"Ve Kâinat Sultanının İsm-i Âzamına mazhar ve bütün esmâsına en câmi’ bir âyinesi, ve hitabât-ı Sübhâniyesine ve konuşmalarına en anlayışlı bir muhatab-ı hassı" İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Ve Kâinat Sultanının İsm-i Âzamına mazhar ve bütün esmâsına en câmi bir ayinesi,"

Peygamber Efendimiz (asm), “Bütün esmâya kemâl derecesinde ve itidal üzere mazhar” olan tek insandır. İtidal; “biri diğerinden daha ileri değil, hepsi son derece kemâlde” demektir. Aynı şekilde ism-i âzama da tam mânası ile mazhar olan en mümtaz ve müstesna bir mazhar-ı âzamdır. Allah’ın bütün isim ve sıfatlarına en mükemmel, en parlak ve en geniş ayna Habib-i Kibriya Efendimizdir. Allah’a en güzel muhatap ve en mükemmel kul da O’dur. Cenab-ı Hak en son ve en mükemmel kelamı olan Kur’an-ı Kerim ile Resulullah Efendimize hitap etmiştir.

İnsanın üstünlüğünün ve şerefinin bir ciheti de Cenab-ı Hakk’ın onu kendisine muhatap kabul ederek, Kur’an vasıtasıyla onunla konuşması ve kelâm sıfatını onda tecelli ettirmesidir. Cenab-ı Hak insanla konuşmayı çok sevdiği için beş vakit namazı emretmiştir. İnsan namaz vasıtasıyla günde en az beş defa Allah ile ulvî bir sohbet etmektedir. İnsan nafile ibadetler, dua, zikir ve Kur’an okumakla da Cenab-ı Hak ile mükâleme şerefine her an ve her yerde nail olabilir.

"Ve hitabât-ı Sübhâniyesine ve konuşmalarına en anlayışlı bir muhatab-ı hassı,.."

Sübhan; Allah’ın her türlü eksiklikler ve noksanlıklardan pak ve temiz olması demektir. Dolayısı ile O’nun hitap ve kelamı ve bu hitap ve kelama muhatap olan insanın da mükemmel ve kusursuz bir eser olması iktiza eder. Bu sebeple Allah, insanı ahsen-i takvimde yani en mükemmel bir kıvamda yaratmıştır.

Bazı filozofların insanı “Akıl sahibi bir varlıktır” diye tarif etmeleri insanın yaratılışındaki hikmetlere bakıldığında çok basit kalmaktadır. Çünkü o, kâinat kitabının âdeta bir fihristesi gibidir. İnsan, Allah’ın en aziz misafiri, en büyük eseri, en sevgili kulu ve en mümtaz mahlûkudur.

Allah, insana nihayetsiz bir istidat ihsan etmekle onu bütün mahlûkattan üstün kılmıştır. O, Allah’ın öyle büyük bir nakşıdır ki, dünyanın süsü, cennetin çiçeği olmuştur. Yüce Allah, onu sevdiği gibi meleklerine de sevdirmiş ve ona hürmet mânasında secde etmelerini emretmiştir. Çünkü Yüce Allah, dünya ve ahireti insan için, insanı da kendisi için yaratmıştır.

Onu sıfatlarının tecellisine ayine yapmış, kendisine muhatap kabul ederek, onunla konuşmuş ve sohbetiyle şereflendirmiştir. Acaba insan için bundan daha üstün bir muamele, daha âli bir makam ve büyük bir şeref düşünülebilir mi? Allah’ın insana ikram ettiği nimetler, akılları hayrette bırakacak kadar büyüktür.

Allah onu âleme sultan ve yeryüzüne halife tayin etmiş, bir ucu ezelde diğer ucu ebedde olan dünya ve ahireti onun için tanzim ve terbiye etmiştir. Allah, insanları en güzel surette yarattı, büyük bir istidat verdi, zahirî ve batınî duygularla donattı, maddî ve manevî en güzel nimetlere mazhar etti. Tâ ki insanlar, O’na iman ve ibadet etsinler, isimlerini ansınlar ve şükürle mukabelede bulunsunlar.

Hülasa, Sübhan kelimesi insanın mükemmel ve kusursuz bir san’at olduğuna bakıyor ve bu mânayı ifade ediyor.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...