İman yolunun vacip ve kolay olduğu, eğer eşyanın yaratılışı Allah’a verilmezse her bir şeyde uluhiyetin bütün sıfatlarının bulunduğunu farz etmek gerektiği konusunu genişçe açıklar mısınız?
Değerli Kardeşimiz;
“Kitab-ı kâinat ve kâinat sarayı” Nur Külliyatı’nda bu âlem için yapılan iki harika teşbihlerdir. Bu benzetmeler birçok hakikate kapı açıyor. Bunlardan sadece birisi üzerinde biraz duralım:
Bir kitaptaki hiçbir harf yahut kelime kendi kendine tesadüfen yazılmadığı gibi, bir sarayın hiçbir taşı da kendi kendine şekillenmez ve binadaki yerini kendi iradesiyle almaz.
Bir kitabın bütün bölümleri ve onlarda yer alacak konu başlıkları önceden tespit edilir. Bu çalışma bir bakıma kitabın kader planı gibidir. Bu plandan sonra kitabın telifine başlanır ve her bölümde yer alacak konular yine bir plan tahtında belirlenir. Daha sonra o bölümün yazımına başlanır. Aynı yol kitabın diğer bölümleri içinde tekrarlanır ve sonunda, ana ve tali bölümleriyle bir bütünlük gösteren faydalı bir eser ortaya çıkar.
Kâtibin varlığı kabul edilmediği takdirde bütün bu manaları kitabın harflerine yahut o harflerin yazıldığı mürekkep zerrelerine vermek gerekecektir. Yani, kitabın tümünde sergilenen ilmin her bir mürekkep zerresinde mevcut olduğu kabul edilecek, o zerrelerin kitap yazmayı irade ettikleri, kitabın planını da onların tespit ettiği, daha sonra kendilerinde bulunmayan bir kudretle o kitabı telif ettikleri vehmedilecektir.
Aynı mürekkep zerreleriyle hem ilahiyat, hem edebiyat, hem fizik, hem kimya kitapları yazıldığından o mürekkep zerrelerinin bu ilimlerin tümünü bildikleri kabul edilecektir.
İşte varlık âleminde boy gösteren her şey bir kitap gibidir. Bu birbirinden farklı milyonlarca tür kitabın mürekkebi atomlardır. Atomların birer harf olduğu ve kendileriyle yazılan kitaplarda hiçbir tesirleri olmayıp sadece Allah’ın birer memuru olarak vazife yaptıkları kabul edilmezse, her bir atomun, vazife aldığı her hücreyi, her organı,.. tanıması ve onlarla sergilenen farklı eserlerin tümünü önceden bilmesi ve ona göre şekillenmesi ve vazife yapması gerekecektir. Bu ise Üstad Hazretlerinin ifade ettiği gibi, “uluhiyete mahsus sıfatları her zerreye vermek” demektir.
Kitaptaki harfler yerine binadaki taşları koyduğumuzda, aynı misali kâinat sarayının tümü ve onda misafir edilen her varlık için de aynen tatbik edebiliriz.Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü
Yorumlar
Bir çiçeğin yetişmesinde sebepler dairesinde toprağın tam olarak vazifesi nedir. Bitkinin tohumundaki programı düşününce şöyle diyorum. Program tabi Allah'ın elinde de toprağın vaziyetini düşünürken kafam karıştı. Programda suyu ne kadar alacağını hangi mineral ve vitamini alacağını yazmıyor mu. Yani toprağın tam olarak sebepler dairesinde işi nedir. Allah'a vermez isek toprağın her zerresinde bütün Çiçekli ve meyvedarların adedince manevi fabrikalar ve matbaalar bulunması lazım diyor. O matbaalar ve fabrikalar zaten çekirdeğin programında yok mu
Bir fabrikanın bütün detaylarının bütün plan ve programlarının bir kitapta bir kılavuzda yazılmış olması fabrikanın işlemesi ve çalışması için yeterli bir sebep değildir o kitap ve klavuzu tek tek tatbik edecek mühendislere, ustalara ve işçilere ihtiyaç var kitapta yazılı olmakla iş bitmiyor.
Aynı şekilde incir çekirdeğinde incir ağacının bütün kodları, bütün detay ve incelikleri yazılı olarak var ama bu yazılı şeyleri hayata geçirecek tatbik edecek uygulayacak sonsuz bir ilim, irade ve kudret olmadan bu yazılar bir hiçtir. Yağmur olmadan çekirdek büyümez, güneş olmadan çekirdek beslenemez, toprak ve içindeki mineraller gelmeden çekirdeğin içinde ki program hayata aktarılamaz vesaire.
Çekirdeğin içindeki yazılım ve kodlar bir İlah gibi haşa güneşi tedbir ve idare ediyor, bulutları toplayıp yağmur yağdırıyor, toprak içindeki gerekli mineralleri celp ediyor diyebilirmiyiz asla ve kata diyemeyiz. Demek her bir tohumun içinde ki kodlama ve yazılımları hayata geçirecek tahakkuk ettirecek sonsuz ilim, irade ve kudret sahibi bir Allah’a ihtiyaç var. Zaten çekirdeğin içinde ki o karmaşık ve o muazzam yazılımı yazan çizende Allah yazının yazılması ve kendi haline bırakılması söz konusu değil.
Mesela incir çekirdeğinin içinde on gün güneşten ışık ve ısı alınması gerekiyor diye bir kodlama olsa bu kodun orada olması tek başına yetmiyor güneşinde on gün boyunca o fidana ısı ve ışık vermesi gerekiyor. Ya incir çekirdeği içinde ki gizemli bir kudret güneşi kendine itaat ettiriyor diyeceksin ya da o çekirdeği yazan Allah bütün kainatı ona musahhar ediyor diyeceksin bunun başka bir açıklaması söz konusu değil.
İncir çekirdeğinin ağaç olma serüveninde bütün kainat dolaylı dolaysız bir şekilde istihdam ediliyor her şey bir biri ile bağlı ve ilişkili kılınıyor hava, su, toprak, güneş vesaire hepsi çekirdekle uyumlu ve orantılı çalıştırılıyor bütün bunları yapmak için sonsuz bir ilim, irade ve kudret gerekiyor.