"Faaliyet-i kudreti içinde, mahlukatının istidatları kuvveden fiile çıkmasından ve tekemmül etmesinden neşet eden..." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Ve elbette o lezzet-i mukaddese ile beraber, hadsiz Onun merhameti cihetiyle, faaliyet-i kudreti içinde, mahlukatının istidatları kuvveden fiile çıkmasından ve tekemmül etmesinden neş’et eden, o mahlukatın memnuniyetlerinden ve kemâllerinden gelen, Zât-ı Rahmân ve Rahîme ait, tabiri caizse, hadsiz memnuniyet-i mukaddese ve hadsiz iftihar-ı mukaddes vardır ki, hadsiz bir surette, hadsiz bir faaliyeti iktiza ediyor." (Mektubat, Yirmi Dördüncü Mektup, Birinci Makam, İkinci Remiz)

Bu cümle, Allah'ın kâinatta icra ettiği sürekli faaliyetinin arkasındaki mukaddes ve nurani hisleri insan fehmine yakınlaştırmak için harika bir izah sunar.

  • Kuvveden Fiile Çıkmak

Bu kavram, bir şeyin potansiyel halden (imkân / çekirdek) gerçeklik haline (meyve / netice) geçişini ifade eder.

Kuvve (Potansiyel): Bir tohumun içindeki ağaç olma programı bir kuvvedir. Bir bebeğin konuşabilme kabiliyeti bir kuvvedir. Henüz ortaya çıkmamış ama çıkmaya hazır kapalı bir güçtür.

Fiil (Gerçekleşme): Tohumun çatlayıp koca bir çınar olması, o kuvvenin fiile çıkmasıdır. Bebeğin büyüyüp fasih bir şekilde konuşması kuvvenin fiil haline gelmesidir...

  • Neden Faaliyet Gereklidir?

Kâinattaki her bir mahluk, Allah'ın onlara yüklediği gizli istidatları açığa çıkarmak ister. Bu süreçte mahluk, tekemmül eder. İşte bu gelişim ve potansiyelin gerçekleşmesi, mahlukat üzerinde büyük bir memnuniyet ve huzur hali oluşturur.

Bir çekirdek toprak altında hapsolmak yerine sümbüllenip çiçek açtığında, fıtri bir haz ve memnuniyet yaşar. Bir kuş, uçma kabiliyetini kullandığında kendi fıtratına uygun bir mutluluk duyar. Cümlede, mahlukatın bu tekemmülden doğan memnuniyetinin, o mahluku yaratan Zat-ı Rahman'a bakan yönü anlatılıyor.

  • Memnuniyet-i Mukaddese ve İftihar-ı Mukaddes

Burada "tabiri caizse" notu çok mühim ve kritiktir; çünkü Allah'ın halleri mahlukatınkine benzemez. Ancak biz anlamak için kendi dünyamızdaki kavramları kullanırız:

Bir sanatçı, yaptığı şaheser hükmündeki bir makinenin her bir parçasının tıkır tıkır işlediğini ve potansiyelini sergilediğini gördüğünde nasıl bir memnuniyet duyarsa; Allah da yarattığı eserlerin mükemmelleşmesinden ve görevlerini başarıyla yapmalarından, onun (c.c) kutsiyetine layık bir tarzda insanların menuniyetlerinden çok daha temiz ve nezih bir memnuniyet duyar.

İşte bu mukaddes memnuniyet ve iftihar duygusu, Allah'ın kâinatta durmaksızın, her an her şeyi yeniden yaratmasını ve faaliyet göstermesini gerektirir. Çünkü faaliyet hayattır, lezzettir; durgunluk ise ölümdür.

Özetle cümle şunu ifade ediyor: Allah, mahlukatını sadece yaratıp bırakmaz. Onların içindeki potansiyeli ortaya çıkararak onları mükemmelliğe sevk eder. Bu süreçten mahluklar memnun olur; mahluklar memnun oldukça da o memnuniyetlerin kaynağı olan Allah, kendi sanatı ve merhametiyle mukaddes bir tarzda iftihar eder. Bu durum, kâinattaki o dur durak bilmeyen muazzam yaratılış faaliyetinin asıl motor gücüdür.

- "Lezzet-i mukaddese", "şevk-i mukaddes", "sürur-u mukaddes", "memnuniyet-i mukaddes", "iftihar-ı mukaddes" gibi tabirleri açar mısınız?

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Okunma sayısı : 105
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...