"Ve o kitab-ı hikmet, o derece hakikatle bağlı ve hakikatten medet alıyor ki, büyük Kitab-ı Mübînin bir nüshası olan Kur’ân-ı Hakîm şeklinde ilân edildi." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Üstat hazretleri “İmam-ı Mübîn ve Kitab-ı Mübîn, Levh-i Mahfuz'un birer defteri, İlâhî ilmin birer unvanıdırlar.” buyurur.

Ezelden ebede, olmuş ve olacak her şey Cenab-ı Hakk’ın ilmindedir. Şu uçsuz bucaksız kâinat, Allah’ın kudretine ayna olduğu gibi, levh-i mahfuz da O’ nun ilmine ve hıfzına ayinedir.

Birçok tefsir âlimi "Yaş ve kuru ne varsa, hepsi apaçık bir kitapta (kitab-ı mübîn’de) yazılmıştır." (En'âm, 6/59) âyeti kerîmesinde geçen kitabın Kur’ân-ı Hakîm olduğunu beyan etmişlerdir. Üstadımız Bediüzzaman Hazretleri de Sözler adlı eserinde,

“Bir kavle göre Kitab-ı Mübîn, Kur’an’dan ibarettir. Yaş ve kuru, her şey içinde bulunduğunu, şu âyet-i kerime beyan ediyor. … ” buyurmuştur.

“Büyük Kitab-ı Mübînin bir nüshası olan Kur'ân-ı Hakîm” ifadesinden hareket ederek kitab-ı mübini de harflerden, kelimelerden meydana gelen bir büyük kitap olarak düşünmek doğru olmaz. Her şey Allah’ın ilminde kelimesiz olarak bulunur. Üstadımızın beyan ettiği gibi Kur’an “bir tenezzülat-ı İlâhî” olarak insanların ders alacağı bir şekilde inzal edilmiştir. Yoksa Allah’ın kelam sıfatı kelimesizdir. Üstadımız mahlûkat için “kelimat-ı kudret” ifadesini kullanır. Her mahlûk bir kudret kelimesidir ve bu sıfatın bir tecellisidir, fakat kudretin kendisi değildir. Kudret sıfatı kendini kudret kelimelerinde gösterir. Aynen öyle de kelam sıfatı da kendini vahiylerle, ilhamlarla gösterir. Kur’ân-ı Hakîm, Cenab-ı Hakk’ın kelam sıfatıyla insanlarla konuşmasıdır. Allah, aynı sıfatla meleklerle de konuşur ve sevgili kullarının kalbine bazı hakikatleri ilham da eder.

Vahiy gibi ilham da kelimesizdir. Kelimeler, kalbe ilham edilen bir hakikatin akıl yoluyla kelimelere dökülmesinde devreye girerler.

İşte kitab-ı Mübin de Allah’ın ilminin bir unvanıdır. Ve Allah’ın, varlığını, birliğini, esmâ ve sıfatlarını Kur’ân ile insanlara bildirmesi Kur’ânın da kitab-ı mübinin bir nüshası olduğu şeklinde ders verilmiş bulunuyor.

Mazide Kur’anın mahlûk olup olmadığı şeklinde münazara ve münakaşalar olmuştur. Yetkili ulema buyurmuşlardık ki, “Kur’ânın yazıldığı kâğıt ve mürekkeb mahlûktur, ama kendisi kelam sıfatından gelmiştir; kudret sıfatıyla yaratılmamıştır ki mahlûk olsun.” Nitekim eşyanın İlâhî ilimdeki mahiyetleri de mahlûk değillerdir, yaratılarak ilim dairesinden kudret dairesine çıktıklarında mahlûk olurlar.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...