"O memurlar, bazen acemi ve kaba bir nefere rast geliyorlar. Nefere, 'Silahını, atını teslim et. Sana izin vereceğiz.' diyorlar..." Temsili açar mısınız?
Değerli Kardeşimiz;
"O memurlar, bazan acemi ve kaba bir nefere rastgeliyorlar. Nefere, 'Silâhını, atını teslim et. Sana izin vereceğiz.' diyorlar. Nefer onlara diyor:
'Ey efendiler! Sizi tanımıyorum. Ben devletin askeriyim, padişahın hizmetindeyim. Sonra huzuruna çıkacağım, yanına döneceğim. Eğer onun izin ve rızasıyla gelmişseniz, baş ve göz üstüne. Yok, cesaretimi tecrübe için emretmiş de rızası yoksa, yanlış geldiniz. Bendeki emanetini muhafaza ve sultanımın haysiyetini himaye yolunda bütün kuvvetimle sizinle müdafaa edeceğim.'." (Nur'un İlk Kapısı, On Birinci Ders)
Bu temsil, Risale-i Nur Külliyatı'nda insanın dünya hayatındaki vazifesini, ölümü ve sahibine karşı sorumluluğunu anlatmak için kullanılır. Metindeki her bir unsur, aslında hayatın ve imanın derin bir hakikatini simgeler. Konuyu daha rahat zihninde canlandırabilmek için parçaları sırasıyla inceleyelim:
Padişah / Sultan: Alemlerin Yaratıcısı, mülkün gerçek sahibi olan Allah'tır.
Memurlar: Allah'ın askeri hükmündeki melekler, hastalıklar, musibetler vs.
Asker (Nefer): Allah'a iman etmiş, ona kul ve memur olmuş insandır. Acemi ve Kaba Nefer denmesi ise, Padişahın emri ve himayesinden başka kimseyi tanımayan anlamındadır.
Silah ve At: İnsana emanet edilen akıl, irade, hayat, ruh ve beden gibi kıymetli cihazat ve kabiliyetlerdir.
Temsilin Anlamı ve Verilmek İstenen Ders
Bu misal, ölüm anında veya hayatın zorlukları karşısında müminin takınması gereken tavırları özetler:
Hakiki Sahibi Bilmek: Ölüm meleği veya ölümün getirdiği o korkutucu durumlar insanın kapısını çaldığında, imansız bir insan her şeyini kaybetmenin korkusuyla şoke olur. Fakat bilinçli bir mümin, o gelenlerin (ölüm ve kabir) kendi amirinin (Allah'ın) emir eri olduğunu bilir.
Emanete Sahip Çıkmak: Askerin "Sizi tanımıyorum, ben padişahın askeriyim." demesi, müminin Allah'tan başkasına boyun eğmeyeceğini, ruhunu ve bedenini sadece onları Hak yolunda kullanmak üzere emanet aldığını gösterir. "Silahını ve atını teslim et." diyenlere karşı çıkması, hayatını ve imanını gaflete veya batıla teslim etmeyeceğini ifade eder. Hastalık ve musibetler karşısında Allah'ın verdiği hayat emanetine karşı çok saygılı ve temkinli davranıp, muhafazası yolunda her türlü tedbiri almaya gayret eder.
İlahi Rıza: Askerin "Eğer padişahın izniyle geldiyseniz baş üstüne, ama yoksa sizi tanımam." sözü çok önemlidir. Mümin ancak Allah'ın rızasına ve emrine teslim olur. Ölüm Hak'tan geliyorsa boynu kıldan incedir (baş göz üstüne); fakat gayrimeşru bir baskı, inkâr veya vesvese ise bütün gücüyle ona direnir.
Haysiyeti Himaye Etmek: "Sultanımın haysiyetini himaye edeceğim." demek, kulun Allah'a olan sadakatidir. Emanetine ihanet etmeyerek, o imanı son nefese kadar koruyacağını ve Rabb'inin huzuruna o onurla çıkacağını, bu uğurda mücadele edeceğini belirtir.
Özetle: Bu misal, insanın dünyada başıboş olmadığını, sahip olduğu her şeyin birer emanet olduğunu ve ölüm geldiğinde bu emanetleri sadece onların gerçek sahibine (veya onun rızasına uygun olarak) teslim edebileceğini, bunun dışındaki hiçbir zorbalığa veya vesveseye boyun eğmemesi gerektiğini anlatır.
İlave bilgi için tıklayınız:
- "Acemi nefer" tabirinden ne anlamalıyız?
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü