilde ifade eder. Bu paragraf, ilk olarak 18. Lem'a ve 28. Lem'a'da detaylıca izah edilen ve ispat edilen iki zahirî kerâmeti (manevi lütuf ve harikulâde durumları) teyit ettiğini belirtir. (Bu kerâmetler de genellikle Bediüzzaman Said Nursi'nin hayatındaki olağanüstü hıfz -korunma- ve Risale-i Nur'un makbuliyetine dair manevi işaretlerdir.)
1. En Büyük Şahit: Bu teyidi ve şehadeti sağlayan ana delil, Hz. Ali'ye (ra) ait meşhur "Kaside-i Celcelûtiye"dir. Kaside-i Celcelûtiye'de geçen bir kısım fıkralar, "Sirâcü'n-Nur" (Nur Lambası / Kandili) adıyla anılan Risale-i Nur'dan, neredeyse açıkça (sarahat derecesinde) haber vermiş ve bu eserleri alkışlamıştır.
2. Detaylı Tasdik: Kaside, sadece genel bir haber vermekle kalmaz, aynı zamanda Risale-i Nur'un en meşhur risalelerine (mesela Asa-yı Musa ve Ayetü'l-Kübra gibi) tek tek işaretler yaparak, onların ne kadar kıymetli ve makbul olduğunu ortaya koyar...
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü