"Beşer, gayet kesretli tayyareleriyle ve insan kuşlarıyla, kuşların âlemi olan cevv-i havadaki kuşları hem korkutup hem kuşlar âleminde..." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Aynı meseleye bu kadar tevafukat hem mektuplardaki mücmelen bahsedilen hakikatlerin çok ehemmiyetli olmasından ve nev-i beşerin bu asırdaki vaziyetine bakması noktasında, acaba kâinat kitabının hâdisat ve meseleleri birbiriyle münasebettarlığını düşünen ve hayali geniş bir ehl-i kalb ve fikir böyle dese, hakkı yok mu ki, güya beşer, gayet kesretli tayyareleriyle ve insan kuşlarıyla, kuşların âlemi olan cevv-i havadaki kuşları hem korkutup hem kuşlar âleminde acip bir heyecanla nev-i beşerin gidişatına karşı kuşlar dahi ciddî alâkadarlık gösterip, insanların bu zâlim, tahribatçı canavar kuşlarına karşı kimler mukabele edip onları zulümden, tahripten vazgeçirip beşerin menfaatinde ve saadetinde çalıştırmasına çalışan kimlerdir, diye Risale-i Nur meselelerine alâkadarlık gösteriyorlar denilse, yeri yok mu? İhtimal verilmez mi? Manasız bir hayal denilebilir mi?" (Emirdağ Lâhikası-I, 52. Mektup)

Paragraf, mektuplarda kısaca bahsedilen hakikatlerin ne kadar önemli olduğunu vurgularken, bu öneme dair bir delil olarak garip ama tekrarlanan bazı olayları, yani tevafukatı gösterir.

Daha önceki kuşlarla ilgili anlatılan tevafuklara (Risaleleri okuma anında güvercin, serçe, kuddüs kuşu, çekirge gibi canlıların gelmesi, pencereye vurması gibi olaylar) bir yenisi eklenmiştir.

Bir "gece kuşu"nun mektup okuyanları korkutup pencereyi kanatlarıyla dövmesi, önceki kuşların alakadarlığını tam olarak tasdik ve tevafuk etmiştir.

Bu kadar çok ve aynı mesele üzerinde yoğunlaşan tevafuk, mektuplarda geçen hakikatlerin çok ehemmiyetli olduğunu ispatlar.

Paragrafın asıl can alıcı kısmı, bu tevafukları yorumlayan bir ehl-i kalb ve fikir (gönül ve akıl sahibi bir kimsenin) hayalî düşüncesi ile başlar ve günümüzdeki insanlığın durumuyla ilişkilendirir.

"Nev-i beşerin bu asırdaki vaziyetine bakması noktasında..." ifadesi, asrın büyük bir çalkantı ve felaketler çağı olduğunu ve insanlığın gidişatının tehlikeli olduğunu ima eder.

"Gayet kesretli tayyareleriyle ve insan kuşlarıyla..." ifadesi, asrın önemli bir özelliği olan tayyarelerin (uçakların) ortaya çıkışına ve hızla çoğalmasına dikkat çeker. "İnsan kuşları" benzetmesi ise, bu uçakları kullanan insanları ya da uçaklar aracılığıyla zulüm ve tahribat yapan savaş uçaklarını / askerlerini mecazi olarak ifade eder. Bu, çağın silahlanma ve yıkım yönünü simgeler.

"Kuşların âlemi olan cevv-i havadaki kuşları hem korkutup hem kuşlar âleminde acib bir heyecanla nev-i beşerin gidişatına karşı kuşlar dahi ciddî alâkadarlık gösterip..." kısmı, uçakların (insan kuşlarının) hava sahasında çoğalmasının, doğal ortam olan cevv-i havayı (atmosferi) kullanan gerçek kuşlar âleminde dahi bir korku ve heyecan yarattığını belirtir.

Bu heyecan, kuşların da insanlığın kötü gidişatına ve uçaklı savaşlara (zalim, tahribatçı canavar kuşlar) karşı bir endişe taşıdığını düşündürür. Kuşlar (âdeta), "İnsanların bu zalim, tahribatçı canavar kuşlarına karşı kimler mukabele edip onları zulümden, tahripten vazgeçirip beşerin menfaatinde ve saadetinde çalıştırmasına çalışan kimlerdir?" sorusunu sorarcasına Risale-i Nur meselelerine alakadarlık gösteriyorlar diye yorumlanabileceği belirtilir.

Sonuç olarak bu paragraf, doğa olaylarındaki olağan dışı uyumları (tevafuk) manevi bir işaret olarak değerlendirir. Üstad Hazretleri, yaşadığı asrın büyük ve yıkıcı teknolojik gelişmeleri (uçaklar) karşısında, tüm kâinatın (hatta kuşların bile), bu yıkıma karşı insanlığı kurtuluşa sevk edecek manevi bir rehber arayışında olduğunu ve Risale-i Nur'un bu rehberlik görevine işaret ettiğini mecazi ve manidar bir dille ortaya koyar.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Kategorileri:
Okunma sayısı : 158
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...