"Nümune-i ekber ve âzamları olan âlem-i misal, hava ve su unsurlarının, hususan nutfelerin suyu ve toprak unsurunun pek fevkinde daha ziyade..." İzah eder misiniz?
Değerli Kardeşimiz;
"Hem Levh-i Mahfuzun, hem âlem-i misâlin iki ciheti ve iki küçücük nümunesi ve iki noktası, insanın başında olan kuvve-i hâfıza ve kuvve-i hayaliye, mercimek küçüklüğünde iken, bir büyük kütüphane kadar, hiç karıştırmayarak kemâl-i intizamla içlerinde yazılması kat'î ispat eder ki, o iki kuvvenin nümune-i ekber ve âzamları olan âlem-i misal, hava ve su unsurlarının, hususan nutfelerin suyu ve toprak unsurunun pek fevkinde daha ziyade hikmet ve irade ile ve kalem-i kader ve kudretle yazıldıklarını ve hiçbir cihetle tesadüf ve kör kuvvetin ve sağır tabiatın ve câmid, hedefsiz esbabın karışması yüz derece muhal ve hiçbir vecihle mümkün olmadığını, Hakîm-i Zülcelâlin kalem-i kader ve hikmetinin sayfası olduğu, ilmelyakîn ile kat'î bilindi."(1)
Burada, "Her şeyi toprak, hava, su ve ateş, yani tabiat yapıyor" diyenlerin fikirleri çürütülüyor. Hava zerrelerinin mazhar olduğu o muazzam hikmetli işler, nasıl hava unsuruna verilemez ise; aynı şekilde toprak zerrelerinin mazhar olduğu o muazzam ve hikmetli işleri de toprağa verilemez. Zira toprak eli ile gelen o muazzam bitki ve hayvanat; toprağın pek fevkinde ve çok üstündedir. Basit ve tatsız toprağın o sayısız bitki ve hayvanatı icat edip yaratması kabil ve mümkün değildir denilmek isteniyor.
Yani sebeb gayet âdi ve basit iken, o sebebten çıkan neticeler çok harika ve gayet yüksektir. Öyle ise sebebin o neticeyi icad ettiğini düşünmek safsata olur. Burada toprak sebeb, onun fevkinde olan neticeler ise müsebbebtir.
"Şu kâinat yüzünde serpilen masnuatın kemâl-i intizamları ve kemâl-i mevzuniyetleri ve kemâl-i ziynetleri ve icadlarının suhuleti ve birbirine benzemeleri ve bir tek fıtrat izhar etmeleri, nasıl ki bir Sâni-i Hakîmin vücub-u vücudunu ve kemâl-i kudretini ve vahdetini gayet geniş bir mikyasta gösteriyorlar. Öyle de câmid ve basit unsurlardan hadsiz ve ayrı ayrı ve muntazam mürekkebâtın icadı, mürekkebat adedince yine o Sâni-i Hakîmin vücub-u vücuduna şehadet ve vahdetine işaret etmekle beraber,.."(33. Söz, 7. Pencere)
Bir tarlanın her tarafına tohum serpilmesi gibi dünya tarlasına da yüzbinlerce tür bitki ve milyonlarca tür hayvan serpilmiş bulunuyor.
(1) bk. Emirdağ Lâhikası-I, 202. Mektup.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü