"Kur’ân-ı Hakîm, şu Kur’ân-ı Azîm-i Kâinatın en âli bir müfessiridir." cümlesini izah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Tefsir: Gizli bir manayı aşikâr etmek ve açıklamak demektir. Bu işi yapana "müfessir" denilir. Kur’ân, tefsirin bu manasıyla, şu kâinat kitabının bir müfessiridir.

Üstadımız, Kur’ân’ın şu kitab-ı kâinatın bir müfessiri olması meselesini şöyle izah ediyor:

“Kur’ân-ı Hakîm şu kâinattan bahsediyor, tâ Zât ve sıfat ve esmâ-i İlâhiyeyi bildirsin. Yani bu kitab-ı kâinatın maânîsini anlattırıp, tâ Hâlıkını tanıttırsın. Demek, mevcudata kendileri için değil, belki mûcidleri için bakıyor.”(1)

“Kur’ân-ı Kerim’in kâinattan yaptığı bahis tebeîdir, kasdî değildir. Yani ligayrihidir, lizâtihî değildir. Yani Kur’ân-ı Kerim, Cenab-ı Hakk’ın vücud, vahdet ve azametine istidlâl sûretiyle kâinattan bahsetmiştir. Yoksa kâinatın bizzât keyfiyetini izah etmek için değildir.”(2)

Demek, Kur’ân’ın şu kitab-ı kebirin müfessiri olması şu manalara gelmektedir:

· Kur’ân, şu âlemde tecelli eden ilahî isimlerden ve sıfatlardan bahseder ve her mahlûkun esmâ ve sıfat-ı İlahiyeye nasıl ayine olduklarını beyan eder.

· Kur’ân, mahlûkların Allah’ın varlığına ve birliğine olan şehadetlerini izah eder.

· Kur’ân, mahlûkların yaptıkları ibadet ve tesbihi izhar eder. Ve insana ibadet görevini talim eder.

İşte Kur’ân, bu ve benzeri cihetlerle, kâinatın ve içindeki mahlûkatın mânasını bizlere ders vermekte ve âdeta kâinatın bir müfessiri olmaktadır.

Dipnotlar:

(1) bk. Sözler, On Dokuzuncu Söz.
(2) bk. İşaratü'l-İ'caz, Bakara Sûresi 23-24. Âyetlerin Tefsiri.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Yazar:
Kategorileri:
Okunma sayısı : 7.761
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

Ziyaretçi (doğrulanmadı)

"Kur’ân, şu âlemde tecelli eden ilahî isimlerden ve sıfatlardan bahseder ve her mahlûkun esmâ ve sıfat-ı İlahiyeye nasıl ayine olduklarını beyan eder."

Cümleniz için Kur'an'dan örnek ayetler verebilir misiniz?

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Sorularla Risale

"Eğer yerde ve gökte Allah’tan başka ilâhlar olsaydı, kesinlikle ikisinin de düzeni bozulurdu. Demek ki, Arş’ın Rabbi Allah, onların nitelemelerinden uzaktır, yücedir."(Enbiya Suresi, 21/22)

"Allah’tır gerçek İlah, O’ndan başka yoktur ilah. O melik’tir, kuddûs’tür, selam’dır, Mü’min’dir, müheymin’dir, aziz’dir, cebbar’dır, mütekebbir’dir. Allah, müşriklerin iddialarından münezzeh ve yücedir. Allah o gerçek İlahtır ki halık’tır, bârî’dir, musavvir’dir.  Hasılı, en güzel isimler ve vasıflar O’nundur. Göklerde ne var, yerde ne varsa hepsi O’nu tesbih ve tenzih eder. O, Azizdir, Hakimdir." (Haşir Suresi, 59/23-24)

"Rahman Kur’ân’ı öğretti. İnsanı yarattı, ona konuşmayı öğretti. Güneş ve ay bir hesap ile hareket ederler. Yıldızlar ve bitkiler hep secdededirler. Göğü bu âhenkle O yükseltti ve bu mizanı koydu ki siz de ders alıp ölçü dışına taşmayasınız. Öyleyse siz de tartıyı adaletle yapın, sakın teraziyi, dengeyi aksatmayın. Allah yeryüzünü de canlı yaratıklar için alçaltıp döşedi. Orada meyve çeşitleri, salkımlarla dolu hurma ağaçları, saplı ve yapraklı hububat ve hoş kokulu bitkiler vardır.  O halde Rabbinizin nimetlerinden hangi birini inkâr edebilirsiniz?"(Rahman, 55/1-13)

Kur’an’ı baştan sona tahkik ettiğimizde hem tevhide dair delilleri hem İlahi isimleri hem mahlûkatın lisan-ı hal ve lisan-ı kal ile yapmış oldukları tesbih ve zikirleri, hem eşyanın ne için yaratılıp ne maksada hizmet etmekte olduğunu çok açık bir dil ile bize talim ettiğini görürüz.

Bizim burada bütün ayetleri teker teker incelememiz mümkün değildir, birkaç tanesini yukarıda numune olarak zikretmekle yetiniyoruz.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Yükleniyor...