"Risale-i Nur’a tasrih eden تُقَادُ سِرَاجُ النُّورِ سِرًّا بَيَانَةً fıkrasından sonra..." İzah eder misiniz? Neden Süryanî lisanı kullanılıyor?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Risale-i Nur’a tasrih eden تُقَادُ سِرَاجُ النُّورِ سِرًّا بَيَانَةً fıkrasından sonra Süryanî lisanıyla Esmâ-i Hüsnâdan istimdat ve suver-i Kur’âniye ile bir münâcât yapıyor. Tam otuz üç surelerle öyle garip ve mânidar bir tarzda zikrediyor ki, bir kısım sırları ve gaybî haberleri dahi bildirmek istediği anlaşılıyor." (Şualar, Sekizinci Şua)

Sikke-i Tasdik-i Gaybi Sekizinci Şuâ Birincisi Açıklaması

Bahsedilen kısım, Hz. Ali'nin (r.a.) Celcelûtiye Kasidesi'nden alınan bir fıkra ve onun devamıdır.

Risale-i Nur'a Tasrih Eden Fıkra:

Risale-i Nur Külliyatı'nda yer alan bu kısım, Celcelûtiye'nin "tükâdu sirâcü'n-nûri sirran beyâneten" (Nur'un kandili gizli olarak yakılır, aydınlatır) şeklindeki fıkrasıdır. Üstad Bediüzzaman Said Nursi, bu fıkranın ve diğer bazı işaretlerin Risale-i Nur eserine ve onun hizmetine gaybî bir işaret olduğunu belirtir. Yani Hz. Ali (r.a.) kendi zamanından asırlar sonra ortaya çıkacak bir nur hizmetini (Risale-i Nur) bu fıkra ile gizli ve şifreli bir şekilde haber vermiştir.

Süryânî Lisanıyla Esmâ-i Hüsnâ'dan İstimdat:

Bu fıkradan sonra Süryânîce kelimelerle Allah'ın güzel isimlerinden (esma-i hüsna) yardım istenmesi ve Kur'an sureleriyle münâcât edilmesi, duanın derinliğini ve sır perdesini artırır. Bu duadaki Süryânîce kelimeler, genellikle İsm-i Âzam veya azametli isimlere işaret eden, gizli manalar taşıyan özel kelimelerdir (Mesela; Şerantah, Berkût gibi). Bu, duanın maddi ve manevi âlemler üzerinde büyük tesirler gösteren yüksek bir istimdat (yardım isteme) olduğunu gösterir.

Hz. Ali'nin (r.a.) Süryânî Lisanı Kullanmasının Hikmeti

Hz. Ali'nin (r.a.) Celcelûtiye Kasidesi'nde Arapça konuşmasına rağmen Süryânîce kelimeler kullanmasının temel hikmetleri şunlar olabilir:

Sır ve Şifre Perdesi (İmtihan Hikmeti):

En önemli hikmeti, bahsi geçen derin hakikatleri, kerametleri ve gaybî işaretleri (Risale-i Nur'a işaretler gibi) gayb perdesi altında tutmak, yani bu sırları herkesin kolayca anlayamayacağı bir şekilde şifrelemek ve imtihan sırrına uygun düşürmektir. Eğer bu haberler açıkça verilseydi, gayba imtihanın sırrı zedelenebilirdi.

Cifr İlmine Uygunluk:

Süryânîce ve İbranîce kelimeler, İslâm ilimlerindeki cifr ilmine (harflerin sayısal değerleriyle geleceğe dair işaretler çıkarma ilmi) daha uygun ve veciz ifade imkânları sunar. Bu dildeki kelimelerin ebced değerleri ve manaları, Hz. Ali'nin (r.a.) vermek istediği manevi ve geleceğe dönük işaretlere daha isabetli bir zemin oluşturmuştur.

Kudsiyet ve Kadim Medeniyetlerin Hatırası:

Süryânîce, Hz. Âdem (as)'den beri kullanılan, İbrânîce ile akraba olan, kadim peygamberlerin lisanı ve mukaddes bir dil olarak kabul edilir. Bu lisanı kullanmak, duaya ve sırra kutsiyet ve azamet katmak, eski peygamberlerin hatırasını yâd etmek maksadıyla olabilir.

Özetle, Süryânîce kullanımı, Celcelûtiye'nin sadece bir dua değil, aynı zamanda gaybî haberler ve yüksek manevi sırlar içeren bir eser olmasını sağlayan temel bir gizleme ve şifreleme aracıdır.

İlave bilgi için tıklayınız:

- Hazreti Ali Arap olduğu ve Arapça konuştuğu halde, Celcelutiye'si neden Süryanice? Celcelutiye'nin vahiy olmasını açıklar mısınız? Celcelutiye Kasidesinden hadis kitapları niçin bahsetmiyor?

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Kategorileri:
Okunma sayısı : 257
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...