Kur’an’daki her şeyi herkesin görememesini ve muhtelif derecelerde (sarahaten, işareten, remzen, ibhamen, ihtar tarzında) bulunmalarını biraz açabilir misiniz?
Değerli Kardeşimiz;
Sarahat, nassın bir manaya açıkça delalet etmesidir. İşaretin ise remz, ima, telvîh, telmih gibi çeşitli dereceleri vardır.
Lügatte işaret için, “bir şeyi kaş, göz, el, parmak, baş ile göstermek” manası verilir.
İma; işaretle ve dolaylı olarak anlatma demektir.
Remz de ima gibi, işaretle anlatma, gizli ve kapalı bir surette söyleme manasına gelir.
Telvîh; kinaye türünden ifadeler için kullanılır. “Filancanın mutfağının külü çok.” denilerek, o evde çok yemek piştiğini ima etmek gibi.
Telmih ise, yine kapalı, imalı söyleme, açık söylememe, bir veya birkaç kelimeyle, bir atasözüne, fıkraya, kıssaya imada bulunma manalarında kullanılır.(1).
Görüldüğü gibi bu kelimelerin hepsi sarih manaya göre kısmen kapalılık arz ediyorlar. Yukarıdaki tertibe göre, bu kapalılık gittikçe artmakta, mana inceliği daha da derinlik kazanmaktadır.
Bakışla bir şeye işaret etmek, göz kırpmaya göre daha gizlidir. Göz kırpma ise baş ile yapılan bir işarete göre daha gizlidir. Bu da el ile yapılan işarete göre daha gizlidir.
İşte, bir ifadede bulunan çeşitli manalar da böyledir. Bir kısmı, kendini açıkça gösterir. Bu mana sarih manadır. Kimi mana ise, sanki elini kaldırıp “Ben buradayım, beni de gör.” der. Bu mana ise işari manadır.
Bir misal:
İhlas suresinde geçen “O doğurmadı ve doğurulmadı.” ayetinin sarih manası bellidir. Nur Külliyatı'ndan Lemeat’ta bu ayetin “tagayyür, tenasül, tecezzi edenlerin, Hz. İsa (as.) ve Hz. Üzeyr’in (as.), keza melâikelerin, sebeplerin, tabiatın ve ukul-u aşere safsatasında dile getirilen on aklın” ilahlıklarının da bu ayetin işari ve remzi manalarıyla reddedildiğine dikkat çekilir.
Hangi işaretlerin remiz derecesinde, hangilerinin ondan daha gizli olan ima, telvih ve telmih derecelerinde olduklarını kesin olarak ayırmak güçtür. İhlas suresindeki söz konusu ayetin işari mânalarını, tahmini olarak, şöyle sıralayabiliriz:
- Doğuranlar ve doğanlar ilah olamazlar: İşari mana.
- Hazret-i İsa ve Hz. Üzeyirin (as.) ilahlıklarını red: Remz.
- Meleklerin Allah’ın kızları oldukları vehmini red: İma.
- Tabiattaki sebeplerin ve onlardan doğan varlıkların ilahlıklarını red: Telvih.
- Ukul-u aşere safsatasında akl-ı evvelin akl-ı sâniyi, onun da akl-ı sâlisi vs. yarattığı vehmini red: Telmih.
İlk paragraftaki “ibhâmen” ifadesinden işaretin çeşitlerinin anlaşılması mümkündür. Çünkü işaretlerde bir müphemlik yani kapalılık söz konusudur. Keza bu kelimeyle, zamanla ortaya çıkacak olan bir takım fiziki ve teknik gerçeklerin veya tarihi hadiselerin kapalı bir surette zikredilmiş olmaları da kastedilebilir. Zamanı gelince hadiselerin bu müphemiyeti ortadan kalkar, hakikat ortaya çıkar.
“İhtar”a gelince, bu diğerlerinden biraz farklıdır. Kalbe ihtar edilen bir meselede sezilmesi çok güç olan bir hakikatin ilahi bir lütuf olarak hatıra getirilmesi söz konusudur. Mesela, bazı ayetlerin cifir hesabıyla istikbalden haber vermesi, ayetlerin işari manalarıyla değil, ilahi bir ihtar ile bilinir. Nur Külliyatı'nda bunun çok misalleri vardır.
1) bk. Devellioğlu, Osmanlıca-Türkçe Lügat.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü